top of page
  • Yazarın fotoğrafıPOZİTİF İZ

'Geçmiş ve Tam İki Yıl Olmuş’ Dedim Kendi Kendime

Güncelleme tarihi: 23 Mar 2023

Dün, iki yıl önce ilk tanıyı aldığım şehre yolum düştü. Tanıyı aldığımın ertesi günü, o şehirdeki işimi bırakmış İstanbul’a gitmiştim. O gün hastaneden çıktıktan sonra ağlayarak indiğim yokuşu, akabinde gelip oturduğum sahili tekrar ziyaret ettim. O günleri hatırladım ve çok farklı duygulara kapıldım. Yalnızlık, korku, panik, stres, acı, ne yapacağını bilememe duygularıyla her saniyemin ve uykularımın zehir olduğu o zor günleri...

Hastanede sonuçlarım verilmiş, kısa bir açıklama yapılmış ve en yakın eğitim araştırma hastanesine gitmem gerektiği söylenmişti. Doktora yıkılmış bir vaziyetle tek sorum "Yavaş yavaş eriyecek miyim ben?" olmuştu. Ne yapacağımı hiç bilmeden çıkmıştım hastaneden. O psikolojiyle çalışmam mümkün değildi ve ilk yaptığım şey işi bırakmak olmuştu.


İstanbul’a gitmiştim. Ailemin yanındaydım, fakat bu kez bir yabancı gibiydim o evde. Tuvalet banyo kullanmanın, sofraya oturmanın bile kaygılı olduğu zor günler başlamıştı. Yardıma ihtiyacım vardı, fakat ‘imdat’ da diyemiyordum. Kimseye konuşabileceğim bir durum değildi. Paylaşamamak, stresimi ve acımı kat ve kat arttırıyordu.


Sürekli internetten konuyla ilgili yazılar okuyor, kurum ve hastaneleri araştırıyor, fakat hiçbir şekilde beni bir nebze olsun rahatlatacak bir şey bulamıyordum. Kör bir kuyuda merdivensiz kalmıştım sanki.


Geceli gündüzlü internetten okuduğum o yazıların birinde Pozitif-iz’e denk geldim. Doktor, ilaç ve hastane isimleri dışında bir isimdi. Merak ettim ve bu kez HIV ile beraber burayı da araştırdım. Kimdiniz?, güvenebilir miydim?, nasıl iletişim kurabilirdim? bunları düşünmeye başladım ve en sonunda size ulaştım.


Kafamın içinde o kadar çok gürültü, o kadar çok cevaba susamış soru vardı ki. Hepsini telefondan size yığıyordum. Benim dehşete kapılmış, yaşam enerjisi tükenmiş vaziyette sorduğum her soruya itinayla sabırla ve umut dolu cevaplar veriyordunuz. Ben kucağımda taşımakta zorlandığım, hatta altında ezildiğim kocaman bir ‘dert’ topunu size atıyordum. Ancak bu top her defasında sizin sözlerinizde ve yaklaşımınızda bir küçük bilyeye dönüşüyordu.


İtiraf etmeliyim ki, kimiz zaman bundan rahatsızlık bile duydum. Ben, sizin de benimle ‘Ah! Vah!’ etmenizi, korkmanızı, karamsarlığıma ortak olmanızı istiyor gibiydim. Siz ise tam tersine beni aydınlığa çekiyor, meşalem oluyordunuz.


Yaptığımız konuşmalar beni o an rahatlatsa da bir müddet sonra yine internetten yazılar okumaya başlıyor, yine kasvete düşüyordum. Hatta bazen sizin o sakin konuşmalarla beni aldattığınızı, klasik moral konuşmaları yaptığınızı bile düşündüğüm oluyordu.


Size güveniyordum, ama her şey bu kadar basit olamazdı. “Her şey nasıl bu kadar kolay aşılabilir olabilir ki” diyordum kendi içimden. Sizden başka arayacak konuşacak kimsem yoktu. Telefonun ucundaki ses beni sarıyor, beni kolluyor ve sakinleştiriyordu.


Günler geçtikçe sorularım azalmış, artık yapmamız gerekenlere sıra gelmişti. Sizi dinliyor ve tedavim ile ilgili yaptıklarımı size haber veriyordum. İlk başlarda bütün trafiğim buydu. Sizi dinlemek - size haber vermek. En yakın arkadaşım olmuştunuz. Sırdaşım ve akıl hocamdınız.


Testlerim ve aşılarım yapıldı. Tedaviye başladım. Ailem ve yakınlarımdan habersiz hayatımda bir şeyler olmuştu ve yanımda sadece siz vardınız. Hiç yüzünü dahi görmediğiniz bir insan, size ailenizden daha yakın olabiliyor. Bunu gördüm bu süreçte. Vücudumdaki en ufak bir işarette sürekli sizi arıyordum. “Geç mi kaldım tedaviye?, son evrede miyim?, kanser miyim?” diye sürekli soruyordum. Siz ise hep nezaket dolu bir sabırla bütün endişelerimi yumuşatıyordunuz. Yaşadığım o zor günleri sizinle beraber atlatıyormuşuz aslında. Bunun farkına daha sonraları varacaktım.


Haftalar geçmiş, HIV baskılanmış, B eşittir B’ye düşmüştüm. Diğer tahlil sonuçlarım da hep iyi çıkıyordu ve bunlar bana aşırı moral oluyordu. Sizi aylar geçtikçe daha iyi anlıyor ve daha iyi tanıyordum artık. Bana hep “korkma, ama ciddiye al” demiştiniz. Ben tedavimi ciddiye aldıkça bu enfeksiyon ciddiyetini yitirir olmuştu. Ben ciddiysem, HIV nötrdü.


"Hiçbir şeyin yok, çok iyisin, her şey mükemmel, beslenmene dikkat et ve ilaçlarını sakın aksatma!" telkinleriniz kulağımdaydı hep. Nitekim hep dinledim sizi ve gerçekten de her şey dediğiniz gibiydi. Dünyanın sonuna gelmemişti, zayıf değildim ve ben iyiydim. Her şey yolundaydı, sağlıklıydım. İyi ki karşıma çıkmıştınız ve bu süreçte hep yanımda olmuştunuz.


Dün, iki yıl önce o ağlayarak indiğim hastane yokuşundan tebessüm ederek ve havayı ciğerlerime çeke çeke indim. Çok zor günlerdi. “Geçmiş ve tam iki yıl olmuş” dedim kendi kendime. Telefonumu çıkardım ve o zamanlardaki kahramanımı, sizi aradım. Bir kez daha canı gönülden teşekkür ettim. İyi ki vardınız ve iyi ki tanışmıştım sizinle. Her şey ilk gün dediğiniz gibiydi. Korkulacak hiçbir şey yoktu ve hayat kaldığı yerden devam ediyordu. Sağlığım eskisinden daha iyiydi. İlaçlarımı su gibi çay gibi kabul görmüştüm artık. Çantamda bir kulaklık, bir cüzdan gibilerdi.


O günlerde sık sık e-Nabız'a giriyor, CD 4 değerlerimi hesaplıyor, her şeyi uzun uzun irdeliyor, ilgili yazılar okuyordum. Şimdi e-Nabız'a hastaneye gitmediğim sürece bakmıyorum bile, çünkü her şey yolunda :)


Hem kendi adıma hem başkaları adına, hayatımıza bu zor süreçlerde bu denli güzel dokunduğunuz için Pozitif-iz Derneği’ne ve Bora beye bir kez daha teşekkür ederim.


Sağlıkla, huzurla, sevgiyle kalın


A.F

(Per aspera ad astra /Zorluklardan Yıldızlara)

Şubat 2023


12.331 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


hiv tdvisinde yeni dönem
bottom of page