DÜNYA'DA VE  TÜRKİYE'DE HIV/AIDS

Dünya'da HIV

Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı (UNAIDS)’in yayımladığı küresel HIV ve AIDS istatistikleri - 2020 Raporuna göre; Dünya genelinde 38 milyon kişi HIV ile yaşamaktadır. Yine bu rapora göre HIV ile enfekte bireylerin %49.5’ini (18.8 milyon) kadınlar ve %4.5’ini (1.7 milyon) ise çocuklar oluşturmaktadır. Ayrıca dünya çapında, 15 – 24 yaş grubundaki genç kadınlarda HIV enfeksiyonu oranları genç erkeklerin 2 katı yüksekliktedir.

Bu enfekte kişilerin 25,4 milyonu tedavi olanaklarından yararlanabiliyorken 12,6 milyon kişi HIV’i baskılayan antiretroviral ilaçlara erişememektedir. 2019 yılında ise yeni enfekte olanların sayısı 1,7 milyondur.

 

İlk ortaya çıktığı yıllarda HIV’in belli bir grup insanı etkilediği ve sadece onlarda görüldüğü gibi yanlış bir düşünce oluşmuştur. Kısa bir süre sonra her cinsiyetten, yaştan ve ırktan insanda görülmesiyle birlikte bu düşüncenin gerçeği yansıtmadığı anlaşılmıştır.

90’lı yılların ortalarına kadar etkin tedavilerin bulunmamasından dolayı HIV ile enfekte pek çok insan yaşamını yitirmiştir. 1996’ya gelindiğinde ise işler artık değişmeye başlamıştır. Çünkü HIV’i baskılayan antiretroviral (ARV) tedaviler bulunmuş ve Dünya Sağlık Örgütü HIV’i kronik hastalıklar listesine almıştır. O tarihten bu yana tedaviye erişimi olan HIV pozitifler herkes kadar kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir.

 

2017 yılında CDC (Amerika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi) U=U ('Undetectable = Untransmittable' / B = B 'Belirlenemeyen=Bulaşmayan') sloganıyla HIV pozitiflerin cinsel yolla bulaştırıcılığının kalmadığını açıkladı. Ardından bu bilimsel kanıt üzerinde tüm bilim otoriteleri (WHO (Dünya Sağlık Örgütü), UNAIDS (Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı)) hemfikir oldu. Bu da HIV ile yaşayan bireylerin tıbbi bir müdahaleye gerek olmaksızın doğal yolla bebek sahibi olabilmelerine olanak tanımaktadır.

 

Birleşmiş Milletler HIV/AIDS Ortak Programı’nın 2030 yılına kadar gerçekleştirmeyi planladığı Küresel Hedefler 90-90-90+90’dır. Bunlar sırayla 1) Tüm dünya genelindeki insanların %90’ının test olması ve tanı alması, 2) Tanı alan HIV pozitiflerin %90’ının tedaviye erişmesi, 3) Tedaviye başlayan HIV pozitif bireylerin %90’ının viral yüklerinin (HIV’in kandaki miktarının) ölçülemeyecek düzeye gelip baskılanması (Belirlenemeyen = Bulaşmayan* seviyeye gelmesi), 4) Tanı alıp, tedaviye başlayan ve viral yükü baskılanmış olan HIV ile yaşayan bireylerin %90’ının sahip oldukları hakları damgalanma ve ayrımcılık yaşamadan kullanabilmeleridir.

 

Şu anda HIV pozitif kişilerin yalnızca %60'ı durumlarını bilmektedir. Kalan %40’ın (14 milyondan fazla kişi) HIV testi yaptırması, durumunu bir an önce öğrenmesi ve tedavi alması gerekmektedir.

 

HIV yayılımını önlemek ve tedavisini yaygınlaştırmak için küresel çabalar yıldan yıla artış göstermiş olsa da hala pek çok kişinin önleme, tedavi, bakım ve destek hizmetlerine erişimleri bulunmamaktadır. Tedavinin yaygınlaştırılması çok önemlidir çünkü tedavi alan HIV pozitif kişiler sağlıklı yaşamlarına devam edebilirler ve HIV’in başkalarına bulaşma riski tedavi ile birlikte ortadan kalkmaktadır.

 

HIV yayılımı sadece bireylerin sağlığını etkilemekle kalmaz, aynı zamanda aileleri, toplulukları, ulusların gelişmesini ve ekonomik büyümesini de etkiler. HIV’den en çok zarar gören ülkelerin birçoğu diğer bulaşıcı hastalıklardan, gıda güvensizliğinden ve diğer ciddi problemlerden de muzdariptir.

Bu zorluklara rağmen, başarılar ve umut vadeden gelişmeler de olmuştur. Yayılımın önüne geçmek için, özellikle son on yılda, küresel anlamda büyük çabalar sarfedilmiştir. Önleme çalışmaları, artan sayıda ülkede HIV prevalans oranlarının düşürülmesine yardımcı olmuş ve yeni HIV enfeksiyonları düşüş eğilimine girmiştir. Diğer yandan kaynakları yetersiz ülkelerde HIV bulaşan insan sayısı son on yılda önemli ölçüde artmıştır.

Türkiye’de HIV

 

Türkiye, HIV epidemisinin dünyada artış oranının en hızlı olduğu birkaç ülkenin de bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri arasında yer almaktadır. Türkiye, her ne kadar HIV yayılımının düşük olduğu ülkeler arasında yer alsa da son yıllardaki yeni enfeksiyonlarda görülen artış ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. Öyle ki, HIV enfeksiyonunun son 10 yılda %450 arttığı tek ülke Türkiye’dir.

 

T.C. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı resmi verilere göre; Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 1985 yılından 31 Aralık 2019 tarihine kadar Türkiye’de toplam 26.164 kişi HIV tanısı almıştır.

 

2000 yılında 168 kişi HIV tanısı almışken, bu sayı 2019’da 3.248 olmuştur. Yani, 2019 verilerine göre Türkiye’de her gün 9 kişi HIV tanısı almaktadır. Yıllar içindeki bu artışın nedenlerinin en başında ülke olarak HIV/AIDS’e iyi bir yanıt verememiş olmamızdır.

 

Türkiye’de yapılan bir araştırma (2017 Başkent Üniversitesi/HATAM HIV AIDS Farkındalık Araştırması) sonucunda toplumun %77’si HIV hakkında doğru ve güncel bilgiye sahip değilken, % 75’i HIV pozitif bireylerin başarılı tedaviler ile herkes gibi normal bir yaşam sürdürebileceğini bilmemektedirler.

 

Resmi sayıların dışında HIV statüsünü bilmeyen pek çok kişi bulunmaktadır. Toplumda HIV farkındalığının düşük, HIV’e ve HIV pozitiflere yönelik damgalama ve ayrımcılığın devam ediyor olması nedenleriyle kişiler test yaptırmaktan çekinmektedirler. HIV enfeksiyonu uzun yıllar belirtisiz seyredebildiği ve test yaptırılmadığı için Türkiye’de HIV ile yaşayan kişi sayısının gerçekte mevcut sayının en az 2 katı, hatta 3 katı (50.000 – 70.000) olabileceği tahminlenmektedir.

Biz varız.

Birlikteysek daha dinamik,

daha bilgili ve çok daha güçlüyüz.

  • Instagram - Gri Çember
  • Facebook - Gri Çember
  • Heyecan - Gri Çember
  • YouTube - Gri Çember

BAĞIŞ

©2018 Pozitif-iz Dernegi, İstanbul. Tüm Hakları Saklıdır.