• POZİTİF İZ

Diş Hekimliği HIV ve COVID-19


Prof. Dr. Güven Külekçi ve Prof. Dr Nursen Topcuoğlu (İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız Mikrobiyolojisi Bilim Dalı, İstanbul)

Sonlanmakta olan 2020 yılının ilk aylarından beri diş hekimleri, diğer sağlık çalışanları gibi SARS-CoV-2 (şiddetli akut solunum yolları sendromu-KoronaVirüs-2) virusu ve bu virusla ilişkili COVID-19 (Koronavirus hastalığı-2019 ) pandemisi ile mücadele etmekte. Solunum ve tükürük damlacıkları yoluyla bulaşan virüs, ağız sağlığı hizmetini neredeyse durma noktasına getirmiştir.


COVID-19 aerosolleri en aza indiren ya da oluşturmayan yeni klinik protokoller ve kişisel koruyucu ekipmanlarda bir takım eklemeler ile ağız sağlığı hizmet biçiminde de kapsamlı değişikliklere yol açmıştır. Bu değişiklikler, AIDS'in gelişimine benzeyen HIV'in 1980'lerde ağız sağlığı uygulamasına getirdiği değişikliklerle karşılaştırılmaktadır.


AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu) nedeni olan HIV (İnsan Bağışıklık Eksikliği Virüsü) ve Hepatit B virüsü (HBV) ve Hepatit C virüsü (HCV) gibi kanla bulaşan patojenlerinin ortaya çıkışı; diş hekimliği tarihinde bir kilometre taşıdır. HIV/AIDS epidemisi geçen yüzyılda modern tıp ve diş hekimliğinin gelişiminde önemli faktör olmuştur. Diş hekimliği ağız boşluğunda tükürük, kan, dişeti oluk sıvısı gibi vücut sıvıları ve diş ünit suyundan oluşan aerosellere doğrudan maruz kalınan bir hizmet olduğundan COVID-19 pandemisi öncesinden çapraz enfeksiyon tehlikesini bilen ve bu nedenle diş hekimliğine özel enfeksiyon kontrolü ve önlenmesi kurallarıyla çalışılan bir meslektir.


Diş hekimliğinde enfeksiyon kontrolünün başlangıcında 1970’li yıllarda diş hekimliğinde bulaştığı kanıtlanan enfeksiyonlardan Hepatit B Virusu (HBV) vardır ve o dönemde diş hekimi eldivensiz çalışmaktadır. 1977’den 1980’li yıllara kadar diş hekimleri eldiven giymeye yanaşmamıştır. 1981’de HIV/AIDS tanımlanmış ve bir diş hekimliğinde HIV bulaştırıldığı kanıtlanmasıyla 1991’de “diş hekimliğinde enfeksiyon kontrolü ve önlenmesi kavramı” anlaşılır olmuştur. Hem hastalar hem çalışanlar için güvenli ve etkin bir çalışma ortamı sağlamak üzere “standart önlemler” dikkate alınmaya başlamıştır.


Kan yoluyla bulaşan patojenlerden HBV, HCV ve HIV ‘in sağlık çalışanına geçme potansiyelinde 1ml serumda virus miktarı en düşük olan %0.3 ile HIV’dir. Bulaşma için yeterli kan miktarı HIV için 0.1 ml ve enfeksiyonla sonuçlanma koşulu ise HIV pozitif hastada 300 iğne batmasından birinde bulunmuştur. Enfeksiyon kontrol uygulamaları ile de “yaralanmayı önleme kayıtları” tutulmaya başlanmıştır.


“Diş hekimliğinde sağlık hizmetiyle ilişkili enfeksiyon tanımı” 2007’de HBV, HCV, HIV, Clostridium difficile, Tüberküloz, Grip, İnsanlarda kuş gribi, SARS-CoV, Biyoterorizim, MERS ve EBOLA ile yapılmış. Diş hekimliği enfeksiyon kontrolüne “solunum hijyeni / öksürük adabı” ve “güvenli enjeksiyon uygulaması” eklenmiştir. “Aerosol tanımı” Influenza A (H1N1) 2009 virüs salgını ile öğrenilmiştir. Diş ünit suyollarında suda yaşayan mikroorganizmalar üzerinden yeni ünitler ve uygulamalar; rubber dam, yüksek volümlü aspiratör, hastanın gözlerinin korunması öğrenilmiştir.


2008’de hastaneler, ayakta bakım ve evde bakım gibi sağlık hizmetinde diş hekimliği uygulama standartları; 2009’da yıkayıcı dezenfektör kullanımı, klinik ve sterilizasyon odasının ayrılması; başlık yıkayıcısı; halkın enfeksiyon kontrolü uygulamalarını sorgulaması; diş hekimliğinde etkin enfeksiyon kontrolü uygulamalarının hasta tarafından görülmesinin sağlanması; diş hekimliği eğitiminde enfeksiyon kontrolü bilgisinin önemi; müfredatta dikkat çeken eksiklikler; diş hekimliği mesleğinde hasta güvenlik kültürünün yerleşmesi çalışmaları; 2015’te HCV’nin, cinsel temasla bulaşma riski az olmasına karşın HIV’den daha kolay edinildiği; 2016’da 2003 CDC standart önlemleri vurgulayan bir özet kılavuz yayımlanması ile “Diş hekimliğinde Güvenli Hizmet için Temel Beklentiler” vurgulanmıştır. Hasta güvenliğinin öneminin kavranması, diş hekimliği hizmetinin yüksek standartta sürdürülmesi; en son protokolü rutin olarak uygulamak ve düzenli denetim ile kontrol ederek sağladı.


HIV ve kan yoluyla bulaşan hastalıkların saptanmasında testin yararları hakkında bilgi, bazı kişilerin bu virüslere sahip olduğu gerçeğinin anlaşılmasına yardımcı olurken korkulu duygusal tepkilere yol açtı. Diş hekimleri hastalardan korkarken, 2014’de korku tersine döndü: İngiltere’de bir diş hekiminin HIV, HBV ve HCV bulaştırma endişesi ile 22.000 hastası geri çağırıldı!


Diş hekiminin erken tanı yoluyla yeni HIV enfeksiyonlarını azaltmada önemli bir rolü vardır ve HIV ile enfekte hastaları nasıl tedavi edeceklerini bilmeleri ve çapraz enfeksiyon kontrolünü anlamaları gerekir. Bu yıl Ağustos ayında yayımla Endonezya diş hekimliği fakültesi dekanlarına interaktif sunumdan önce ve sonra anketler ve tartışma ile gerçekleştirilen bir çalışma, müfredatın gözden geçirmesinde etkili olmuştur.


Diş hekimlerinin HIV ile enfekte hastalara yönelik tutumları, bu hastaları mümkün olan en iyi bakımdan yoksun etmemelidir. HIV pozitif kişiler ayrımcılık ve gizlilik eksikliği konusundaki endişeler nedeniyle tedavi aramaya isteksizdir. Bu nedenle lisans eğitimi /müfredat aynı zamanda şefkatli ve yetkin bakım sağlayabilen profesyoneller yetiştirmelidir.

Çapraz enfeksiyonun gerçek riskleri ve bunların ne kadar düşük olduğu hakkında daha fazla bilimsel bilgi elde edildikçe durulmuştur. Örneğin İngiltere’de HIV ile enfekte hastaya yaklaşım 20-30 yıl öncesine göre çok farklıdır. Bu yaklaşımda politikacıların ve ünlülerin görüşleri ve davranışları dahil olmak üzere medya ve televizyon dizileri ile rol modelleme yoluyla gerçekleşmiştir.


Bu yıl Eylül ayında yayımlanan Kanada’da bir çalışmada ise ağız sağlığı ekibinin perspektifinden diş hekimliğinde COVID-19 pandemisinin HIV pandemisi ile paralelliği üzerinde durulmuştur. Bu çalışma, potansiyel sosyal huzursuzluğu tanımlayan bir çalışma olmuştur. HIV/AIDS döneminde çok daha acımasız damgalama ve ayrımcılığın sürmekte olduğu anımsanmıştır! Benzer şekilde bazı toplulukların, örneğin Çin toplumu gibi, koronavirus nedeniyle damganmasından da söz edilmiştir. HIV ile herkese enfeksiyon almış gibi davranılırken şimdilik COVID-19 ‘un daha büyük bir deprem olduğundan da söz edilmiştir.


Sonuç olarak COVID-19 pandemisi, diş hekimlerinin güvenli hizmet verebilmesi için, yardımcılarını denetleyebilmesi için, uygun araç gereç edinebilmesi için ve enfeksiyon kontrol programını güncelleyebilmesi için düzenli eğitimin önemini göstermiştir! Dünyada diş hekimliği enfeksiyon kontrolü eğitimleri artmıştır. Bu sayede, HIV'e karşı görülen korkulu duygusal tepkilerin de yerini artık akla dayalı eğitimli bir tepki alacaktır.


Kaynaklar


-Brondani M, Donnelly L. The HIV and SARS-CoV-2 Parallel in Dentistry from the Perspectives of the Oral Health Care Team. JDR Clin Trans Res. 2021;6(1):40-46.


- Coulthard P. Dentistry and coronavirus (COVID-19)—moral decision-making. Brit Dent J 2020; 228(7):503–505.


-Coulthard P,Tappuni AR, Ranauta A. Oral health and HIV: What dental students need to know. Oral Diseases 2020 ; 26(Suppl. 1):47–53.


-Croser, D. Infection control since HIV. BDJ In Pract. 2020; 33(6):24-25.

DePaola LG. Managing the care of patients infected with bloodborne diseases. J Am Dent Assoc. 2003; 134(3):350–358.


-Feng I, Brondani M, Chong K-L, Donnelly L. Evaluating Point-of-Care HIV Screening in Dental Hygiene Education Settings: Patient, Faculty, and Student Perspectives, J Dent Educ. 2018;82(8):819-827.


-Santella AJ. HIV testing in the dental setting: A global perspective of feasibility and acceptability. Oral Dis. 2020;26 Suppl 1:34-39.


53 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
 

Biz varız.

Birlikteysek daha dinamik,

daha bilgili ve çok daha güçlüyüz.

  • Instagram - Gri Çember
  • Facebook - Gri Çember
  • Heyecan - Gri Çember
  • YouTube - Gri Çember

BAĞIŞ

©2018 Pozitif-iz Dernegi, İstanbul. Tüm Hakları Saklıdır.