Londra’daki HIV Pozitiflerde Yaygın Diyabet ve Gizli Şeker

40 yaş üzeri kardiyovasküler risk faktörü taşıyanlar ve lipodistrofi geçirmiş kişiler sağlık taramasından geçirilmelidir.

 

Güney Londra’daki büyük 3 HIV kliniğinde HIV tedavisi gören yaklaşık 3 kişiden birinin diyabeti veya gizli şekeri var, bununla birlikte International Congress on Drug Therapy in HIV Infection (HIV Glasgow) ‘da yapılan sunumda belirtildi ki Liverpool’daki bir HIV kliniği diyabet hastalarının %70’inin kan şekeri kontrolü hedeflerine ulaşamadıklarını tespit ettiler.

 

Araştırmacıların belirttiğine göre HIV ile yaşayan insanların tip 2 diyabetin ve dengede tutulmamış kan şekerinin riskleri hakkında daha fazla farkındalığa ihtiyaçları var.

 

Tip 2 diyabet yaşı ilerlemiş kişilerde en yaygın gözüken kronik sağlık sorunlarından biridir. Diabetes UK’in tahminine göre Birleşik Krallıkta yaşayan insanların yaklaşık %6’sı tanı koyulmuş veya henüz koyulmamış diyabet hastası. İyi kontrol edilmemiş kan şekeri; kalp krizi, böbrek yetmezliği, görüş kaybı gibi sonuçlara sebebiyet verir. İlerleyen yaşlarda ve Güney Asyalı, Afrikalı Siyahi ve Siyahi Karayipli ırka mensup insanlarda tip 2 diyabet olasılığı daha yüksektir.

 

King’s College Hospital’daki doktorlar ve Guy’s and St Thomas’s Hospital;  kliniklerde tedavi gören 338 HIV pozitif insandaki yüksek şeker seviyesinin ve tip 2 diyabetin yaygınlığını inceledi. Sonuçlar, kliniklerde tedavi gören insanların demografik durumunu belirledi: %49’u beyazdı, %31’i siyahi Afrikalı ve %17’si siyahi Karayipliydi. Yaş ortalaması 49’du ve %74’ü erkekti.

 

Tip 2 diyabetin yaygınlığı yüksekti: %15’i diyabetti (açlık kan şekeri >7.0 mmol/l) ve %17’sinde gizli şeker vardı (6.0-6.9 mmol/l). Tip 2 diyabetin yaygınlığı 40 ve üzeri yaş insanlarda oldukça fazlaydı. Buna karşılık 40-49 yaş arası kişilerin %14’ü diyabet ve %17’si gizli şeker hastalarıydı, hem 60-69 hem de 70-79 yaş aralığındaki insanlarda diyabet yaygınlığının %33 ve gizli şeker yaygınlığının %25'e yükseldiği görüldü.

 

10 yıllık kardiyovasküler risk QRISK2 puanlarının gizli şekerin varlığını öngörüp göremeyeceğini belirlemek için araştırmacılar gizli şeker tanılarını ve QRISK2 puanlarını bir arada incelediler ve 4 ve üzerinde puanların yüksek diyabet riskini %72 hassasiyetle ve %51 netlikle öngördüğünü buldular.

 

Araştırmacılar, güncel bir HbA1c ölçümü  yokluğunda; QRISK2 üzerinde kardiyovasküler risk puanı 4 ve üzeri olan 40 yaş üstü herkesin diyabet ve gizli şeker taraması yapması gerektiği sonucuna vardılar.

 

Lipodistrofi ve diyabet riski

 

Ayrıca, aynı araştırma grubu tip 2 diyabetin ilerlemesi ve süregelen veya geçmişteki lipodistrofi  arasında güçlü bir bağ olduğunu buldular.

 

Neden lipodistrofi hastalarında tip 2 diyabet oluşuyor? Antiretroviral tedaviye başladıktan sonra vücuttaki yağ dağılımındaki değişim  – kol ve bacaklardaki ve yüzdeki deri altı yağ azalımı veya karında iç organlarda yağ birikimi – bugünlerde daha nadir. Geçmişte, bu değişimler proteaz inhibitor bazlı  tedavi ile ilişkili olduğu düşünülüyordu, özellikle  nucleoside reverse transcriptase inhibitorler (NRTi) olan stavudine ve zidovudine ile birleşiminde.

 

Toplumda, diyabet hastalarının %22’sine lipodistrofi (yağ kaybı veya birikimi) tanısı koyulduğu analiz edilmiştir. lipodistrofi  ile yaşayan insanların diğerlerine göre tip 2 diyabet oluşu 2 kat fazlaydı, bu durum lipodistrofi tanısı koyulmuş kişilerin diyabet kontrolünden geçmesi gerektiğini gösteriyor.

 

Gözlem ve Denetleme

 

HIV klinikleri , hastalardaki diyabetin başarılı şekilde kontrol altında tutulduğunu nasıl gözlemliyorlar? The Royal Liverpool Hospital bu konudaki kendi performansını değerlendirdi ve diyabet hastalarının şeker ve kan basıncı kontrolünün idealin altında olduğu sonucuna vardı. 1123 HIV pozitifin dahil edildiği bir kohort çalışmasında, yaşa bağlı tip 2 diyabet yaygınlığının %3,4 olduğunu gördüler ve bu durum araştırmayı yapan kişilerin klinik popülasyonunda gerçeğin altında diyabet tanısı koyulduğundan şüphelenmelerine neden oldu.

 

60 diyabet ya da gizli şeker hastasından sadece %30’u HbA1c hedefine ulaşmıştı, üstelik %81’i ilaç kullanmasına rağmen. Kan basıncı kontrolü bu grupta daha iyiydi: Yüksek tansiyon hastası 35 kişiden 18’i kan basıncı kontrolü hedefine ulaşmıştı.  

 

Araştırma ayrıca, antiretroviral reçete yazımı konusunda sorunlar tespit etti. Tüm hastalar antiretroviral tedavi altındaydı fakat  60 diyabet hastasından 8’i abacavir alıyordu ve bu zaten yüksek risk altında olan bu hasta grubunun kardiyovasküler riskini daha da yükseklere çıkarıyordu.

 

19 hastadan böbrek yetmezliği ve diyabeti olan 4’ü böbreğe daha fazla zarar verme riski olan tenofovir disoproxil veya atazanavir ilaçlarından birini alıyordu.

 

HIV ile yaşayan kişilerin diyabetlerini yönetmek açısından pratisyen hekimlerle iletişim kurmak çok önemli: British HIV Association bu konudaki yönetimin, tekrarı önlemek için pratisyen hekimlerle işbirliği içinde yürütülmesi tavsiye ediyor. Pratikte bu şu anlama geliyor; pratisyen hekimler diyabet ve yüksek tansiyonun kontrol altında tutulması için günlük yönetimlerden ve reçete yazımından sorumlu olmalıdır. Değerlendirmelere göre diyabet veya gizli şeker hastalarının %97’sinin bir pratisyen hekimle iletişim kurduğuna dair kanıt vardır. 

 

Araştırmacılar şu sonuca vardılar: “Antiretroviraller tarafından sağlanan sağlıklı yaşam beklentilerinin gerçekleşmesi için HIV ile yaşayan kişilerde diyabeti daha iyi yönetmeliyiz. Bu, klinik uzmanlarının ve hastaların eğitilmesiyle veya HIV ve diyabet servislerinin birleşmesiyle mümkün olabilir.”

 

Referans: aidsmap.com

Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

© 2018 Pozitif-iz Derneği / İSTANBUL

 0535 519 54 95

  • Facebook App Icon
  • Twitter App Icon
  • Instagram Sosyal Simge