• POZİTİF İZ

Pozitif Bir Çift

Sizi Esra ve Caner çifti ile tanıştıralım. Henüz sevgiliyken, tesadüfen HIV ile yaşadıklarını öğrenen bu çiftimizin hikâyesini kendi ağızlarından dinleyelim istedik. İşte çiftimizin macera dolu hikayesi;

Herkese Merhabalar;

Biz Esra&Caner çiftiyiz. Yaşadığımız bu süreci belki insanlara bir faydamız olur diye paylaşmak istedik. Bu durumu yaşayanlara en büyük destek, bu psikolojiyi yaşamış insanlarla iletişim kurmak; İşte tam da bu yüzden bizim en büyük şansımız Pozitif-iz-Derneği ile tanışmak oldu…


HIV ile Tanışmak


Biz de bu enfeksiyonu toplumdaki yeri kadar biliyorduk! Bu yüzden yolun sonuna geldik sanıp çok endişeli, kaygılı ve zor günler yaşadık. İşin içine girdikçe öyle olmadığını gördük…


Dört yıllık birliktelikten sonra evlilik kararı almıştık. Evlilik öncesi bir küçük estetik operasyon geçirmek istiyordum. Birkaç doktorla görüşüp birinde karar verdik. Ameliyat öncesi birkaç tetkik yapılması gerekiyordu;


Bilirsiniz…

Rutin işlemler, alerjiniz var mı? Bir hastalığınız var mı? Ameliyata uygun musunuz? vs.

Tetkikleri verdim. Kendimi ameliyata hazırlıyordum.


E-Nabızdan sonuçlara bakayım dedim, HIV terimiyle karşılaştım, neydi ki bu? Düşündüğüm şey miydi? Biraz internet araştırması, bu o mu ki? Görüyorsun ama ‘yok yok değildir’ diyorsun…


O korku ve panikle Caner’i aradım. Testlerde “HIV POZİTİF” diye bir terim var. Bu bizim bildiğimiz HIV mi dedim ona? Yok canım sen de hemen kötüyü düşünmüşsün dedi; o Hepatit B falandır dedi. Emin değildim ama biraz rahatlamıştım. Ama içimdeki kötü düşünceler hala yokluyordu. Bu böyle olmayacaktı. Ameliyat olacağım doktoru aradık, o da durumdan haberdar olduğunu söyledi. Gayet normal bir ses tonuyla sanki olağan bir şeymiş gibi yaklaştı. Yanlışlık olabileceğini, testi yenileyebileceğimizi söyledi. Tabii bizim içimiz hiç rahat değildi, sabahı nasıl ettik bir bilseniz…


Sabah aynı hastanede HIV testini yeniledim. Nasıl bir ruh hali, bir yandan işyerindesiniz kimseye bir şey belli etmemek bir yandan “lütfen yanlışlık olsun” diye ettiğim dualar….


Ve netice yine Pozitif!


Doktorum işyerine çok yakındı ve hemen izin alıp Caner’le kliniğe gittik. Doktor hastasını uğurlarken bekleme salonunda bizi gördü içeri çağırdı. Daha içeri geçmeden koridorda “Esraaaa testin yine Pozitif çıktıııı” diye bağırdı. Bu adam bilerek mi yapıyor? O an doktora çok kızmıştım. Neden ulu orta herkesin içinde bağıra bağıra söylüyor diye. İçeri geçmiştik ve ameliyat arka planda kalmıştı. Biz çok korkuyorduk. Caner’in de kaygıları başlamıştı ‘ya bende de varsa?’ diye.


O psikolojiyi tarif edemiyorum. Doktorun odasında Caner ve ben karşılıklı oturmuşuz, doktor da bize samimi bir şekilde bu enfeksiyonun her insanın başına gelebileceğini, dişçiden, manikürden, hatta hastane ortamında sağlıkçıların da kolaylıkla alınabileceğini (Bilgi: Gerekli önlemler alındığında HIV’in bu yollarla bulaşı engellenmektedir.) anlattı. En önemlisi de bunun bir tedavisi olduğunu anlattı. İçimden bu adam neden bu kadar normal bir hastalıkmış gibi bahsediyor diye kurarken, bu konuşma ikimize iyi gelmişti. Bize yapmamız gereken adımları tarif ediyordu. Bu arada enfeksiyon hastalıkları uzmanı arkadaşını arayıp hoparlörü açıp konuşmaları bizim de duymamızı sağladı. Hocanın pozitif konuşması da yine bizi etkilemişti. Az evvel kızdığım adam, meğer ne kadar iyi bir doktormuş, resmen bize öncülük ediyordu. Klinikten çıkarken biraz rahatlamış olsak da ortada bir bilinmez vardı ve bizim onu halletmemiz gerekiyordu…


Hoca öncelikle bu testi daha kapsamlı yapan yerlerin bilgisini verdi. Biz de bu yerlerden birini seçtik. Tekrar emin olmak için başka bir yerde bir test daha yaptıracaktık.


Ertesi gün yine izin alıp özel bir laboratuvarda ikimizde test yaptırmaya gitmiştik. Teste gidene kadar yaşadığımız korkuyu zaten tahmin ediyorsunuzdur. Neyse laboratuvarda sıra bize geldi. Çekine çekine danışmadaki görevli kadına neredeyse kulağına fısıldar gibi kısık sesle ‘HIV testi yaptırmak istiyoruz’ dedim. İnsanlar duymasın istedik. Sanki herkes dönüp bize bakıyormuş gibi, onlardan farklıymış gibi hissediyor insan…


Danışmadaki kadın ruh halimi anladı ve ‘kayıt için isterseniz gerçek isim, kimlik numarası, adres vs kullanmayabilirsiniz’ dedi. Buna çok sevinmiştik. Kayıt yaptırıp, kanları verdik. Aklınızda bulunsun bazı özel laboratuvarlarda kişisel bilgilerinizi saklı tutma hakkınız var. Zaten tanınız netleştikten sonra bilgileriniz Sağlık Bakanlığı’na bir kodla bildiriliyor. Bizim en büyük kaygımız da zaten buydu deşifre olmak, iş kaybı vs….


Testin sonucu bir hafta sonra çıkacaktı. Ve bu psikolojide beklemek… ne zor şey!!! Kafada milyon tane fikir uçuşurken anksiyete başlamıştı bile ☹


Ve haber alma vakti gelmişti. Lütfen bütün testler hatalı olsun, en doğrusu bu desinler, bu sonuç kesin NEGATİF desinler...


Hiç unutmuyorum yabancı numarayı görünce laboratuvardan aradıklarını anlamıştım. Fakat yetişememiştim ve cevap verememiştim. Hemen ardından Caner aradı ‘ben de pozitifim’ dedi. Sesindeki o korkuyu, o endişeyi hiç unutmuyorum. Caner’le konuşurken tekrar aradı o numara. Hemen cevap verdim. Arayan laboratuvarın Uzman Doktoruydu, kendini tanıttı ve yaptığı testin POZİTİF olduğunu söyledi. Bunu söylerken sesindeki endişe beni korkutmuştu. O an ona birkaç soru sormaya çalıştım, sorular o psikolojiyle saçma olmalı ki kendisinin alanı olmadığını ve biran önce tedaviye başlamam gerektiğini söyledi ve kapattı. Uzunca bir süre ne yaptığımı hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde baya zaman geçmişti. Çok farklı, sanki herkesten farklıymışım gibi hissediyordum. Tekrar Caner’le konuştum o daha kötüydü sanırım, anksiyetesi de daha fazlaydı. Bunu idrak edince bana bir güç gelmişti sanki, ikimiz de kendimizi bırakırsak daha kötü olacaktık. Kendimi bırakmamalıydım. Güçlü olmalıydım. Ve ilginçtir o an karar verdim; her ne olursa olsun, başımıza ne gelirse gelsin ‘bununla mücadele etmeliyim – etmeliyiz’ dedim.…


Bu olumlu düşüncelerle işime geri dönmüştüm. Kimseye belli etmemeye gayret etsemde, kendimi farklı hissetmem devam ediyordu. Ameliyat olacağım doktor aradı o arada, artık ameliyat için bir karar vermemi istiyordu. Bir an önce ameliyata almak istiyordu. Biraz ikilem yaşadım ve ona henüz karar vermediğimi söyledim. Mesai bitimine doğru tekrar aradı. Caner’le de bu konuda istişare ediyordum. Veee sonunda karar vermiştim. Bunu yapmalıydım. Ameliyat için tarih belirledik. Bu zaman zarfında Caner’le daha çok zaman geçiriyorduk. Adeta kenetlenmiştik. Böyle bir durumda yalnız olmamak, sevdiğinle olmak ve hayat arkadaşı olmak…. Çok şanslıyız…


Tedaviye başlamadan araştırmalar yaptık ve takip olmak üzere bir üniversite hastanesinde karar verdik. Ameliyata girmeden tedaviye başlamalıydık. Caner’in anksiyete durumu iyice artmıştı. Tedavi için hastaneye başvurduk. Hala tedirgin ve endişeli olarak enfeksiyon hastalıkları bölümünde giriş yaptırdık. Sıra numaralarımız peş peşeydi. İlk Caner girdi ve doktora benden bahsetti. Doktor ikimizi de aynı anda muayeneye aldı. Asistan doktor bizi dinledi ve tahmin edemeyeceğiniz kadar uzun yazdı ve sordu. Belki bir saat belki iki saat. Artık sıkılmıştık ki nihayet bizi anlayıp rahatlatacak cümleyi kurdu, “Evet biliyorum siz şuan korku ve endişe içindesiniz” sizi anlıyorum, bu enfeksiyonun bir tedavisi var demişti ve akabinde bir detaylı muayene edip, birçok test istemişti. Kaç tüp kan verdik hatırlamıyorum.


Hastaneye gittiğimiz günün akşamı Caner beni aradı, sesi iyi geliyordu. Netten araştırırken Pozitif-iz Derneği’ni bulduğunu ve oradan da Bora Beyi ile sohbet ettiklerini anlattı. Çok uzun zamandır onu böyle umutlu görmemiştim. Ben de telefonda görüştüm. Bize ilaç gibi gelmişti. Her şeyden önce insan olarak, birey olarak sizi dinliyor ve her konuda danışıp bilgileniyorduk.

Hayatımızda iyi şeyler olmaya başlamıştı…


Ameliyat günü gelmişti, buruk bir heyecanla ameliyata girdim. Hastanede bir gece kaldım. Caner refakatçimdi, tüm gece başımda bekledi. Nasıl bir güzellik bu; çocuk gibi bana bakıyordu. Güzel kalpli adam.


Ameliyattan bir hafta, on gün sonra hastaneye gittik sonuçlar çıkmıştı. Bizi muayene eden doktor bakacak sanırken bir başka doktor vardı. Yine o bildik sorular, yazılar derken içeri bir adam girdi ve bizimle sohbet etmeye başladı. Meğer bizim asıl doktorumuzmuş. Dünya tatlısıydı ve bizimle çok ilgilendi. Bize bu enfeksiyondan korkmamamızı, durumumuzun iyi olduğunu ve her şeyin yolunda olduğunu söyledi. Kendimizi güvende hissediyorduk. Durumu ve tedaviyi o kadar iyi anlatıyordu ki, bizlere olan yaklaşımı inanılmazdı. Artık tedaviye başlamıştık. İlaçlarımızı almıştık. Şansımız iyi gitmeye başlamıştı…


Fakat iş kaybı korkumuz hala geçmemişti. Bunun için sağlık bilgilerimizin başkaları tarafından görünmemesini istiyorduk. “MEDULA” sisteminin kapalı olması gerekiyordu. İşyeri hekimi, aile hekimi vs. görmemesi için.


Bunun için SGK’ya gidip dilekçe verdik. Bu hiç kolay olmadı. Yaklaşık 3-4 kurum gezdik diyebiliriz. En sonunda doğru yeri bulup ‘sağlık bilgisinin erişimini gizli tutmak istiyorum’ diye dilekçe verdik. Hala tereddüt yaşasak da ilaçları aldığımız eczaneden kontrol edebilme şansımız oldu. Gerçekten de kişi bilgilerine ulaşılamıyor deniyordu.


Biz o arada psikiyatriye göründük ve yaşadığımız anksiyeteyi anlattık. Çok iyi doktorlar, nasıl önyargısız ve ilgililer. Anksiyete için ikimiz de ilaç kullanmaya başladık. Bu bizi daha da rahatlatmıştı.


Artık nikâh için harekete geçmiştik. Farklı bir semtte aile planlaması merkezine başvurduk. evlilik için sağlık raporunu da almıştık.


Nikâh tarihi, hazırlıklar her şey çok hızlı ilerliyordu. Tanıyı alalı bir ay geçmemişti.

Veee biz evlendik ☺


Çok Şükür mutluyuz…


Şuan beş ay oldu tanıyı alalı ve dört aylık evliyiz…


İyi tarafından bakmaya anlamaya başladık, bir kere erken tanı ve tedavi müthiş bir durum!!!

Sık sık baştan aşağı bütün değerlerinize bakıyorlar, mesela benim tetanoz aşım daha önce tutmamış. Hemen aşıyı yenilediler. Bahsettiğiniz herhangi bir rahatsızlığınız varsa hemen onu incelemeye alıyorlar, psikiyatriye muhakkak görünmenizi istiyorlar. Sürekli kontrol altındasınız. Ve bu iyi bir şey…


Hastalığımız artık kontrol altında ve bulaş riski yok, içtiğimiz bir adet ilaç var onu da saatinde içmeniz, ihmal etmemeniz gerekiyor…


O kadar endişe, korku bu hastalığı yeteri kadar bilmediğimizdenmiş…


Artık biliyoruz, daha bilinçliyiz ve bu konuda insanlara faydalı olmak istiyoruz…


Emeği geçen herkese, başta Pozitif-iz Derneği ve kıymetli çalışanlarına, Sevgili Hocalarımıza teşekkür ediyoruz… iyi ki varsınız, iyi ki sizleri tanımışız☺


Sevgilerle,

Esra

(Mayıs 2021)


** ** **

Bu aşkı şimdi bir de Caner’den dinleyelim…


Herkese merhaba elimden geldiğince başımızdan geçenleri sizlere aktarmaya çalışacağım.


Ben Caner. Esra ile 4 yıllık bir ilişkimiz vardı ve evlilik kararı almıştık. Evlenmeden önce Esra’nın geçirmesi gereken küçük bir operasyon vardı. Bu ameliyat için gerekli testler yapıldı. HIV testi pozitif çıkmıştı. Biz ilk gün bunu hem yeteri kadar anlamamıştık hem de önemsememiştik. Evet, internette bazı bilgilere ulaştık ancak insan tam olarak bu durumu konduramıyor. Belki de başımıza gelmez diye düşündüğümüzden. Ancak saatler ilerledikçe, gece sabah oldukça derin bir endişe ve kaygıya kapılmıştık. Acaba değerin pozitif olması mı normal olandı? Bunu bile bize düşündüren şey umuttu.


Ertesi gün ameliyatı yapacak olan doktor ile görüştük. Testin tekrarlanması gerektiğini, yanlışlık olabileceğini söylemişti. Test tekrarlandı ve sonuç aynıydı. Artık bende de olma ihtimali iyiden iyiye yükseldi.


Testi tekrarladığımız gün özel bir laboratuvara gidip, bu sefer ikimiz de kan vermiştik. 2 ya da 3 gün sonra yabancı bir numaradan arandığımda, arayanın o laboratuvarın olduğunu anlamıştım. Telefondaki seste bir panik hissettim ve sonra “maalesef test sonucunuz pozitif bir an önce tedaviye başlamalısınız” demişti. (Bilgi: sonuç ister pozitif ister negatif çıksın, test öncesi ve sonrası doğru bilgilendirme yapılmadan - danışmanlık verilmeden telefonda sonucun paylaşılması etik değildir.)


İnanın ara ara gelen bir panik ve korkudan başka hiçbir şey hissetmiyordum. Çünkü çalışmadığımız yerden gelmişti soru. Bu konuda çok bilgisizdik, belki de bundandır. Tam olarak algılayamayışımız. Esra ile konuştum hemen. Onu da aramış ve aynı şeyi söylemişlerdi ve biz o gün nikâh tarihini öne çekmeye karar verdik. Çünkü zor bir yol bizi bekliyordu. Yan yana olmamız gerekliydi. Tanıyı aldığımız günden evlenene kadar ki süre nasıl geçmişti anlatamam. Günlerce uyku yoktu. Başımı nereye çevirsem endişe kaygı vardı. İlk aklıma gelen şey şu oldu; işyerim öğrenirse işsiz kalacaktım. İşsiz kalmak, evlenmek, HIV pozitif olmak, anne baba olamamak, başka birine bulaştırdık mı? vs vs. Binlerce soru, sıfır cevap.


Ve tam da o gün, Instagram da Pozitif-iz Derneği’nin sayfasını ve o sayfada gönüllü Akran danışmanlığı olduğunu gördüm. Hemen iletişime geçtim. Sonradan anladım ki bu süreçte yaptığım en doğru hareketmiş. En başta danışmanımız ve bütün dernek konuya tam anlamıyla hâkim kişilerdi. Aklımıza gelen her sorunun cevabını bulabildik. Bizi sabırla dinlediler, doğru yönlendirdiler. Müthiş bir psikoterapiydi bizim için; kendileriyle hala görüşmekteyiz.


Daha sonra bir üniversite hastanesinden randevu aldık ve giriş yaptık. İnsanların gözü üzerimizde gibi geliyordu bize, bir çekingenlik ve tedirginlik yaşıyorduk. Yaklaşık bir hafta sonra test sonuçları çıktı ve tanımız doğrulandı. Odaya doktorumuz girdi; “aramıza hoş geldiniz” dedi… Bundan sonraki hayatınızda benim gibi şişman ve kel bir adam olacak, geriye kalan diğer hayatınızda hiçbir değişiklik olmayacak dedi. Doktor espri yapıyordu ☺ Hiç kimseye bulaştırmayacaksınız, evlenebileceksiniz, çocuk sahibi olabileceksiniz, bu zamana kadar nasıl yaşıyorsanız, aynı şekilde yaşamaya devam edeceksiniz dedi.

Son 10 günde yaşadıklarımızdan sonra bu bize çok iyi gelmişti. Tabi ki bunun bazı aşamaları vardı ve o aşamalar başladı…


İlk olarak doktorumuz ilaç raporumuzu hazırladı. Eczaneye yönlendirdi. Eczaneden içeri girdiğimizde sesimizi duyurmadan çekinerek konuşuyorduk, ama orda da eczacının anlayışını fark ettiğimizde rahatlamıştık.


Her ikimizde yoğun bir anksiyete problemi yaşıyorduk ve aynı dönemde bu kaygılarımızla ilgili psikiyatr doktorumuz ilaca başlatmıştı. Bu rahatlattı bizi.


HIV’i baskılayan ilaca başladıktan bir ay sonraki ilk kontrolümüzde Esra'nın değeri belirlenemez seviyedeydi. Benim değerim de oldukça düşmüştü.


Şu anda hayatımızda günde bir tane aldığımız ilaç dışında hiçbir değişiklik yok ve artık daha bilinçliyiz. Bizi asıl endişelendiren şey konu ile alakalı hiçbir bilgiye sahip olmayışımız ve önyargılı olmamızmış.


Son olarak söyleyebileceğim, tavsiye edebileceğim şunlardır;

- HIV’in bulaş yollarını iyi öğrenmek ve bu konuyu cidden önemsemek

- Gerekli tedbirleri uygulamak

- Bulaş oldu ise en başta doğru bilgiye ulaşmak

- Doktorunuzun söylediklerine harfiyen uymak

- Kontrolleri aksatmamak

- İlacınızı muntazam bir şekilde kullanmak

- Mümkünse sigara ve alkolden uzak durup iyi ve kaliteli beslenme iyi uyku ve egzersiz ile normal yaşantımıza devam etmek.


Bizler en başta akran danışmanı Bora abimizden ve dernekten öğrendik ki toplumdaki önyargı ve yanlış bilgi HIV’den daha yorucu. Hepiniz sağlıklı ve ZİHNEN POZİTİF KALIN…


Sevgilerle,

Caner (Mayıs 2021)


















678 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör