top of page
  • Yazarın fotoğrafıPOZİTİF İZ

Türkiyede Özel Sağlık Sigortası ve HIV

Öncelikle bu yazı, Özel Sağlık Sigorta Poliçesi sağlayan sigorta şirketlerinin, HIV ile yaşayan kişilere sağlık sigortası olanakları sunma konusundaki bakış açılarını ortaya koymayı amaçlamakta olup, erişilebilen bilgiler ve yaşanmışlıklara dayanmakta. Yazı, 2011 yılından bu yana tedavi altında, normal bir hayat sürdüren, kendi meslek dalında çalışmakta olan, Avrupa’da HIV alanında çalışan EATG (European AIDS Treatment Group) Derneği ve Türkiye’de Pozitif-İz Derneği üyesi tarafından kaleme alındı.


Öncelikle bazı kavramların açıklanması yararlı olacak. Kısaca bu kavramları tanımlamak gerekirse;


Sigorta 


"Sigorta," bir riskin olası mali etkilerine karşı koruma sağlayan bir finansal güvence veya sözleşme anlamına gelir. Sigorta, bir kişinin veya kurumun belirli bir riskle karşılaştığında, mali kayıplarını azaltmak veya telafi etmek amacıyla bir sözleşme yapmasını içerir. Sigorta, genellikle belirli bir prim ödemesi karşılığında sağlanır.


Özel Sağlık Sigortası


Özel Sağlık sigortası, bireylerin tıbbi giderleri ve sağlık hizmetlerini karşılamak amacıyla bir sigorta şirketi ile yaptıkları sözleşmeye dayanan bir sigorta türü. Sağlık sigortası, sigortalının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve olası sağlık maliyetlerini karşılamak için tasarlanmıştır. Özel Sağlık Sigortası’nın tek başına sunduğu olanaklar yanında, sosyal güvence altındaki bireylere sunulan Tamamlayıcı Özel Sağlık Sigortası türü de bulunmakta. Genelde, Tamamlayıcı Özel Sağlık Sigortası, devlet sosyal güvencesine sahip bireylerin, özel sağlık kurumlarında devlet sosyal güvencesinin ödemede bulunmadığı tutarı karşılamakta.


Özel Sağlık Sigortası sahipleri böylece ödedikleri prim ve edindikleri poliçeler kapsamında, sağlık hizmetlerinden yararlanırken, finansal açıdan da destek bulabilmekteler.


Ancak, Türkiye’de güncel olarak HIV ile yaşayanlar ya özel sağlık sigortalarından kesinlikle yararlanamamakta veya kısıtlı olanaklara sahipler. Sigortalının HIV ile yaşadığı, sigorta şirketi tarafından anlaşılması üzerine, sigortalı primlerini ödemiş olsa da, satınalmış olduğu sağlık sigortası poliçesi şartlarından yararlanamamaktalar.


Devlet, Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığı ile güvence kapsamı içindeki bireylere sağlık güvencesi sunmakta. Kapsam dışı olanlar ise, bu olanaktan da yararlanamamaktalar. Gelir yoksunluğu gibi şartlara bağlı olarak, yapılan değerlendirmeler sonrası belli bir prim karşılığında veya prim ödenmeksizin bu kapsama dahil olma şansı bulunmakta.


Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda yaşam hakkı, temel hak ve özgürlükler arasında önemli bir yer tutar. Türkiye'nin 1982 tarihli Anayasası, bu hakları düzenleyen bir dizi hüküm içerir. Yaşam hakkı, anayasa tarafından korunan temel bir haktır ve Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenmiştir.


Anayasa'nın 17. maddesi, "Yaşama Hakkı ve Kişi Dokunulmazlığı" başlığını taşır. Bu maddeye göre:


"Yaşama hakkı kişinin en tabii hakkıdır. Bu hak kimse tarafından ihlâl edilemez; hiçbir kimse, kime karşı olursa olsun, kasten öldürülemez.


Kişinin bedeni dokunulmazlığını korunur. Türk Devleti, insanın maddî ve mânevî varlığını geliştirmek ve yaşama hakkını korumak için çalışmalıdır."


Bu madde, her bireyin yaşam hakkına saygı gösterilmesi gerektiğini vurgular ve yaşama hakkının kasten ihlal edilemeyeceğini belirtir. Aynı zamanda bireyin bedeni dokunulmazlığının korunması gerektiğini ifade eder. Anayasa, devlete, bireyin yaşam hakkını geliştirmek ve korumak için sorumluluklar yükler.


Diğer yandan, Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Hakkı ise yine Anayasa’da güvence altına alınmıştır.  Bu hak, özellikle sosyal devlet ilkesi çerçevesinde düzenlenmiştir. Anayasa'nın 60. maddesi, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını, devletin ve toplumun bu hakkı koruma yükümlülüğünü ifade eder. Bu madde aynen aşağıdaki gibidir;


"Herkes, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirliliği ile mücadele etmek Devletin ve vatandaşın ödevidir.


Devlet, sağlık hizmetinin sunumunu düzenler ve denetler. Sağlık hizmetinin normları, planlaması ve denetimi Devletin görevidir. Ancak, bu hizmetler, sosyal güvenlik kurumları ve diğer kamu kuruluşları tarafından da yürütülebilir.


Devlet, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına karşı tedbir almak ve rehabilite edici hizmetleri düzenlemek, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek, bedence veya ruhen engelli vatandaşları korumak ve rehabilite etmek, yaşlıları ve çocukları korumak, gençleri kötü alışkanlıklardan korumak ve sporu teşvik etmek için gerekli tedbirleri alır."


Bu madde, devletin sağlık hizmetlerini düzenleme, denetleme ve sosyal güvenlik kurumları aracılığıyla sağlık hizmetlerine erişimi mümkün kılma sorumluluğunu belirtir. Ayrıca, çeşitli sağlık alanlarına yönelik tedbirleri ve koruma önlemlerini düzenler.


Bu hükümlerle birlikte, Türkiye'de sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı, Anayasa'nın genel prensipleri ve sosyal devlet anlayışı çerçevesinde değerlendirilir. Sağlık hizmetlerine erişim, vatandaşların temel bir haklarından biri olarak kabul edilir ve devlet, bu hakkı güvence altına almak için çeşitli politika ve uygulamaları hayata geçirir.


Birleşmiş Milletler, benimsediği 17 Sürdürülebilir Kalkınma hedeflerinden biri de sağlıklı olmayı hedefleyen 3 numaralı hedef olan, Sağlık ve Kaliteli Yaşam”dır. Bu kalkınma hedefi özetle şöyle; "her yaşta sağlıklı bir yaşamı sağlamak ve herkes için kaliteli yaşamı teşvik etmek". İlgili hedefler, küresel maternal ölüm oranını azaltmayı; yeni doğan ve çocuk ölümlerini önlemeyi; AIDS, tüberküloz, sıtma ve diğer bulaşıcı hastalıkların salgınlarını sona erdirmeyi; bulaşıcı olmayan hastalıklardan kaynaklanan ölümleri azaltmayı; madde kötüye kullanımının önlenmesini ve tedavisini güçlendirmeyi; trafik kazalarından kaynaklanan ölüm ve yaralanma sayısını yarıya indirmeyi; cinsel ve üreme sağlık hizmetlerine evrensel erişimi sağlamayı; evrensel sağlık kapsamını başarmayı; ve tehlikeli kimyasalların ve kirliliğin neden olduğu ölüm ve hastalık sayısını azaltmayı amaçlamakta.


2022 OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development) verilerine göre, Türkiye’deki yabancı ortakların sigorta sektöründeki oranı %50’nin üzerinde. 2022 yılı baz alındığında Türkiye, her türlü sigorta poliçeleri için toplam brüt prim ödemesi sıralamasında 22’nci. Bu gösterge doğal olarak poliçe sahipliliği ile doğru orantılı. Daha düşük nüfusa sahip ülkelerin de Türkiye’nin üzerinde olduğu düşünüldüğünde, sigorta sektörünün kendini geliştirmesi ve daha çok poliçe üretmesi ile ilgili kapasite ortada. Ancak bu kapasite henüz kullanılabilir seviyede değil. Bu durumda her bir  poliçe, toplam içinde büyük etki yaratacak. Verimlilik ve sigorta sektöründe sürdürülebilirlik açısından da daha büyük kitlelere ulaşma zorunluluğu da bulunmakta. Örneğin, Türkiye’nin üzerinde 17’nci sırada 2021 verilerine göre 640 bin nüfusa sahip Lüksemburg bulunmakta. ABD’nin hemen altında ikinci sıradaki 67.3 milyon nüfusa sahip Birleşik Krallık’da kişi başına 6.6 milyon USD brüt prim düşerken, Türkiye’de kişi başına 170 bin USD brüt prim düşüyor. 332 milyon nüfusa sahip ABD’de ise kişi başı brüt prim tutarı ise 15.5 milyon USD.


ABD’de HIV ile yaşayan kişiler özel sağlık sigortası elde edebiliyorlar. Bu hak, 2010 yılında yürürlüğe giren ve HIV ile yaşayanların özel sağlık sigortası talebinin sigorta şirketleri tarafından reddedilmesini ve üstelik daha yüksek prim talebini yasaklayan, “Ulaşılabilir Sağlık Kanunu” diye basitçe tercüme edebileceğimiz (The Affordable Care Act (ACA)) kanunca koruma altında. Bu kanuna göre;


  • Sigorta şirketleri, HIV ile yaşayanların özel sağlık poliçesi taleplerini reddedemez ve daha yüksek fiyatlar uygulayamazlar.

  • Sigorta planlarının, bireylerin sağlık statülerinden bağımsız olarak tüm bireylere sunulması zorunlu.

  • Hatta, poliçeler periyodik kontroller ve tüm HIV yönetimi ihtiyacı da dahil olmak üzere (HIV ilaçları vb) gerekli sağlık ihtiyaçlarını karşılamalıdır.


Birleşik Krallık’da ise (İngiltere, İskoçya, Galler, Kuzey İrlanda) tüm HIV kontrolleri ve HIV’in yönetiminde ve baskılanmasında kullanılan ilaçlar 6’şar aylık paketler halinde devlet tarafından karşılanmakta ve kontroller ve tedavi özel HIV kliniklerinde herhangi bir şart aranmaksızın herkese ve ücretsiz olarak gerçekleştirilmekte. Bunun yanında, HIV ile yaşayanlar dilediklerinde, 2010 yılında yürürlüğe giren “Eşitlik Kanunu“ (The Equality Act 2010) garantisi altında, özel sağlık sigortası edinebilmekte ve diğer tüm sağlık sorunları için özel sağlık sigortasından yararlanabilmekteler.


Aslına bakılırsa, Birleşik Krallık uygulaması, devlet tarafından HIV tedavisi ve antiretroviral ilaçların sağlanması açısından Türkiye uygulamasına yakın olsa da, Türkiye’de HIV ile yaşayanların özel sağlık sigortası edinmesi imkansız olup, aynı zamanda bu ihtiyacı regüle eden bir kanun bulunmamakta. Aynı zamanda, Türkiye’de Devlet’in sağladığı Sosyal Güvence belli şartlarla sağlanmakta olup, bu kapsama girmeyen vatandaşlar da bulunmakta. Nüfusun bir bölümü bu nedenle SGK güvencesi altında da değiller.


Tüm bu bilgiler ışğında, tedavi altındaki HIV ile yaşayanların, HIV ile yaşamayan kişiler ile aynı yaşam süresini yakaladığı ve aynı zamanda da bu iki grup arasında karşılaşılan sağlık sorunlarının aşağı yukarı paralellik gösterdiği de bilinen bir gerçek. HIV/AIDS kongrelerinde sıkça vurgulandığı üzere, tedavi altındaki HIV ile yaşayanların bulaştırıcılığı yok ve diğer insanlar gibi normal bir hayat sürerler ve hatta yaşam süreleri de 70 yılın üzerine çıkmış durumda.


HIV/AIDS ile ilgili bilgisizlik ve devamında önyargılar, sanıldığı gibi elde edilen diplomalarla ilgili değil. Ne yazık ki, çok eğitimli kişiler ve hatta tıp eğitimi görmüş kişilerde bile büyük önyargılar görülebiliyor. Sonuç olarak da, bilgi edinmek ve araştırmak yerine, toptan reddetme davranışı da sıkça görülen bir durum. Özel sigorta şirketlerinin HIV ile yaşayanlara özel sağlık sigortası sağlama konusunda direkt reddetmeyi seçmeleri de böyle bir davranış.


Data sağlamadan, riski sayısallaştırmadan ve ölçemeden, antiretroviral tedavi altındaki bir HIV ile yaşayanın özel sağlık sigortası talebini reddetmek insan haklarına, eşitlik anlayışına sığmamakla birlikte, vicdanla ilgili bir durum. Tedavi altındaki bir HIV ile yaşayanın, sigara içen bir kişiden daha fazla risk taşıdığını kim söyleyebilir? Yukarıda da belirtildiği gibi Türkiye’deki sigorta firmalarının ortaklarının yarısından fazlasının yabancı firmalar olduğu düşünüldüğünde, bu konuda data sağlama konusunda da zorluk yaşamayacakları da kesin.


Kimse özel sağlık sigortasından, antiretroviral ilaçların sağlanmasını beklemez, ancak her bir birey gibi HIV tedavisi dışındaki risklerin karşılanması normal olarak beklenebilir. Bilindiği üzere, sigorta riskleri, yaşa, cinsiyete, mesleğe, sağlıkla ilgili konulara göre tabii ki değişebilir. Bu durumda, HIV ile yaşayanlar için de sağlanacak bir özel sağlık poliçesi muhakkak bulunabilir.


Şunu belirtmek gerekirse, HIV ile 30 yıldan fazla bir zamandır yaşayanlar olduğu gibi, Türkiye’de de bu sürelere yakın HIV ile yaşayanlar bulunuyor. Şahsen ben tanımı 2011 yılında almış ve HIV ile yaşayanların hak savunuculuğu yapan yerel ve uluslararası dernek üyesi olan biri olarak, çok sağlıklı bir hayat sürmekteyim, mesleğimde çalışıp, herkes gibi normal bir hayat sürebilmekteyim. Üstelik, kendi yaşıtlarıma göre de gayet sağlıklıyım. Elli yaşını aşkın biri olarak da, HIV tanısı aldıktan sonra da bir ameliyat ihtiyacım olmadı, sağlık sorunlarım herkes gibi basit grip, soğuk algınlığı gibi durumlardı. Hiç bir kalp sorunu, kanser, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve buna benzer ne sağlık sorunu varsa, yaşamadım. HIV tedavim ve tedavimin yönetimi ile ilgili SGK desteğinden yararlanırken, iş hayatında çalışan yararına sunulan paket içindeki özel sağlık sigorta poliçelerine de sahip oldum. Önyargıların sertliği nedeniyle doğal olarak, HIV tanısı almadan önce yaşadığım bazı sorunlar dışında, HIV sorunumu belirtmedim. Zaten hiç kullanma ihtiyacım olmadı ve kullanmadım. Yani belki de, HIV ile yaşayan biri olarak, özel sigorta şirketi için diğer bireylerden daha karlı bir özel sigortalıydım.


Ülkemizde 2021 yılı sonu itibarı ile 32 bin kişinin HIV ile yaşadığı belirtildi. 2023 yılı sonu itibarı ile de sayının 70 bin kişiyi bulduğu da bazı ifadeler arasında. Bu kişilerin büyük çoğunluğu antiretroviral tedaviye öyle veya böyle erişebildiklerinden, viral yükleri baskılanmış olup, normal hayatlar süren ve büyük olasılıkla standart hayat süresini yakalayan kişiler olacaklar. Tüm bu HIV ile yaşayanların SGK güvencesi altında olduğu, bu nedenle antiretroviral ilaçların SGK tarafından karşılandığı kabul edildiğinde, ihtiyaç duyulan özel sağlık sigortası çeşidi sadece tamamlayıcı sağlık sigortası olacakt. Bu doğrultuda, 2023 yılı başında ortalama bir tamamlayıcı sağlık sigortasının 10 bin TL olduğu varsayıldığında, aynı yıl başı itibarı ile 700 milyon TL tutarında bir prim kapasitesi oluşmakta.


HIV ile yaşayan hiç bir birey, antiretroviral tedavi aldığı sürece AIDS safhasına varmayacak ve bu nedenle böyle bir özel sağlık desteğine ihtiyaç bulunmayacak. Özel sağlık sigorta firmaları kolayca bu bilgiyi doğrulayabilecek kaynaklara sahipler.


Enfeksiyon Hekimleri HIV gerçeğini çok iyi bilmekle birlikte, farklı dallardaki sağlık çalışanlarının bir kısmı için aynı şeyi söyleyemem. Devlet Hastaneleri’nde dahi basit ameliyat taleplerinin reddedildiği veya kaçınıldığını bizzat yaşamış biri olarak. HIV ile yaşayanların yaşam hakkı, sağlık hizmetlerine erişme hakkı, eşit vatandaşlık hakları konusunda alınacak çok yol olduğu açık. Aksi halde yaşanan hak ihlalleri ve insani olmayan uygulamaların sürmesi durumunda, büyük mağduriyetler yaratılmaya devam edecek.


Artık 1980’lerde yaşanan sorunların, bugüne yansımasını oluşturan önyargılardan arınma, HIV ve AIDS gerçeği konusunda aydınlanma gerekliliği bir mecburiyet haline geldi. Hukuki çerçevenin de, bu konuda ileri uygulamalara sahip toplumlar da örnek alınarak, yeniden düzenlenmesi gerekmekte. Sağlık kuruluşları ve sağlık kuruluşları ile ilgili tüm kurum ve firmalar, bunların içinde özel sigorta şirketleri de dahil olmak üzere, bu gerçeği kabul etmek ve bu gerçekle yaşamak gerekliliğini kabul etmeli, gerçekler ve gerçek veriler ışığında kendilerini düzenlemek ve prim ayarlamaları gibi uygulamalarla HIV ile yaşayanların da özel sağlık sigortasından yararlanmalarının önünü açmalılar.


Fatih Egelioğlu


166 görüntüleme1 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
hiv tdvisinde yeni dönem
bottom of page