Akran Eğitiminin İlki 9-10 Şubatta İstanbul'da Gerçekleştirildi

Gilead Hayat Bulan Fikirler tarafından desteklenen HIV ile yaşayan bireylere yönelik "Akran Danışmanlığı, Kapasite Geliştirme ve Savunuculuk Eğitimleri Projesi’nin ilk eğitimi 9-10 Şubat 2019 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi.

5’i kadın, 20 katılımcı ile gerçekleştirilen eğitimin ilk günü proje koordinatörü Tekin Tutar'ın proje tanıtımı ile başladı. Tekin Tutar, projenin HIV ile yaşayan bireyleri fiziksel, hukuksal, psikolojik ve sosyal yönlerden güçlendirmeyi ve onların akranlarına da destek ve danışmanlık verebilecek bilgi birikimine sahip olmalarını amaçladığını belirtti. Eğitimin içeriğini ve eğitmen kadrosunda yer alanları uzmanları tanıttı ve projenin tamamlanması ile birlikte beklenen sonuçları paylaştı. Proje tanıtımı sonrasında katılımcıların kendilerini tanıtması ve eğitim anlaşmasını oluşturmak üzere Ayaz Yılmaz söz aldı.

 

Katılımcılardan eğitim ile ilgili beklentileri ve kaygılarını öğrenmek üzere birer sticker dağıtıldı. Doldurulan kâğıtlar panoya asılarak geri bildirimler tek tek okunarak grupla paylaşıldı. Böylece tüm katılımcılar birbirinin talep ve hassasiyetleri hakkında bilgi sahibi oldu.

 

Günün ikinci sunumu, Prof. Dr. Deniz Gökengin'in "HIV’in Tıbbi Boyutu" idi. Dr. Gökengin konuşmasında HIV'in fizyolojik yapısını, bulaş yollarını, mevcut tedavileri ve etkilerini detaylıca anlattı ve HIV ile enfekte kişilerin dikkat etmeleri gereken noktalara değindi. Tedaviye uyumun ve sağlığı bozacak alışkanlıklardan uzak durmanın yaşam kalitesi üzerindeki etkilerinin önemini belirten Gökengin, Belirlenemeyen-Bulaşmayan kavramına ilişkin de aydınlatıcı bilgiler paylaştı.

 

Eğitimimize katılmak üzere İngiltere'den gelen ve 1981 yılında HIV ile enfekte olan aktivist Benjamin Collins, HIV’in ilk çıktığı 80'li yılları ve o dönemdeki yarattığı şok etkilerini, bilgisizlik ile damgalanmanın ağırlığını paylaştı.  Ayrıca o yıllarda HIV ve AIDS hakkında hiç bir şey bilinmediğini, en önemlisi tedavilerin olmadığını, tanı alanların tam bir bilinmezin içinde olduğunu anlattı.

Bugün 71 yaşında (ve hala çok sağlıklı / fit) olan Collins, HIV ile yaşamanın ve sağlıklı kalmanın püf noktalarına da değindi. HIV pozitiflerin başta sigara kullanımı olmak üzere diğer maddelerin kullanımının olumsuz etkilerinin altını çizdi.

 

Günün ikinci yarısında, İngiltere'den gelen Rich Watkins ise 2016 yılında tanı aldığını, ondan öncesinde hayatında pek çok önemli nokta bulunduğunu, ancak HIV’in hayatına girmesiyle pek çok şeyin değiştiğini ve HIV’in yaşamının en önemli parçası haline geldiğini söyledi.

 

Birleşik Krallık'ta HIV ile yaşayanların yasalar çerçevesinde ayrımcılıktan nasıl korunduğunu anlattı. Londra’da bir klinikte akran danışmanı olarak çalışan Watkins, destek hizmetlerinin yarattığı olumlu etkileri paylaştı. Danışman olmasının kendisine de çok yardımcı olduğunu, kabullenmenin ve değişimin önce insanın kendisinden başladığını vurguladı. Başkalarından önce kişinin kendisini damgalanmanın önemli olduğunu ve öncelikle bunun aşılması gerektiğini belirtti. İngiltere’de benzer bir eğitim projesinde görev aldığını ve Türkiye’de de böyle bir eğitimin olmasının onu çok mutlu ettiğini belirtti.

 

Watkins, İngiltere'de askeriye mensupları hariç ve cerrahların da viral yükünün baskılanmış olma şartı ile, HIV pozitiflerin her işte özgürce çalışabileceğini ve hiçbir şekilde işverene bildirme zorunluluğu bulunmadığını anlattı. "Bireysel olarak bir damlayız, ama bir araya geldiğimizde okyanusu oluşturabiliriz." diyerek konuşmasını tamamladı. Ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

 

Av. Hatice Demir yaptığı “HIV, insan hakları ve ihlaller” sunumunda HIV ve AIDS’i insan hakları çerçevesinde değerlendirdi. Hak arama yollarını, hem alanda yaşanan ihlalleri örneklendirerek, hem de izlenmesi gereken adımları maddeleyerek anlattı.

 

Demir, kişisel verilerin kullanılması kanununu da ayrıca HIV bağlamında ele aldı ve hukuki zeminde hekimin, hastasını ret etme hakkının bulunmadığını da altını çizdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşınmış bazı dava örneklerini ve bu davalardan çıkan kararları paylaşarak sunumunu tamamlayarak gelen sorulara yanıtlar verdi.

 

Günün son oturumunda ise Yasin Erkaymaz, HIV tedavisine erişim ve HIV bağlamındaki bürokratik işlemler konularında katılımcıları bilgilendirdi. Askerlik, öğrenci yurtları, huzur evleri gibi alanlarda karşılaşılabilecek sorunları ve çözüm önerilerini anlattı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve Türkiye’de bulunan yabancıların sosyal güvenlik şemsiyesi altında HIV tedavilerine nasıl erişebileceği ve hangi durumlarda erişimin önünde engeller olduğunu ilişkin bilgiler verdi.

 

Eğitimin ikinci günü Psikiyatrist Dr. Meral Akbıyık’ın sunumuyla başladı. HIV tanısı almanın kişilerde ağır bir yük oluşturabildiğini belirtti ve bunun olası nedenlerini reddedilme korkusu, bulaştırıcılık korkusu, içselleştirilmiş utanç, mesleki sınırlamalar, seyahat sınırlamaları, hastalık ve sağlık korkuları olarak sıraladı. HIV’i öğrenmenin, gruba dahil olmanın ve önyargıları fark etmenin bu yükü hafiflettiğini, akran danışmanlığının benzersiz bir biçimde kişilerde HIV’in oluşturduğu yükü hafifletmeye yardımcı olduğunu ifade etti. HIV tanısı alanların verebileceği duygusal yanıtlara değinen Akbıyık, akran danışmanlarının psikolog ve psikiyatristlere hangi durumlarda yönlendirme yapmaları gerektiğini belirterek gelen soruları yanıtladı.

 

Günün ikinci sunumunu Uzm. Diyetisyen Ayşegül Bahar gerçekleştirdi. Genel beslenme ilkelerini anlatan Bahar, HIV pozitiflere özel bir beslenmenin olmadığı genel beslenme ilkelerinin HIV pozitifler için de geçerli olduğunu anlattı. Daha kaliteli ve sağlıklı olmak için beslenmede nelere dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Gıda-ilaç etkileşimlerinden bahsetti ve olası yan etkiler çerçevesinde özel beslenme koşullarının oluşabileceğinin altını çizdi.

 

Tekin Tutar’ın, HIV tarihçesi, epidemiyolojisi ve aktivizmi konulu sunumuyla devam edildi. Tutar, HIV’in ortaya çıkışını ve dünyayı nasıl etkilediğini tarihsel perspektiften aktardıktan sonra HIV’e ilişkin güncel epidemiyolojik bilgileri paylaştı. 90-90-90 küresel hedeflerden bahsetti, Türkiye’de son yıllarda yeni HIV enfeksiyonundaki artışına dikkat çekti. Türkiye’de HIV aktivizminin nasıl başladığı ve evrildiğini anlattı.

 

21 yıldır HIV ile yaşayan Sevgi Yılmaz (Kız Kulesiii) kendi tanı alma anını ve 'HIV' kelimesini ilk duyduğu an yarattığı etkiyi anlatarak sunumuna başladı. İleri AIDS evresinde, yatalak vaziyette tanı alan Yılmaz, tedaviler sayesinde sağlığını kısa zamanda nasıl geri kazandığını fotoğraflarla anlattı. 

 

Alanda yaşanan ihlal ve ayrımcılıkları gördükçe "Hiç kimse HIV pozitiflerin sahip oldukları hakları kullanmalarına engel olamaz" diyerek alanda nasıl bir savunucu olmaya karar verdiğini aktardı. 

 

Onlarca eğitime katılarak kapasitesini geliştirmesinin bir aktivistteki olumlu etkilerinin altını çizdi. Sunumuna konuşmacı ve eğitmen olduğu 100'ü aşkın etkinliklerden kolajlar ile devam etti. Konuşmasını HIV'in sağlıklı yaşama engel olmadığını, ancak bunun için katılımcılara hayatlarından sigarayı çıkartıp, sporu koymaları gerektiği tavsiyesinde bulunarak tamamladı. 

 

“Akran Danışmanlığı ve Vaka Yönetimi Eğitimi’nin ana odağı olan 'danışmanlık' verme ilkelerini ve 'iletişim tekniklerini' ise Çiğdem Şimşek anlattı. İster akranı olsun, ister olmasın danışmanlık vermenin temel ilkeleri ve tekniklerinin olduğunu anlattı. Sunumuna; nasıl ve hangi koşullarda danışmanlık verilir, kişi nasıl karşılanır, danışmanın dikkat etmesi ve hassas yaklaşması gereken durumlar hangileridir? Neleri sormamak ve söylememeliyiz? gibi başlıklarla devam etti.

Güne tiyatro tabanlı akran danışmanlığı eğitimi ile devam edildi. Katılımcılardan 2 kişi sahneye davet edilerek birinin akran danışmanı ve diğerinin yeni tanı almış danışan rolünü üstlenmesi istendi. Yeni tanı almış rolünü oynayan kişiye rolü yazılı olarak aktarıldıktan sonra performans gerçekleştirildi. Akran danışmanını canlandıran kişinin verdiği danışmanlık izlendi ve sonrasında ekipçe bu danışmanlıktaki doğru ve yanlışlar tartışıldı. Uygulama toplam 4 katılımcı ile 2 kez gerçekleştirildi ve verilen akran danışmanlıkları değerlendirildi. 

 

Bir sonraki bölümde ise katılımcılar 3 gruba ayrıldı, kendilerine yazılı verilen vakayı grupça tartışmaları ve bu vakayı nasıl yöneteceklerini belirlemeleri istendi. Grup çalışmalarının ardından grup sözcüleri vakaları nasıl yönettiklerini paylaştı ve tüm katılımcılarla her bir grubun vaka yönetiminin değerlendirilmesi yapıldı.

Please reload

Son Paylaşımlar
Please reload

© 2018 Pozitif-iz Derneği / İSTANBUL

 0535 519 54 95

  • Facebook App Icon
  • Twitter App Icon
  • Instagram Sosyal Simge