top of page

Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2025-2030 Yayımlandı

  • Yazarın fotoğrafı: POZİTİF İZ
    POZİTİF İZ
  • 2 Oca
  • 3 dakikada okunur

T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı, önümüzdeki beş yıl boyunca Türkiye’de HIV/AIDS alanında yürütülecek politika ve uygulamalara yön vermeyi hedefleyen temel çerçeve belgelerden biri olarak öne çıkıyor. Sivil toplum açısından bakıldığında Program, HIV ile yaşayan kişilerin ve kilit popülasyonların ihtiyaçlarının ulusal düzeyde tanınması ve bu ihtiyaçlara yönelik yapısal çözümler üretilmesi bakımından önemli bir referans noktası niteliği taşıyor.

 

Program, 2025 yılında Ankara’da, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Programı’nın “Koruyan, Gelişen ve Üreten Sağlık Modeli” doğrultusunda yayımlandı. Küresel ölçekte yeni HIV enfeksiyonları azalırken, Doğu Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu gibi bölgelerde —Türkiye’nin de içinde yer aldığı coğrafi yakınlık dikkate alındığında— yeni enfeksiyonların artış göstermesi, bu Programın hazırlanmasında belirleyici bir gerekçe oldu. Bu durum, ulusal düzeyde daha planlı, koordineli ve sürdürülebilir bir müdahale ihtiyacını ortaya koyuyor.

 

Programın temel amacı; Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS) tarafından belirlenen 95-95-95* Küresel Hedefleri ile uyumlu biçimde, HIV/AIDS’in 2030 yılına kadar bir halk sağlığı tehdidi olmaktan çıkarılmasını sağlamak olarak tanımlanıyor. Sivil toplum açısından bu hedefler; erken tanı, kesintisiz tedavi, ayrımcılıkla mücadele ve hak temelli sağlık hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi için önemli bir yol haritası işlevi görüyor.

 

Bu doğrultuda program, epidemiyolojik veriye dayalı, çok paydaşlı ve izleme-değerlendirme mekanizmalarıyla desteklenen bir yaklaşım benimsiyor.

 

Programın Temel Amaçları ve İçeriği

 

Kaynak, insan haklarını gözeterek hazırlanan üç temel amaç üzerine inşa edildi:

 

1.    Yeni HIV Enfeksiyonlarının Sayısını Azaltmak: Toplumun farkındalığını artırmak, korunma yöntemlerine erişimi kolaylaştırmak ve özellikle "kilit popülasyonlar" (erkeklerle seks yapan erkekler, trans bireyler, seks işçileri, madde kullanıcıları, göçmenler ve hükümlüler) için özel programlar geliştirilmesi hedefleniyor.Bu kapsamda, risk temelli değil hak temelli yaklaşımların benimsenmesi özellikle vurgulanıyor.

 

2.    Sağlık Hizmetlerinin Kapasitesini Geliştirmek ve Ölümleri Azaltmak: Tanı ve tedaviye eşit erişimi güvence altına almak, erken tanıyı teşvik etmek ve fırsatçı enfeksiyonların yönetimini güçlendirmek amaçlanıyor.

Program, HIV hizmetlerinin birinci basamak sağlık sistemine entegrasyonunu da uzun vadeli ve yapısal bir hedef olarak tanımlıyor.

 

3.    Ayrımcılığı ve Mahremiyet İhlallerini Önlemek: HIV ile yaşayan kişilere yönelik sosyal damgalamayı azaltmak, kişisel verilerin korunmasını sağlamak ve toplumsal düzeyde savunuculuk faaliyetlerini artırmak bu amacın temelini oluşturuyor. HIV statüsüne dayalı ayrımcılığın sağlık hizmetlerine erişimin önündeki en önemli yapısal engellerden biri olduğu açıkça kabul ediliyor.

 


Öne Çıkan Önemli Başlıklar

 

Programda özellikle şu noktalar dikkat çekiyor:

 

  • Belirlenemeyen = Bulaşmayan (B=B): Etkin tedavi ile viral yükü saptanamaz düzeye düşen kişilerin HIV’i korunmasız cinsel yolla bulaştırmayacağı bilimsel bir gerçek olarak vurgulanıyor; bu kavramın damgalamayı azaltmadaki kritik rolü belirtiliyor.


  • Önleyici Müdahaleler: Temas Öncesi Profilaksi (TÖP/PrEP) ve Temas Sonrası Profilaksi (TSP/PEP) uygulamaları için gerekli düzenlemelerin yapılması ve kondoma erişimin kolaylaştırılması eylem planına dâhil edildi.


    Bu müdahalelerin yaygınlaştırılmasında farkındalık çalışmaları ve sağlık personelinin bilgilendirilmesi öncelikli alanlar arasında yer alıyor.


  • Perinatal Geçişin Önlenmesi: Anneden bebeğe geçişi sıfıra indirmek için tüm gebelerin taranması ve HIV ile yaşayan annelere ücretsiz mama desteği gibi mekanizmaların geliştirilmesi hedefleniyor.


  • Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM): Anonim ve ücretsiz test imkânı sunan GDTM sayısının %50, buralarda yapılan test sayısının ise %100 oranında artırılması planlanıyor.


    Bu merkezlerin erişilebilirliğinin artırılması, erken tanı ve tedaviye yönlendirme açısından kritik bir araç olarak tanımlanıyor.

 

  • Sivil Toplum İş Birliği: Programda sivil toplum örgütlerinin ve topluluk liderliğindeki yapıların sürece dahil edilmesi; savunuculuk faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve kilit popülasyonlara erişimin artırılması açısından stratejik bir gereklilik olarak tanımlanıyor. Sivil toplumun saha deneyimi, HIV ile yaşayan kişilerle ve kilit popülasyonlarla kurduğu güven temelli ilişkiler ile programın başarısı açısından vazgeçilmez olduğu vurgulanıyor.

 

Programda, topluluk liderliğindeki organizasyonlar ve sivil toplum kuruluşlarının HIV ile yaşayan kişilerin ihtiyaçlarını en iyi anlayan, doğrudan temas kurabilen ve güven ilişkisi geliştirebilen aktörler olduğu açıkça ifade ediliyor. Bu yapılarla iş birliklerinin artırılmasının; HIV ile yaşayan kişilerin güçlenmesine, tanı, tedavi ve bakım hizmetlerine erişimin iyileştirilmesine, damgalama ve ayrımcılıkla daha etkin mücadele edilmesine ve savunuculuk çalışmalarının etkisinin artmasına önemli katkılar sağlayacağı belirtiliyor. Ayrıca toplulukların sürece doğrudan katılımının, geliştirilecek sağlık politikalarının kapsayıcılığını, sürdürülebilirliğini ve insan hakları temelli niteliğini güçlendirdiği vurgulanıyor.

 

Pozitif-iz Derneği olarak, Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı 2025–2030’da sivil toplum ve topluluk liderliğindeki yapıların açık biçimde tanınmasını ve sürecin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırılmasını son derece kıymetli buluyoruz. Sivil toplumun yalnızca uygulayıcı değil; danışılan, katkı sunan ve karar süreçlerine dâhil edilen bir paydaş olarak tanımlanması, programın etkisi ve sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip. Bu yaklaşım, HIV alanında sahayla uyumlu, kapsayıcı ve kalıcı çözümler üretilmesi için güçlü bir zemin oluşturuyor.


Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programını indirmek için: TIKLAYIN


 

*Küresel Hedefler; 1) Tüm dünya genelindeki insanların %95’inin test olması ve tanı alması, 2) Tanı alan HIV pozitiflerin %95’inin tedaviye erişmesi, 3) Tedaviye başlayan HIV pozitif kişilerin %%95’inin viral yüklerinin (HIV’in kandaki miktarının) ölçülemeyecek düzeye gelip baskılanması (yani Belirlenemeyen=Bulaşmayan seviyeye gelmesi), 4) Tanı alıp, tedaviye başlayan ve viral yükü baskılanmış olan HIV ile yaşayan kişilerin %95’inin sahip oldukları hakları damgalanma ve ayrımcılık yaşamadan, insan onuruna yakışır bir şekilde kullanabilmeleri.

 

hiv tdvisinde yeni dönem
bottom of page