Kazanacak Öyle Çok Şeyimiz Var Ki
- POZİTİF İZ

- 15 saat önce
- 4 dakikada okunur
Merhaba, Benim pozitif hikâyem aslında resmi ve gayri resmi olarak ikiye ayrılıyor.
2017 yılında, henüz 20’li yaşlarımın çok başındayken yaşadığım korunmasız bir ilişki sonrasında, üzerinden çok da vakit geçmeden ilk belirtileri fark ettim. Yaz mevsimiydi ve ben çok ağır bir grip geçirmiştim. O havada üşütmüş olmam pek mümkün değildi. Şakayla karışık “Acaba AIDS mi oldum?” diye güldüm. Ama o şaka içimde bir şüpheye dönüştü. Aklıma yaşadığım korunmasız ilişki geldi.

O güne kadar korunmak benim için sadece istenmeyen gebeliği önlemekten ibaretti; cinsel sağlık konusunda neredeyse hiçbir bilgim yoktu. Cesur davranıp, henüz anonim test merkezlerini bilmediğim için ertesi gün bir özel polikliniğe gittim. Adım, soyadım, adresimle kayıt yaptırıp HIV testi olmak istediğimi söyledim. Bu arada HIV’in ne olduğunu bir gece önce internetten öğrenmiştim; çünkü benim için o zamana kadar sadece “AIDS” demekti.
Kan verdim. Birkaç saat içinde sonucumun çıkacağını söylediler. Sonuçları öğrenmeye gittiğimde “Yarın sabah tekrar gelip kan verin, bir yanlışlık olabilir” dediler. Neden tekrar kan istediklerini araştırınca “yalancı pozitiflik” diye bir kavram olduğunu öğrendim. İkinci kanı da verdim. Sonucun 15 gün sonra çıkacağını söylediler. O 15 günü “yalancı pozitif” çıkacağı umuduyla, sahte bir sevinç içinde geçirdim.
Kan verdikten birkaç gün sonra tatile gittim. Testin sonuçlanıp sonuçlanmadığını neredeyse unutmuştum. Bir gün telefonum çaldı. Poliklinikten arayıp “Testiniz pozitif” dediler. O an ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. “Pozitif değil mi?” diye teyit edip “Çok şükür” dedim. Çünkü HIV pozitifliğin ne olduğunu bilmeyecek kadar bilgisizken, HIV ile enfekte olmuştum.
Bu gönül rahatlığıyla hayatıma devam ederken, birkaç ay sonra ensemde ceviz büyüklüğünde bir lenf bezi şişliği fark ettim. Önce yağ bezesi sandım. Araştırırken tekrar aynı gerçekle karşılaştım: Lenf bezlerindeki büyüme HIV belirtisi olabilirdi.
O dönem İstanbul’da yaşıyor ama küçük bir Anadolu şehrinde üniversite okuyordum. Yine cesur davranıp randevu aldım ve doktora gittim. Kan verdim. Ertesi gün sonuçlar için gittiğimde numunenin tekrar alınması gerektiğini ve sonuçların 15 gün sonra çıkacağını söylediler. Bu hikâye bana tanıdık geliyordu. Hemen ilk test yaptırdığım polikliniği aradım. Sonucumu sordum. Telefonda söyleyemeyeceklerini, gelmem gerektiğini söylediler.
Atladım, İstanbul’a gittim. Laboratuvarda görevli, sonucu görünce yüzü değişti. “Sonucu söyleyemem, doktorla görüşmeniz lazım” dedi. İşte film benim için orada koptu. Tam olarak bilmiyordum ama anlamıştım. Okuduğum şehre döndüm; enfeksiyon, laboratuvar, mikrobiyoloji derken elimde bir sonuçla tekrar doktora gittim.
Doktorum dünya tatlısı bir kadındı. Durumu anlattı. HIV’in artık tedavi edilebilir olduğunu, düzenli ve uyumlu ilaç tedavisiyle ölümcül olmadığını söyledi. Gözlerim doldu ama ağlayamadım. Çünkü iki kere aynı durumla karşılaşmış, kendimi kandırarak süreci uzatmıştım. Hastaneden çıkar çıkmaz kendimi ilk arabanın önüne atmak istedim. Annemi aradım. Sesini duymak bana iyi geldi.
Tedaviye başlamak ve kendimi toparlamak için zamana ihtiyacım vardı. O yaz, geceden gün doğumuna kadar HIV hakkında araştırma yaptım. Uzun yaz geceleri korkuyla birleşince bitmek bilmiyordu. Okudukça bazen rahatlıyor, bazen en acısız ölüm yolunu düşünüyordum. İnternet, doğru bilgiler kadar yanlış bilgilerle de doluydu.
Ölmekten korkuyor, yaşama dört elle sarılmak istiyordum ama o gücü kendimde bulamıyordum. Boş kalmaktan kaçıyordum çünkü boş kaldıkça kendimi yiyip bitiriyordum. Oyalanacak bir şey bulamayınca kendimi yemeğe verdim. Üç ayda yaklaşık 15 kilo aldım. Bir yandan da “HIV beni eritir” düşüncesiyle ne kadar kilo alırsam o kadar geç zayıflarım diye düşünüyordum.
Yaz bu korku ve endişe içinde bitti. Artık tedaviye başlamaya karar verdim. Hiçbir şey bilmiyordum. Yol bilmez, iz bilmez bir yabancı gibiydim. Bir gece araştırma yaparken Pozitif-iz Derneği karşıma çıktı. Hemen mesaj attım. Cevap geldi.
Daha önce hiç tanımadığım birine, uzun zaman sonra ilk defa kendimi anlatıyordum. Bana cevap veren kişi de yıllardır HIV pozitifti ve bununla nasıl yaşanacağını biliyordu. Aklıma gelen her şeyi soruyordum. Aldığım her cevap beni biraz daha umutlandırıyordu.
Sonunda cesaretimi toplayıp bir eğitim araştırma hastanesine gittim. Doktorum kibar ve profesyoneldi. Birçok tahlil, aşı ve tetkik istedi. Yaklaşık 15 gün sürdü. O süreçte dernekteki kişiyle sürekli iletişim halindeydim. Korktum yazdım, ağladım yazdım, dertleştim.
Sonuçlar geldiğinde doktorum başlangıç için değerlerimin iyi olduğunu ve ilaç tedavisiyle kısa sürede toparlanacağımı söyledi. İlaçlarımı temin etmek için yine dernekle iletişime geçtim. İlk defa yüz yüze görüştük. Doktor olmayan biriyle bu konuyu rahatça konuşabilmek bana yalnız olmadığımı hissettirdi. Onun sıcaklığı bana güven verdi. İlk defa o gün, sokak ortasında ağladım.
İlaç tedavisine başladım. Zaman geçtikçe sağlığımla ilgili hiçbir olumsuzluk yaşamadım. Aksine her kontrolde daha iyiye gittim. Fiziksel olarak çok iyiydim. Sadece korkularım ve endişelerim devam ediyordu.
2019 Mart ayında derneğin bir eğitimi için şehir dışına gittim. Alanında uzman doktorlar, avukatlar ve benim gibi HIV pozitif bireyler vardı. İlk defa bu durumun ne kadar “normal” olduğunu derinden hissettim. Herkes sağlıklıydı. İki gün boyunca birçok konuda bilinçlendim. Yalnız olmadığımı gördüm.
Ve baharla birlikte yeniden doğdum. Bir önceki yaz her gün yarın ölecekmiş gibi yaşayan ben, hayata yeniden tutundum. Şarkı söyledim, film izledim, güldüm, eğlendim.
Hayatı sevin arkadaşlar. Mutlu olun. Denize bakın. Hayat bize son numarasını yaptı diye “kaybedecek neyimiz var” demeyin. Kaybedecek hiçbir şeyimiz olmadığında bile kazanacak çok şeyimiz var.
Şimdi 30’lu yaşlarımın başındayım. Okulumu HIV pozitif olarak bitirdim. İlk işimi HIV pozitif olarak buldum. Kariyerime HIV pozitif olarak devam ediyorum. Aşık oldum, sevildim, üzüldüm… Herkes gibiyim. Hiç kimseden farklı olmadığımı zamanla anladım.
Kilo aldım, kilo verdim, saç ektirdim, iş buldum, çalışıyorum. Pozitif olmanın bana günde bir tablet ilaç içmek dışında bir yük getirmediğini biliyorum. Belki şanslıydım, belki şansımı kendim yarattım. Ama sonuçta hayatını “negatif” sürdüren birinden hiçbir farkım yok.
Neredeyse 10 yıldır pozitifim. Yaşadığım olumsuzlukları düşünsem aklıma gelmez. Birçok şey zamanla yoluna giriyor. Bazen küçük, zararsız pembe yalanlar söylüyoruz; o da bizim pozitif ayrıcalığımız olsun.
HIV konusunda bilinçlenin. Korkmayın. Ölüm korkusu sarmasın sizi; çünkü HIV nedeniyle ölmeyeceksiniz, ölmeyeceğiz. Doğru kaynaklara güvenin, bilime inanın. Elbette zaman zaman gözlerimiz dolacak. Ama bu da hayatın bir parçası.
Olumsuzluklar olabilir, ama çözülür. İnsanlara iyi davranın, tebessüm edin. O zaman onlar da size daha anlayışlı olur.
Hayat, ne olursa olsun, yaşamaya değer. Olmasaydı iyiydi belki… ama oldu. Şimdi yapılacak tek şey var: Hayata kaldığınız yerden, gümbür gümbür devam etmek.
Hepinize en içten dileklerimle… pozitif günler
Barış Yıldırım (Mayıs 2026)








