• POZİTİF İZ

Covid-19 Döneminde HIV Tanısı Almak

En son güncellendiği tarih: Şub 11

Merhaba,


Ben Ferhat Kahraman. 24 yaşında Bir Üniversitede Önlisans Sağlık Öğrencisiyim. Birazdan anlatacaklarımı kesilen bir zeytin ağacının yeniden doğup yeşermesi olarak görüyorum. Zeytin ağacı efsaneleri anlatmakla bitmez. Bir efsaneye göre savaşçılar tarafından korunan bu ağaç, M.Ö.480'deki Pers işgalinde Akropolis'le birlikte yakılır. İşgalden sonra Akropolis yıkıntıları arasında kalan zeytin ağacı filizlenir ve yeniden canlanır.


13 Ocak 2020'de HIV ile enfekte olmadan 1 hafta önce gördüğüm bir rüyayla başladı benim hikâyem.


Gece karanlığında denizin ortasında, bir yanımda kız kulesi diğer yanımda Üsküdar sahili duruyor, bata çıka bana yakın duran kız kulesine doğru yüzüyordum. Yüzlerini anımsayamadığım bir grup insan elimden tutup çıkarıyorlardı denizden. Normalde çok rüya gören veya hatırlayan bir insan değilim ama bu rüya bilinçaltıma öyle işlemişti ki rüyanın anlamını aramadığım kaynak kalmamış ve sonrasında anlamsız olduğunu düşünüp "Amaaan nasılsa çıkar kokusu ortaya" deyip umursamamıştım. Ama enfekte olduktan kısa süre sonra anlamsız olmadığını öğrenmem fazla uzun sürmeyecekti.

3 Şubat 2020


İçimde varlığından habersiz olduğum küçük dostum bana kendini sıradan bir grip gibi tanıtıyordu. Küçük dediğime bakmayın.


Aile hekimime muayeneye gittim ve bana bademcik iltihabım olduğunu söyleyip, hem tablet hem de ampul olarak bir sürü antibiyotik, soğuk algınlığı ilacı ve şurup reçete etti. Öncelerde önemsemedim lakin iyileşmek yerine ilaç kullandığım halde durumum iyice ağırlaştı.


Anormal derecede birkaç hastalığı aynı anda yaşıyormuş gibi belirtiler gün geçtikçe üzerine eklendi ve artık dayanılmaz bir hal aldı. Bunun üzerine ailemde dahil olmak üzere hepimiz Covid ile enfekte olduğumu düşünüyorduk. Henüz Covid ülkemize giriş yapmamıştı.(en azından biz öyle biliyorduk)


En son ağız ve burnumdan kan gelmeye başlayınca Beylikdüzü Devlet Hastanesi Acil Polikliniğine götürülmek zorunda kaldım. Burada önce serum verildi, sonrasında yine kullandığım ilaçların hemen aynılarını reçete edildi. İlaçları kullanmama rağmen yine sonuç alamadığım için Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi dahiliye polikliniğine randevu alıp muayene olmaya gittim. Benden kan testleri istendi. Doktor kan değerlerime bakıp bakteriyel ve viral enfeksiyonlarda bazı değerlerin arttığını, bazılarının azaldığını söyledi. Viral bir enfeksiyon olabileceğinden ama emin olmadığından da bahsetti. Emin olamadığı için tekrar antibiyotik yazıp 10 gün sonra tekrar gelmem gerektiğini söyledi. Doktorun anlattıkları bende şüphe uyandırmıştı.


Hasta olduğum için geceleri uyuyamadığımdan telefon elimde, internetten HIV ile ilgili belirti ve bulguları araştırıyor, belirtileri yaşadığımı gördükçe korkuyor, çeşitli hastalıklara bakıp "Allah’ım HIV olmasında şu olsun, bu olsun razıyım" diye dua ediyordum. Ama sonrasında kendi kendime "Sanki pazardan domates mi seçiyorsun, seçme şansın yok" deyip hasta halimle dalga geçip gülüp eğleniyordum. (Size tavsiyem riskli bir davranışınız varsa internetten belirti aramak yerine doktora gidip test yaptırmayı tercih edin. Sonuçta kesin kararı test verir, belirtiler değil. Her belirti yaşayan birey HIV pozitif olacak anlamına gelmiyor) 10 gün sonra gittiğimde kan değerlerim normale dönmüştü ama içimdeki ses beni huzursuz ediyordu.


Yaşadığım durumdan dolayı HIV'den şüphelendim ama hastaneye gidecek gücü ve cesareti kendimde bulamadığımdan iyileşmeyi bekledim. Kan değerlerim düzelmiş olmasına rağmen tamamen iyileştiğim söylenemezdi. Yaşadığım belirtiler tamamen geçmiş değildi. Psikolojik olarak tamamen hazır değildim. Randevu alıyor, utanıyor, tanı almaktan ve insanların statümü öğrenmesinden korkup iptal ediyordum. Bu durum birkaç defa böyle tekrar etti. Bu tarafımı yenmem fazla uzun sürmedi. Kendimi iyi hissedince Mart ayının başlarında korkularımın üzerine gitmem gerektiğini düşünüp Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi-Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünden randevu aldım. Polikliniğin kapısına geldim ve sıramı beklemeye başladım. Randevu saatim yaklaştıkça ayaklarım geri gider oluyordu. Aniden silkelendim, içeriye girmekte kararlıydım. İyi ki gelmişim diye de şükür ederim. İçeri girdiğimde doktorun tepkisi hiçte beklediğim gibi kötü değildi. Kendisine cinsel yolla bulaşan ne kadar hastalık varsa hepsinin testini yaptırmak istediğimi söyleyip test için odadan ayrıldım. (Sadece HIV değil başka cinsel yolla bulaşan hastalıklarında testini yaptırmaktan çekinmeyin)


Odadan ayrıldıktan sonra süreç hakkında bilgim olmadığı için günlerdir takip ettiğim Pozitif-iz Derneği'ne yazdım bana cevap veren kişi Sevgi Yılmaz'dı(Kız Kulesiii). Birden şaşırdım çünkü gördüğüm rüya aklıma gelmişti bir anda. Sonuç ne olursa olsun öncesi ve sonrasında yanımda olacaklarını söyleyip yalnız olmadığımı söylediler. Neler yapmam gerektiğini, sürecin nasıl işlediği hakkında bilgi verdiler. Bu beni inanılmaz rahatlatmıştı. (Normalde Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi bana daha ulaşılır olmasına rağmen akrabam hastane çalışanlarından olduğundan ve günümüzde kendi işi olmamasına rağmen bazı hastane çalışanları dahi Medula sistemimnden girip akrabalarının tahlil sonuçlarını kontrol ettiklerinden dolayı çekindim)


Randevudan sonra eve döndüğümde Covid-19'un ülkemizde olabildiğine dair açıklama yapılmış, bir vatandaşın test sonucunun pozitif olduğu Sağlık Bakanı tarafından açıklanıyordu. Aldığım haber beni çok olumsuz etkilemişti, çünkü bu ileride rollerin değişeceği anlamına geliyordu.


3-4 gün sonra tekrar hastaneye gittim. Doktor Hepatit A ve B bağışıklığım olduğunu, Hepatit C bulunmadığını ama Anti-HIV testi şüpheli olduğundan doğrulama için tekrar kan alınması gerektiğini söyledi. Buraya kadar her şey normal gitti. Sonrasında normalde beklenenden çok duygu karmaşası yaşadım. Mart ayının ilk günlerinde doğrulama için kan vermeme rağmen, doğrulama sonucumu sokağa çıkma yasakları, resmi tatiller ve Covid-19'dan dolayı 28 Nisan tarihinde öğrenebildim.


Geçen zaman zarfında ‘normal’ bir insan test sonucunu zaten panik ve korku haliyle beklerken, Covid-19'un ülkemize ulaştığının açıklanmasından sonra, bende olumsuz düşünceler ve korkular iyice çoğalmıştı. Kendi kafamda değişik senaryolar kuruyor, HIV ile enfekte olmamış olmayı bırakın, eğer enfekte olduysam tanıyı alabilmek için dua eder hale gelmiştim. Ki ben doğrulama testi yaptırdıktan günler sonra 17 Nisan 2020’den önce annem ve sonrasında babam ile ablamda Covid-19 çıkmıştı.


Halimden bihaber onlarla ilgileniyor, onları hastaneye götürüyor ve sokağa çıkma yasağının olduğu gün ablamın test sonucunun pozitif olduğunu öğreniyorum. İlaç alabilmek için bin bir zorlukla izin alıp hastane kapılarında dolaşıyordum. Kendimi izole etmem gereken bu durum karşısında sokağa çıkma izini alabilmek için 6 saat boyunca aramadığım kurum kalmamıştı ve sokağa çıkabildim. İşin güzel tarafı yasaklardan dolayı dışarıda ablam ve benden başka kimsenin olmamasıydı.(Corona’yı başka insanlara bulaştırmayı kimse istemez)


Bende şans eseri annemi hastaneye test yaptırmaya götürdüğümde ısrar etmesi üzerine kendim için de Covid-19 testi yaptırmıştım. Bu süreçte Covid-19 testimin pozitif olduğunu öğrenmiştim. Hemen kendimi izole etmem gerektiği için, Covid tedavisine erişim sağlayamadım. İlçe Halk Sağlığını arayıp durumu bildirmeme rağmen verdikleri cevap akıl alır gibi değildi; "Şuan yoğunluktan dolayı sistemimize düşmedi. Yaklaşık 7-8 gün içerisinde sistemimize düşer, arkadaşlarımız yardımcı olurlar" dediler. Aradan 7-8 gün geçmesine rağmen ilaç konusunda hiçbir geri dönüş alamamıştım. Sadece aile hekimim belirli günlerde arayıp, durumumuz hakkında bilgi alıyordu. İlaç konusunda elinden bir şey gelmediğini söylüyordu. Yani neresinden bakarsanız HIV tanısı almayı bekleyen birisi olarak yaşadıklarım hiç kolay bir durum değil.


Annem ve babam içinse durum farklıydı, onlar bizden şanslı sayılırdı. Çünki akciğer tomografilerinde çıkan buzlu cam lekeleri, enfeksiyon şüphesi olabileceğinden aynı gün içinde hemen hastanede ilaçlarına erişim sağlayabildiler.


Şükürler olsun ki o dönemi ilaç kullanmadan hafif bir şekilde atlattım.Ama işler yolunda gitmeseydi olacakları düşünmek bile istemiyorum. Sonrasında ise yaşadığım olay ile kahkahalara boğuldum. Gününü net olarak anımsayamıyorum ama gündüz vakti telefonum çaldı. Açtığımda karşımdaki yabancı bir ses Kızılay'dan aradığını, Covid atlattığım için geçmiş olsun dileklerini sunduktan sonra uzatmadan konuya girdi; "Biz hastalığı yenen insanlardan immünplazma topluyoruz, sizde katkıda bulunmak ister misiniz?" diye sordu. Birden anlamsız bir gülme tuttu beni. Karşımdaki beyefendi ne olduğunu sorduğunda ise sadece "ben hastalığa yakalanmadım testlerde bir yanlışlık olmuş" diyerek yalanlamak durumunda kaldım. Sonrasında özür dileyip telefonu kapattılar. Aklıma geldikçe halen gülüyorum bu duruma.


28 Nisan 2020 tarihinde "NİHAYET" tanı aldıktan sonra her şey bitmiş sayılmazdı. Tanıyı açıklayan doktorum bana HIV’in tedavisinin olduğunu, hemen bir Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Enfeksiyon Hastalıkları bölümünden randevu almamı ve hemen tedaviye başlamam gerektiğini belirtti. Tanı aldığım hastanede Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı olarak sadece kendisinin olduğunu ve Covid hastalarıyla ilgilendiğini, benimle ilgilenemeyeceklerini, bunun benim için riskli olduğunu söyledi. Bu durum üzerine kendilerine teşekkürlerimi iletip oradan ayrıldım. Tanı almanın vermiş olduğu şok, şaşkınlık, korku yetmezmiş gibi birde aklımda "tedaviye erişemeyeceğim" endişesi oluşmaya başlamıştı.


Hastaneden çıkar çıkmaz önce MHRS, sonra Alo 182'den randevu almak için çabaladım. Lakin bütün hekimler Covid19 ile ilgili olduğundan randevulara kapalıydı. Durumu Pozitif-İz Derneği'nden Sevgi Yılmaz'a anlattım. Bana bir randevu ayarlamaya çalışacaklarını ve bu süreç boyunca Covid riski olduğundan dikkatli olmam gerektiğini söylediler. Nihayet sonrasında Doç. Dr. Özlem Altuntaş Aydın’tan bir randevu ayarladıklarını, kendisinin ilgilenebileceğini söyleyip randevu gününü (6 Mayıs 2020) ve saatini Sevgi hanım iletmişti. (Sevgi hanıma ve Özlem hocaya teşekkürü bir borç bilirim)


Randevu günü hastaneye gittim ve güler yüzle karşılandım. Durumum hakkında bilgilendirildim. Benden bazı tetkikler istendi, ama burada da bir sorun vardı. Covid nedeniyle HIV RNA, direnç testi, HLA-B57 vb. testlerin burada yapılamayacağını, bunun için İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne gitmem gerektiği söylendi. İlaç için rapor çıkartılıp, reçetem hazırlandı. İlk defa, kullanacak olduğum 1 kutu ilaç yazıldı ve 20 gün sonra kontrole gelmem gerektiği söylendi. Hastaneden ayrıldıktan sonra tekrardan Pozitif-İz Derneği’yle iletişime geçip gelişmeleri aktardım.


İstenen tetkikleri korona riskinden dolayı 12 Mayıs 2020’de tamamlayabildim.


İlaçlarımı kullanmaya başladıktan sonra ilk kontrol için tekrar randevu almam gerekiyordu. Polikliniğe ne telefonla ulaşabildim, ne de internetten olumlu sonuç alabildim. İlaçlarımızı doktor tarafından reçete edilmesine gerek kalmadan aldığımız için, ilaç yönünden sıkıntı yaşamadım. İlk kutu biter bitmez 3 kutuya erişim sağlayabildim. Ancak tedavinin seyri hakkında bilgi sahibi olamadığım için psikolojik olarak kendimi toparlayamamıştım.


Durumu Pozitif-iz Derneği'ne ilettim. Kendileri doktorumla iletişime geçtiler. Doktorumun çalıştığı kurumunun değiştiğini, randevu alabilirsem Esra Hanım veya adını anımsayamadığım başka bir enfeksiyon uzmanından almam gerektiğini ilettiler. Ne yazık ki başarısız olmuştum. Elimden ilaçlarımı düzenli bir şekilde kullanıp beklemekten başka bir şey gelmedi.


SGK, 09.07.2020 itibariyle ilaçlarımızı tekrar hekimlere reçete ederek almamız gerektiğini duyurunca yine randevu almaya çalıştım. Ancak yine başarısız oldum. Pazartesi günlerinin Cerrahpaşa'da HIV günü olduğunu öğrenir öğrenmez 10 Ağustos 2020 Pazartesi günü Cerrahpaşa'nın yolunu tuttum. Burada doktora yaşadığım durumu anlattım. Bana normalde randevularının dolu olduğunu, sadece kendi hastalarını kabul ettiklerini, ama durumumu göz önünde bulundurup beni ortada bırakmayacaklarını ve bir dahaki sefere randevu almam gerektiğini söylediler. İlacım olup olmadığını sorduktan sonra beni tetkikler için kan almaya yönlendirdiler.


Kan alma bölümüne gidip işimi hallettikten sonra çıkışa yönelirken, arkamdan biri seslenip elime bir kan tüpü tutuşturdu. Ne olduğunu sorduğumda ise "HIV RNA için. Elimizde kit yok, bunu Samatya'ya (İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne) götürmen gerek" dediler. Çaresiz İstanbul Eğitim Ve Araştırma Hastanesi'nin kan alma bölümüne gidip kanı teslim ettim. Oradan ayrıldım.


Aradan 2-3 gün gibi bir süre geçti, merakla tetkiklerimi kontrol etmek istedim. CD4 sayımıma baktığımda dehşete kapıldım. CD4: 172 !!! (Hastaneden hastaneye değişmekle birlikte HIV ile enfekte olmayan insanda CD4 seviyesi 500 ile 1500 aralığında olur.) Benim ilk CD4 ölçümüm 704 hücre idi. İlaçlarımı olması gerektiği gibi hiç aksatmadan, zamanında alıyordum!!!


Hemen vakit kaybetmeden durumu eczacıma ve Pozitif-iz Derneği'ne ilettim. Bana bir yanlışlık olabileceğini, düzenli ilaç kullanan birinde bu duruma rastlamanın pek olası olmadığını açıklayıp, tekrar hastaneye gitmem gerektiğini söylediler. Yine randevu alamadığım için pazartesi gününü beklemeden aynı gün Cerrahpaşa'nın yolunu tuttum. Hastaneye gider gitmez doktorun çıkmasını bekledim ve doktor odadan çıkar çıkmaz durumumu kendisine söyledim. İlaç tedavisine başladığımda CD4’ümün 704 olduğunu, fakat kendilerine gelip yaptırdığım tahlillerde 172 çıktığını söyledim.


Bunun üzerine akım sitometri CD4'ün 2-3 günde çıkamayacağını, erken çıkmasına şaşırıp sonuçları görmek istediğini söyledi. Normalde CD4% /Lym # üzerinden hesaplanır. Çıkan sonuç toplam CD4 hücre sonucu olarak laboratuvar tarafından sisteme aktarılır. Ama doktor daha önce bilmediğim bir yöntemle hesaplayıp sonucun 720 olduğunu söyledikten sonra bir nebze olsun rahatlayabildim. İçimde hala bir güvensizlik vardı. Çünkü HIV RNA sonucum çıkmamıştı. Onun içinde epeyce bir zaman beklemem gerekti.


Aradan zaman geçti ve ilacım azaldığı için tekrar reçete ettirmem gerekiyordu. Ne yazık ki yine randevu almadığım için, randevusuz Dr. Sadi Konuk Eğitim Ve Araştırma Hastanesinin yolunu tutmak zorunda kaldım. Hastaneye gittiğimde sadece bir doktor hastalarla ilgilenebiliyordu. İçeri girip randevu yüzünden çektiğim sıkıntıları anlattım. Durumumu göz önünde bulundurup muayene etmeyi kabul etti. İlk tedaviye başladığım andan itibaren benden alınan bütün tetkiklerimi kontrol etti. Sonra idrarda çok olmamakla birlikte kan olduğunu, sebebini öğrenebilmek için tekrar örnek vermem gerektiğini söyledi. Hemen sonrasında Cerrahpaşa'da CD4 ile ilgili yaşadığım sorunu kendisine anlattığımda, böyle bir şeyin mümkün olamayacağını ama netleştirmek için tekrardan CD4 sayımlarıma bakılması gerektiğini belirtti.



Sonra direnç testi sonuçlarımı alıp almadığımı sordu. Almadığımı söylediğimde, gidip onu alıp getirmemi, birlikte bakıp değerlendirebileceğimizi söyledi. Vakit kaybetmeden gidip kan ve idrar örneği verdikten sonra tekrardan Cerrahpaşa'nın yolunu tuttum. Direnç testi sonuçlarını elden teslim aldım, ancak muayene saatleri dolduğundan kendilerine teslim edemedim. Tekrar randevu almakta yine başarısız oldum.


Eczacım lisansüstü eğitimini HIV üzerine tamamladığından, ona danışmamın daha doğru olacağını düşündüm. Kendisi direnç olmadığını, içimin rahat olması gerektiğini söyledi. Benim gözüm yine çıkacak olan HIV RNA ve Dr. Sadi Konuk'a verdiğim CD4 sonuçlarındaydı.


Gel zaman git zaman 9 Eylül 2020 günü, İstanbul Eğitim Ve Araştırma Hastanesi E-Sonuç sistemi üzerinden HIV RNA sonucumun çıktığını gördüm. Hemen heyecanla sonucumu görüntülediğimde başımdan aşağı kaynar sular döküldü: HIV RNA= 841.137 !!!


Yine önceden olduğu gibi Eczacım Sinan bey ve Pozitif-iz Derneği'nden Sevgi Yılmaz'la iletişime geçtim. İlk başta anlamlandıramadılar. Yanlışlık olabileceğini, tekrar hastaneye gitmem ve tekrardan RNA baktırmam gerektiğini söylediler. Tabii ki yine randevu almak mümkün değildi. Artık korkmuş, bitmiş, tükenmiş ve umudumu yitirmiştim. İçten içe psikolojim bozulmuş, hatta artık tedaviyi bırakmayı düşünecek kadar kötü bir hale gelmiştim.


Birkaç gün Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk muayenemi olduğum Enfeksiyon polikliniğini aradım ama sonuç alamadım. 11 Eylül 2020 günü son bir şans gözüyle baktığım aramayla 3 gün sonrasına yani 14 Eylül 2020 tarihine randevu alabildim. Sabırsızlıkla muayene günümü bekledim.


Günüm geldiğinde doktorumu yaşadıklarım hakkında bilgilendirdim.


Doktorum sistemden baktığında CD4 sonuçlarımın 1396 olduğunu, korkacak bir durum olmadığını, tekrar RNA bakmaya gerek kalmadığını, şimdiye çoktan belirlenemeyen seviyeye inmiş olabileceğimi söylediğinde içime soğuk sular serpildi.


Ailem statümü bilmediği için sevincimi hemen Sinan Bey ve Sevgi Hanımla paylaştım. Bu süreçte her şeyden önemlisi bir eczacı ve danışmandan önce ailem gibi hissettirdiler.


Hikâyemde yaşadığım hiçbir şey tesadüf değildi bence. Ne HIV statüsüne sahip olmam, ne de Sevgi Yılmaz ve nice insanla tanışmam. Bu zamana kadar anlattıklarımı göz önünde bulundurunca belki biraz abartıyor olabilirim ama halen yaşıyor olmama mucize gözüyle bakıyorum. Evet belki bu zamana kadar sorunlarla düşe kalka mücadele ettim ama halen korkularım bitmiş değil. Korkudan kastım kesinlikle HIV değil. Asıl korkularım pandemi anında ve sonrasında ekonomik sıkıntılar yaşayıp tedavi olanaklarımızın elimizden alınması ihtimali. Bu dönemde benim statüme sahip insanların benim kadar şanslı olamaması, hali hazırda ileri evrede tanı alan hastalarla pandemi yüzünden ilgilenilememesi ve tedavisiz kalınması gibi durumlar. Ayrımcılık, damgalama ve de dahası.


Her ne kadar zorluk yaşadıysam bile daha önce hiç bu kadar güçlü ve kendimden emin olduğumu hissetmemiştim. Bu süreç bana umudumu tüketmemem gerektiğini, tam bitti dediğim yerde tekrardan başlamayı öğretti. HIV pozitif olduğum için üzülmüyorum çünkü, başta uzun yıllardır HIV ile yaşayan Sevgi Yılmaz ve Eczacım Metin Sinan Elmalıoğlu dahil Pozitif-iz Derneği aracılığıyla bir sürü güzel insan kazandım. Sürecin başından beri yanımda olup ellerinden gelenin en iyisini yaparak, ellerini omuzlarımda hissetmemi sağladılar kısacası ailemden öte oldular.


O yüzden ne kadar teşekkür etsem de yeterli olmayacağını biliyorum. Tabii ki bu yaşadıklarımın sorumluluğunu doktorlarımıza da yükleyemem. Covid-19 sürecinin başlangıcından bu zamana kadar canla başla çalışan pelerinsiz kahramanlarımız onlar. Her ne kadar onlardan mahrum kalmış olsak da, onları çok seviyoruz. İyi ki varlar.


Başımdan geçenleri, benden önce aynı statüye sahip olan ve benden sonra HIV statüsüne sahip olacak insanların aynı olayları yaşamaması, çözüm üretilebilmesi ve HIV ile yaşayan arkadaşlarım için de umut ışığı olması dileğiyle yazıyorum.


Umarım hikayem bir nebze olsun farkındalık yaratmıştır. Bil, Önemse, Korun gerçekten önemli bir konu bence. Korkularınızı yenin, test yaptırın. Çünkü sağlığınız korkularınızdan daha önemli. Böyle düşündüğüm için durumumdan erken haberdar oldum. Normal bir şekilde yaşantımı sürdürmeye devam ediyorum ve sağlığım eskisinden çok iyi. Korkmayın, Birlikte HIV'den Daha Güçlüyüz.


Kurtuluş yakında, inanıyoruz ve el ele birlikte başaracağız...


Ferhat Kahraman

975 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
 

Biz varız.

Birlikteysek daha dinamik,

daha bilgili ve çok daha güçlüyüz.

  • Instagram - Gri Çember
  • Facebook - Gri Çember
  • Heyecan - Gri Çember
  • YouTube - Gri Çember

BAĞIŞ

©2018 Pozitif-iz Dernegi, İstanbul. Tüm Hakları Saklıdır.