HIV Zor Değil, Hiç Zor Değil
- POZİTİF İZ
- 2 saat önce
- 4 dakikada okunur
Uzmanlar erken tanının önemine dikkat çekti
Pozitif-iz Derneği olarak paydaşı olduğumuz “HIV’den Güçlüyüz Platformu” kapsamında, 1 Aralık Dünya AIDS Günü öncesinde Gilead Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenen “HIV Zor Değil / Hiç Zor Değil” temalı basın toplantısına katıldık.
27 Kasım 2025 Perşembe günü The Stay Boulevard Nişantaşı Otel İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında; HIV alanında çalışan uzman hekimler, özne örgütleri ve diğer sivil toplum kuruluşları bir araya geldi. HIV testine erişimin kolaylaştırılması, damgalamanın azaltılması ve toplumda açık, bilim temelli bir diyaloğun güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Düzenli testlerin yaygınlaşmasının hem kişilerin yaşam kalitesini artıracağı hem de Türkiye’nin HIV kaynaklı sağlık yükünü azaltacağı ifade edildi.

Bilgi eksikliği ve damgalama geç tanıya yol açıyor
1980’lerde ortaya çıkan HIV, tıptaki ilerlemeler sayesinde bugün yönetilebilir bir kronik enfeksiyon haline geldi. Buna rağmen toplumda HIV ve AIDS’e ilişkin bilgi eksikliği, kişilerin test yaptırma konusunda çekingen davranmasına ve geç tanıya yol açıyor. Bu durum, hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından ciddi riskler doğuruyor. Basın toplantısında, bilim temelli, kapsayıcı ve sürekli bilgilendirme çalışmalarının artırılması gerektiği vurgulandı
HIV’de Bilgi Eksikliği ve Erken Tanının Önemi
Toplantının açılış konuşmasını Gilead Türkiye Genel Müdürü Deepshikha Kiyawat yaptı. Kiyawat, erken tanının sağlıklı, uzun ve üretken bir yaşam için belirleyici olduğunu, HIV ile ilgili en büyük engelin tıbbi değil; yanlış algılar, sessizlik ve duygusal bariyerler olduğunu belirtti. Bugüne kadar on binlerce ücretsiz ve anonim testle erken tanıyı desteklediklerini, kamu kurumları, sağlık profesyonelleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde testin erişilebilir ve damgalamadan uzak bir hizmet haline gelmesi için çalıştıklarını paylaştı.
Toplantıda ayrıca “HIV’den Güçlüyüz Platformu” bileşenleri olarak ortak mücadele, savunuculuk ve farkındalık faaliyetlerinin güçlendirilmesi konusunda kararlılık mesajı verildi.
Pozitif-iz Derneği: Yanındayız

Basın toplantısına Pozitif-iz Derneği’ni temsilen katılan aktivist Çiğdem Şimşek yaptığı konuşmada HIV ile yaşayanlara sağladıkları destekleri ve alanda yaşanan damgalanma ve ayrımcılıkları şu sözlerle aktardı;
“HIV tanısı alan kişiler çoğu zaman ilk anda büyük bir şok ve belirsizlik yaşıyor. Bu noktada akran danışmanlığı büyük önem taşıyor. Bizler tanıdan sonraki süreçte HIV ile yaşamlarını normalleştirmeleri için destek hizmetleri sağlıyoruz. Sevgili Gilead’ın desteği ile yürüttüğümüz bir telefon hattımız var. Bu hat bir HIV uzmanı, yani bir HIV pozitif kişi tarafından yanıtlanıyor. Ayrıca hat Türkçe-İngilizce ve Fransızca dillerinde hizmet veriyor. Bunun yanında, bireylerin karşılaştıkları hak ihlallerine karşı güçlenmeleri için iki gönüllü avukatımız ile hukuki danışmanlık ve yine bir gönüllü psikoloğumuz ile psikolojik destek sağlıyoruz. HIV ile yaşayan herkese her zaman ‘yanınızdayız’ mesajı ile sesleniyoruz.
Ülkemizde tıbbi olarak; tanıdan sonra viral baskılama ve takipte çok başarılıyız. Ancak enfeksiyon dışındaki branşlarda; özellikle cerrahi bölümlerde, diş hekimliklerinde HIV’e yönelik bilgi eksikliği ve önyargılar nedeniyle hala çok yaygın ihlaller yaşanıyor. Pozitif-iz Derneği olarak her yıl HIV ile yaşayan kişilerin maruz bırakıldıkları hak ihlallerini raporluyoruz. Her zaman ilk sırada sağlık kuruluşlarında – sağlık çalışanları tarafından uygulanan ihlaller karşımıza çıkıyor. Bunu ise ikinci sırada çalışma hayatı takip ediyor.
Diğer konuşmacı hocalar, HIV yayılımını durdurmak için Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS)’in belirlediği ‘95-95-95 Küresel Hedefleri’ne değindi; toplum genelinin HIV testi yaptırmasının (birinci 95), hemen tedaviye başlamanın (ikinci 95) ve viral olarak baskılanmasının – yani B=B statüsüne gelmesinin (üçüncü 95) önemine değindi.
Ancak son yıllarda bu Küresel Hedeflere bir dördüncü 95 daha eklendi. O da damgalanma ve ayırımcılığın engellenmesi. HIV ile yaşayan herkesin eşit, adil ve onurlu bir yaşam sürdürebilmesi. Bu ayrıca insanların HIV testi yaptırmasının önündeki engeli kaldıracaktır.”

Konuşmacılardan satır başları:
Prof. Dr. Serhat Ünal (HAKED- HIV AIDS Korunma ve Eğitim Derneği)
“HIV ile mücadelede en kritik adım, toplumda doğru bilgiyle farkındalığın artırılmasıdır. Kilit gruplarda düzenli tarama, erken tanı ve tedaviye yönlendirme hem bireysel sağlığı korur hem de toplumdaki genel HIV yükünü azaltır. Tıp alanındaki gelişmeler sayesinde HIV artık yönetilebilir bir enfeksiyondur; ancak damgalama ve bilgi eksikliği erken tanının önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.”
Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu (EKMUD- Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği)
“Toplumda HIV konusunda halen çok sayıda yanlış bilgi bulunuyor. HIV gündelik temasla, sarılmakla, aynı ortamı paylaşmakla ya da ortak eşya kullanımıyla bulaşmaz. En etkili korunma yöntemleri düzenli kondom kullanımı, düzenli test ve TÖP (Temas Öncesi Profilaksi) gibi modern korunma yaklaşımlarıdır. Yanlış kanılar damgalamayı beslediği için, bilimsel bilgiye dayalı iletişim ve sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi büyük önem taşıyor.”
Prof. Dr. Yeşim Taşova (GÜNİDER- Güneydoğu Nöroloji İnfeksiyon Derneği)
“HIV tüm kişileri etkileyebilir ancak toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve bilgiye erişimdeki sınırlılıklar kadınları ve genç kızları daha kırılgan hale getiriyor. Kadınlarda tanı gecikmesi sık görülen bir durum ve bunun en önemli sebepleri damgalanma kaygısı ve sağlık hizmetine erişimde zorluklar. Oysa gebelikte HIV doğru yönetildiğinde bebeğe bulaş neredeyse tamamen önlenebilir. Erken tanı hem kadınlar hem çocuklar için hayat kurtarıcıdır.”
Prof. Dr. Ömer Fehmi Tabak (HIVEND- HIV Enfeksiyonu Derneği)
“HIV bugün hala kontrol altına alınması gereken bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Bunun için en hızlı ve etkili strateji testin yaygınlaştırılması, erken tanı ve tedaviye erişimin güçlendirilmesi. Güncel tedaviler sayesinde HIV kontrol altına alınabilir bir enfeksiyon haline geldi ve bu tedavilere erişim, halk sağlığı açısından en önemli araçlardan biri.”
Prof. Dr. Ayşe Deniz Gökengin (ACYBHD- AIDS ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Derneği)
“HIV Testi ülkemizde tüm sağlık kuruluşlarında genel sağlık sigortası kapsamında olan kişiler için ücretsiz ve güvenle yapılabilir ve sonuçların gizliliği yasal olarak korunur. Dilenirse, (Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM)’lerde kimlik bilgilerini vermeden ve sağlık sigortası kapsamında olmayanlar için de ücretsiz olarak anonim testlere ulaşmak mümkün. Teste kolay erişim ve gizliliğin korunması erken tanının önünü açıyor ve toplum sağlığını güçlendiriyor.”
Prof. Dr. Asuman İnan (KLİMİK- Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği)
“Bilimsel olarak bugün biliyoruz ki tedavi ile viral yük baskılandığında HIV cinsel yolla bulaşmaz; bunu B=B yani ‘Belirlenemeyen = Bulaştırmayan’ şeklinde ifade ediyoruz. Bu bilgi hem damgalamayı azaltmak hem de HIV ile yaşayan kişilerin yaşam kalitesini artırmak açısından kritik öneme sahip. Sağlık hizmetine erken başvuru ve tedaviye bağlılık sayesinde HIV ile yaşayan kişilerin uzun, sağlıklı ve üretken bir yaşam sürmesi mümkün.”
Nurcan Müftüoğlu (TAPV- Türkiye Aile Sağlığı Planlaması Vakfı)
“Gençler bilgiye çok hızlı ulaşsa da güvenilir ve bilimsel bilgiye erişimleri sınırlı kalabiliyor. Cinsellik eğitiminin çoğu zaman tabu olması riskleri artırıyor. Okullarda kapsamlı sağlık okuryazarlığı programları, genç dostu hizmet modelleri ve sosyal medya üzerinden bilim temelli bilgilendirme hem gençlerin sağlığını güçlendirir hem de uzun vadede HIV epidemisinin seyrini olumlu yönde etkiler.”
Yağmur Şenoğuz (Pozitif Yaşam Derneği)
“Damgalama ne yazık ki hâlâ yaygın ve bu durum iş hayatından sosyal çevreye, sağlık hizmetlerine erişimden gündelik hayata kadar pek çok alanda etkisini gösteriyor. Bu stigmanın temelinde yanlış bilgiler ve toplumsal tabular yatıyor. Bilim temelli iletişim, medyanın doğru dili, topluma ve sağlık çalışanlarına yönelik eğitimler damgalamayı azaltmanın anahtarı. B=B mesajının yaygınlaşması ise hem kişilerin özgüvenini artırıyor hem de toplumdaki önyargıları kırıyor.”






