7. Türkiye EKMUD HIV Akademisi’ne Katıldık

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD) HIV/AIDS Çalışma Grubu tarafından düzenlenen 7. Türkiye EKMUD HIV Akademisi, 9–11 Ekim 2026 tarihleri arasında Diyarbakır Büyükşehir Öğretmenevi’nde gerçekleştirildi. HIV enfeksiyonunun tanı, tedavi, izlem ve güncel yaklaşımlarının ele alındığı akademi, 40 konuşmacı ve 200 katılımcıyı bir araya getirdi. Programda Pozitif-iz Derneği de yer alarak HIV ile yaşayan kişilerin sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştıkları sorunlara ilişkin saha deneyimlerini paylaştı ve HIV yönetiminde yaşanan hukuki sorunları gerçek yaşam örnekleri üzerinden ele alan bir sunum gerçekleştirdi.

Üç gün süren akademide HIV enfeksiyonunun tanı ve tedavi yönetimi, epidemiyolojide güncel durum, Türkiye’de ve dünyada takip stratejileri, eşlik eden hastalıkların yönetimi, ileri evre HIV olguları ve fırsatçı enfeksiyonlar gibi konular ele alındı. Olgu temelli tartışmalar ve farklı eğitim yöntemleriyle desteklenen programın son gününde ise HIV yönetiminde yaşanan hukuki sorunlar ve gerçek yaşam deneyimleri değerlendirildi.
Akademi programı, HIV bakımının yalnızca tıbbi tanı ve tedavi süreçlerinden ibaret olmadığını; yaşam boyu sağlık, tedaviye erişim, hukuki haklar ve HIV ile yaşayan kişilerin deneyimleriyle birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koydu.
POZİTİF-İZ’DEN SAHA DENEYİMLERİ

Akademinin 9 Ekim 2026 tarihli programında, “Rehberlerin Ötesinde Tanıdan Tedaviye HIV Yönetiminde Zor Anlar, Kritik Kararlar; Mentör Deneyimleri” başlıklı panelin ardından “STK Gözüyle: Tanıdan Tedaviye HIV Yönetiminde Karşılaşılan Güçlükler” oturumu gerçekleştirildi. Gülden Eser Karlıdağ’ın oturum başkanlığını yaptığı oturumda, Pozitif-iz Derneği’ni temsilen Çiğdem Şimşek konuşmacı olarak yer aldı.
Şimşek, konuşmasında HIV alanındaki gelişmeleri, HIV ile yaşayan kişilerin sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştıkları sorunlar ve derneğin saha deneyimleri üzerinden değerlendirdi. Pozitif-iz Derneği’nin HIV ile yaşayan kişilere ve yakınlarına yönelik akran desteği, psiko-sosyal destek ve hukuki danışmanlık çalışmalarından elde edilen deneyimlerin sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine katkı sunduğunu aktardı. Sivil toplumun yalnızca destek sağlayan bir yapı olmadığını; sahadan elde edilen deneyim, veri ve geri bildirimlerin sağlık politikalarının ve hizmet modellerinin geliştirilmesinde önemli bir kaynak oluşturduğunu vurguladı.
Erken tanı ve test hizmetlerine erişim

Konuşmada, Türkiye’de HIV tanılarının yıllar içinde artmaya devam ettiği ve bu tablonun değerlendirilmesinde yalnızca tanı sayılarına değil, test hizmetlerine erişime, farkındalığa ve erken tanının önündeki engellere de bakılması gerektiği ifade edildi.
Şimşek, sahada test hizmetlerine başvuru sırasında korku, utanç ve gizlilik kaygılarının öne çıktığını; “Bana gelmez” düşüncesinin de HIV testi yaptırmanın önündeki engellerden biri olduğunu aktardı. Erken tanının önündeki engellerin yalnızca tıbbi olmadığını, damgalama ve ayrımcılığın da kişilerin sağlık hizmetlerine ulaşmasını etkilediğini belirtti.
Bu çerçevede Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezlerinin (GDTM) yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çeken Şimşek, gizlilik ilkesini gözeten ve damgalamadan uzak hizmet modellerinin kişilerin test hizmetlerine daha güvenle başvurmasına katkı sunduğunu ifade etti. GDTM’lerin farklı grupların ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

HIV dostu sağlık hizmetleri ve tedaviye erişim
Şimşek, HIV ile yaşayan kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanırken gizlilik, ayrımcılıktan korunma ve etik sağlık hizmeti beklentilerini de gündeme getirdi. Sağlık çalışanlarının HIV konusunda doğru bilgiye sahip olmasının ve damgalayıcı olmayan bir yaklaşım sergilemesinin sağlık hizmetlerine duyulan güven açısından önem taşıdığını belirtti.
Tıbbi tedavinin yanı sıra akran desteği, psiko-sosyal destek ve hukuki danışmanlığın da HIV ile yaşayan kişilerin yaşamında önemli bir yeri olduğunu aktaran Şimşek, Pozitif-iz Derneği’nin bu alanlardaki çalışmalarını ve hak temelli savunuculuk faaliyetlerini paylaştı.

HIV ile yaşayan kişiler karar süreçlerinde özne olmalı
Şimşek, HIV alanındaki ulusal strateji ve politika belgeleri hazırlanırken sağlık profesyonellerinin yanı sıra HIV ile yaşayan kişilerin ve sivil toplum temsilcilerinin de karar süreçlerine katılması gerektiğini vurguladı. HIV ile yaşayan kişilerin yalnızca hizmetlerin hedef grubu olarak değil, politika ve uygulamaların oluşturulmasında söz sahibi olan ortak aktörler olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Sağlık çalışanları, kamu kurumları ve sivil toplum arasında ortak eğitimlerin, saha deneyimi paylaşımının, veri paylaşımının ve vaka yönlendirme mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çeken Şimşek, sahada karşılaşılan sorunların ve geliştirilen çözüm önerilerinin sağlık sistemiyle paylaşılmasının HIV hizmetlerini güçlendireceğini belirtti.
Konuşma, HIV alanında tıbbi yaklaşımın sosyal boyut ve insan hakları yaklaşımıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgusuyla tamamlandı.
HIV YÖNETİMİNDE HUKUKİ SORUNLAR VE HASTA HAKLARI
Pozitif-iz Derneği avukatı Av. Ahmet Rodi Polat, “Tanıdan Tedaviye HIV Yönetiminde Yaşanmış Hukuki Sorunlar: Olgularla Gerçek Yaşam Deneyimleri” başlıklı sunumunda, HIV alanında tanı, bilgilendirme, kayıt, tedavi ve sevk süreçlerinde karşılaşılan somut hukuki sorunları gerçek olgular ve mahkeme kararları üzerinden ele aldı.

Polat, sunumunda HIV ile yaşayan kişilerin sağlık hizmetlerine eşit ve ayrımcılıktan uzak erişimi, tıbbi mahremiyet ve kişisel sağlık verilerinin korunması, bilgilendirilmiş onam, HIV tanısının gizliliği, B=B bilgisinin hukuki değerlendirmelerde doğru kullanılması ve tedavi sürekliliğinin güvence altına alınması başlıklarının altını çizdi.
HIV statüsünün tek başına sağlık hizmetlerinden yararlanmanın, çalışmanın veya tedaviye erişimin sınırlandırılması için gerekçe oluşturamayacağını vurgulayan Polat, tıbbi kararların güncel bilimsel kanıtlara dayanması ve hukuki değerlendirmelerde somut tıbbi bulguların ve bireysel koşulların dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Sunumda ayrıca HIV ile yaşayan kişilerin sağlık bilgilerinin gizliliğinin korunmasının, sağlık hizmetlerine duyulan güven ve halk sağlığı açısından taşıdığı önem ele alındı. Tanı ve tedavi süreçlerinde mahremiyetin gözetilmesinin, erken tanıya ve tedavinin sürekliliğine katkı sağlayan temel unsurlardan biri olduğu vurgulandı. Polat, sağlık çalışanlarının hasta haklarını gözeterek bilimsel kanıtlara dayalı ve hukuken güvenli bir sağlık hizmeti sunabilmeleri için uygulanabilir öneriler de paylaştı.

7. Türkiye EKMUD HIV Akademisi’nde bilimsel bilgi, klinik deneyim ve saha çalışmalarının bir araya gelmesi, HIV alanında sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinde farklı aktörlerin deneyimlerinin birlikte ele alınmasının önemini bir kez daha ortaya koydu. Pozitif-iz Derneği olarak HIV ile yaşayan kişilerin deneyimlerinin sağlık hizmetlerine ve sağlık politikalarına yansıması, hak temelli yaklaşımın güçlenmesi ve ayrımcılıktan uzak hizmet modellerinin geliştirilmesi için çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz.

Davetleri için Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD)’na çok teşekkür ederiz.








