top of page
  • POZİTİF İZ

Ulusal HIV/AIDS Kongresi 2022’deydik…

Türkiye HIV/AIDS Platformu’nun bu yıl altıncısını düzenlediği Ulusal HIV/AIDS Kongresi 2022, 24-27 Kasım 2022 tarihleri arasında, HIV takibi yapan enfeksiyon hekimlerinin ve HIV aktivistlerinin katılımı ile Antalya Xanadu Otel’de gerçekleşti.

Bu yıl 310 kişinin katıldığı ve HIV ile ilgili en güncel gelişmelerin konuşulduğu kongrede; tedavilerdeki gelişmeler, yürütülen araştırmalar ve olgu sunumlarının yanı sıra HIV ile yaşayanlara yönelik damgalanma ve ayrımcılıklar da masaya yatırıldı.

Pozitif-iz Derneği olarak kongrede hem ‘GDTM’lere Yönelik HIV Enfeksiyonu Güncelleme Toplantısı’nda kolaylaştırıcı hem de ‘Türkiye’deki Sivil Toplum Kuruluşları ve HIV Aktivistlerini Tanıyalım’ oturumunda konuşmacı olduk. Ayrıca 1’i sözlü, 3’ü poster sunum olmak üzere 4 çalışmamızın çıktılarını paylaştık. Kongre süresinde açtığımız standımızda kitap ve broşürlerimizle yer aldık. Oturumlarda Pozitif-iz Derneği temsilcilerimiz Çiğdem Şimşek ve Önder Bora sık sık söz alarak, katkı sağladı.

Konferans boyunca gün gün, HIV ile yaşayanlar için derlenen notlar…


KURSLAR DÜZENLENDİ


Kongre kapsamında 3 ayrı kurs/atölye gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen ilk kurs hekimlere yönelikken ikisi Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM) çalışanlarına özel düzenlendi.


Hekimler için yöntem eğitimi


İlk kurs 24 Kasım 2022 sabahı; Sağlık Eşitsizliklerini Azaltma ve Sağlık Hizmetlerini Geliştirme amacıyla faaliyet gösteren JUSTRİ’nin ‘SKILLS TOOLKIT TRAINING (BECERİ ARAÇ KİTİ EĞİTİMİ) kursu idi.


Mike Youle, Deniz Gökengin, Nadia Ahmed, Colette Smith'in moderatör olduğu kursta şu başlıklar işlendi; »Protokol yazmak »Doğru insanlarla etkileşim kurmak »Gerçek hayattan örnek »Bir sunum nasıl yapılandırılır? »Bir kitlenin ihtiyaçları nasıl analiz edilir? »Gerginlikle başa çıkma ve zor sorularla başa çıkma » Afiş tasarım ilkeleri ve metnin nasıl yazılacağı »Kısa ve anlamlı özetler yazmak »Kanıtı anlamlandırmak »Eleştirel Değerlendirme Becerileri Programı


GDTM çalışanlarına tazeleme


Kongrenin ilk günü eş zamanlı ilerleyen ikinci kurs ise ‘Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezleri (GDTM)’ne Yönelik HIV Enfeksiyonu Güncelleme Toplantısı’ oldu.


Kursun amacı; Türkiye genelinde 5 merkezde anonim ve ücretsiz HIV testi hizmeti veren GDTM çalışanlarının, HIV ile ilgili bilgilerini tazelemek idi. Moderasyonunu, enfeksiyon hastalıkları hekimi Dr. Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu ve Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı yetkilisi Dr. Emel Özdemir üstlendi.

Dr. Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu’nun hoş geldiniz konuşmasının ardından, GDTM’ler ile ilgili güncel durumu paylaşması için sözü Dr. Emel Özdemir’e bıraktı. Ardından ‘A’dan Z’ye HIV Enfeksiyonu’ sunumu ile Dr. Yeşim Taşova devam etti.


Pozitif-iz Derneği üyesi aktivist Çiğdem Şimşek ise, katılımcılara HIV tanısı alma empatisi kurduran ‘Bozkır Yangını’ simülasyonunu oynattı. 11 GDTM çalışanına HIV ile temas etme, test sürelerini bekleme ve partnere statü açıklama denemelerini yaşattı. Genel olarak kendi yaşam pratikleri üzerinden duygu ve düşüncelerini paylaştılar.

‘Danışmanlık’ sunumunu ise Dr. Aygen Tümer yaptı. Toplantı, Soru – Cevap bölümleri ile tamamlandı.


GDTM Çalışanlarına Yönelik Kavram Atölyesi


Türkiye Aile Planlama Vakfı (TAPV) tarafından düzenlenen atölyenin amaçları; - Ayrımcılıkla ilgili farkındalığı geliştirmek, -Katılımcıların ayrımcılığa uğrayanlar ile empati yapabilmesini sağlamak, -Ayrımcılığa zemin hazırlayan kalıp yargılara, dil ve davranışları tanımlamak, -Toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısını anlamak, -Kadın ve LGBTİ+ perspektifi ile vaka yönetimi örneği paylaşmak.


Atölyede ayrıca ‘Grup Psikodrama Çalışması’ ve ‘Çoklu Ayrımcılık Vakalarında Başvuru Alma Yöntemleri / Olgu Çalışması’ yapıldı.


KONGREDE ÖNE ÇIKAN SATIR BAŞLARI

24 Kasım 2022 Perşembe

Ulusal HIV/AIDS 2022 Kongresi’nin açılış konuşmalarını, kongre başkanı Dr. Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu ile kongre başkan yardımcısı Dr. Asuman Şengöz İnan yaptılar. Dr. Fehmi Tabak’ın moderatör olduğu açılış konferansında ‘İlk Günden Bugüne HIV Deneyimi’ sunumu ile Dr. Volkan Korten konuşmacı oldu.

Korten, HIV’in ilk ortaya çıkışından günümüze ilaç tedavileri, tanı ve tedavi yöntemleri ile HIV’in sosyal boyutunu anlattı. Dünyaca ünlü sanatçıların HIV tanısı almaları ve o yıllarda ilaçların olmaması nedeniyle hayatlarını yitirmelerinden ve bununla beraber HIV’in dünyada konuşulur hale gelmesinden bahsetti. Günümüzdeki HIV verilerini paylaşan Korten, yeni tanıları önlemede küresel fonların ve büyük miktarda yatırımların gerekliliğine değindi. HIV hakkında tıbbi bilgiler de veren Korten, HIV ile yaşayan kişilerde görülen komorbitelerden bahsetti.


HIV EPİDEMİYOLOJİSİNDE SON DURUM


Dr. Serhat Ünal ve Dr. Halis Akalın’ın başkanlık ettiği oturumda; Dr. Aygen Tümer’in ‘Dünyada ve Türkiye’de HIV Epidemiyolojisi’ sunumunun ardından Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü temsilcisi Dr. Emel Özdemir Şahin ‘Türkiye’de HIV/AIDS alanında Yürütülen Çalışmalar’ı aktardı.

Dr. Aygen Tümer, HIV’in son 25 yılını değerlendirdiği sunumunda, UNAIDS’in küresel hedeflerini açıkladı. UNAIDS’in 2014 yılında belirlediği 90-90-90 küresel hedeflerinin 2021’de 95’e yükseltildiğini, damgalanmaya ve ayrımcılığa vurgu yapan dördüncü doksanbeşin eklendiğini ifade etti. Tümer, Türkiye’nin bu hedeflerin neserinde olduğunu verilerle aktardı. Ülke olarak tanı koymada, zayıf, ancak tedavi ve viral baskılamada başarılı olunduğu bilgisini verdi. Tümer ayrıca, dünya genelinde tanı alanlarda artış olduğuna işaret etti ve nedenlerini açıkladı. Öte yandan Covid nedeniyle tedaviye erişimde %41 azalma olduğuna da ekledi.


Türkiye’de, 1985 - Şubat 2022 arasında 32.376 kişinin tespit edildiğini, bunların %81,20’sinin erkekler, %18.80’inin de kadınlar olduğunu belitti. En sık görülen yaş grubunun 25-29 ve 30-34 yaşları arası olduğunu söyledi. 15-19 ve 10-14 yaş grubunda da artışın olduğuna dikkat çekti. En sık görülen bulaş yollarının; %30,73 heteroseksüel cinsel temas, %14,05 homoseksüel cinsel temas ve %53,08’inin de bulaşma yolunun bilinmediğini (!) kaydetti.


HIV ile yaşayanlarda tedavilerin ve yaşam kalitelerini başarılarına da vurgu yaparak konuşmasını tamamladı.


Dr. Emel Özdemir Şahin sunumunda, ‘HIV/AIDS Sürveynansının Güçlendirilmesi Çalışmaları kapsamında -Mevcut Sürveyans ve -HIV/AIDS Bilgi Sistemi (HABS) bilgilerindirmeleri yaptı. Ayruca -Anneden Bebeğe Geçişin Engellenmesine Yönelik Çalışmalar, -Uluslararası Kuruluşlarla Yürütülen Çalışmalar (ECDC, UNAIDS), -GDTM’ne yönelik Çalışmalar ve -Türkiye HIV/AIDS Kontrol Programı Kapsamında Yürütülen Çalışmalar konularına değindi.

Dr. Şahin, HIV tanısı alanların (özellikle mükerrer bildirimleri de engellemek ve sağ kalımları izleyebilmek amacıyla) kayıt altına alınacağı yeni bir sistem olan HABS’nin çalışma akışını anlattı. 2022’de İzmir, Ankara ve Kırşehir’de pilot uygulamalarını başarılı bir şekilde tamamladıklarını ve eğitimlerinin verildiğini anlattı. Sistem kullanıcılarının sadece enfeksiyon hekimleri ve HIV testi çalışan laborantlar olacağın, yani diğer branşların görmeyeceğinin de altını çizdi. Ocak 2023’te tam olarak sistemin faaliyete başlayacağını duyurdu.


Dr. Selçuk Kaya ve Dr. Ahmet Çağkan İnkaya’nın gerçekleştirdiği ‘Yeni gündem: Maymunçiçeği’ sunumunun ardından ‘Türkiye’deki Sivil Toplum Kuruluşları Ve HIV Aktivistlerini Tanıyalım; Soralım, Öğrenelim ‘’Yapılanmaları, İcraatları, Projeleri’ oturumuna geçildi.


POZİTİF-İZ DERNEĞİ ÇALIŞMALARINI ANLATTI


Dr. Asuman Şenöz İnan ile Dr. Özlem Altuntaş Aydın’ın başkanlığına geçen oturumda, sırayla Pozitif-iz Derneği üyesi aktivist Önder Bora, Kırmızı Kurdele İstanbul üyesi aktivist Arda Karapınar ve Pozitif Yaşam Derneği üyesi aktivist Canberk Harmancı panelist oldu.

Pozitif-iz Derneği’nin kurulma amacının HIV tanısı alan kişilere ve yakınlarına, destek ve danışmanlık hizmetleri sağlamak olduğunu söyleyen aktivist Önder Bora, derneğin her kademesinde HIV ile yaşayanların çoğunlukta olma ilkesinin bulunduğunun altını çizdi.


Dernek üye ve gönüllülerinin sivil toplum, kamu ve özel sektör çalışanları gibi farklı alanlardan ve disiplinlerden oluştuğunu, işleyişinde yatay bir örgütlenme modelini benimsediklerini ifade ettikten sonra, kurumsal duruşunu ve işleyişini anlattı.


Tüm çalışma ve projelerini HIV ile yaşayan kişilerin ihtiyaçlarından yola çıkarak belirlediklerinin altını çizen Bora, kısaca yürüttükleri projeleri tanıttı.

Sivil Toplum Kuruluşlarının sunumlarından sonra Hekim Dernekleri sunumları için Dr. Deniz Gökengin, Dr. Serhat Ünal ve Dr. Fehmi Tabak söz aldı. Kongrenin son bölümü, aramızdan zamansız ayrılan, çok kıymetli bir bilim insanı olan mikrobiyolog Dr. Kenan Midilli’yi anma törenine ayrıldı.

25 Kasım 2022 Cuma


İkinci günün ilk oturumu Kahvaltılı Mikrobiyoloji Oturumu ‘HIV ve Direnç’ idi. Oturum başkanı olan Dr. Gülden Çelik, ‘HIV enfeksiyonu tanısına yaklaşım, sorun yaratan durumlar ve doğru yorumlama’ sunumu yaptı.


‘HIV Antiretroviral Direnç: Dirençte güncel durum, sorun yaratan durumlar ve yeni yaklaşımlar’ sunumu yapan Dr. Rabia Can Sarınoğlu; sunumuna Virolojik başarı ve Virolojik başarısızlığın tanımı ile başladı. Devamında HIV ilaç direnci gelişme nedenlerini şu şekilde sıraladı; -HIV’in biyolojisi, -Dirence karşı genetik bariyer, -Kullanılan tedavi rejimleri, -Kullanılan antiretroviral farmakokinetik özellikleri, -Tedaviye uyum


Tedaviye uyumsuz kişilerde viral baskılanmanın sağlanamayacağı bu nedenle viral replikasyonun devam edeceği, mutasyonların birikeceğini ve devamında direnç gelişebileceğinden bahsetti. İlaç direnç mutasyonlarının ilaçların aktivelerindeki azalmayla ilişkili HIV genomundaki spesifik mutasyonlardan bahsetti. Bu mutasyonlar;

  • Aktarılan direnç - dirençli virüs alımı: Daha önceden enfekte olmayan kişinin ilaca dirençli virüs ile enfekte olması.

  • Kazanılan direnç - ilaç baskısı altında gelişen: ART almakta olan kişilerde ilaç baskısı altında direnç mutasyonu gelişmesi.

  • Tedavi öncesi direnç: Tedaviye başlamadan önce hastalardaki tüm ilaç direnç mutasyonları ve ART’ye maruz kalma sonucu oluşan ilaç direnç mutasyonları.

Bu nedenlerle tedavi altındaki ya da alacak kişilerin gebelik, ART başlangıcı öncesi TÖP kullanımı gibi çeşitli başlıklar hakkında detayların araştırılması gerektiğini söyledi. Direnç gelişimini önlemede en önemli kuralın tedaviye uyum olduğunun altını çizdi.


HIV’in YAPISI VE TEDAVİLERİN GELECEĞİ


‘HIV Ve İmmün Sistem: Yaşam Boyu Süren Bir Savaş Mı, Dayanışma Mı?Kür Bunun Neresinde?’ oturumunda Mert Ahmet Kuşkucu’nun yaptığı ‘Hücresel Düzeyde Patogenez’ sunumunda HIV’in çoğalma döngüsünde yaptığı klinik yolculuğu anlattı. Bağışıklık sistemini nasıl etkilediğini, hücre bölünmesini ve hücrenin kendisi için çalışacağı bir fabrikaya nasıl çevirdiğini görseller üstünden paylaştı. Oturumda tartışmacı olan Dr. Birgül Mete ve Dr. Ahmet Çağkan İnkaya dikkat çekici eklemeler yaptı.

Dr. Birgül Mete Steril kür çalışmalarına başarı sağlanan -Berlin hastası, -Londra hastası, -”Düsseldorf hastası, -New York Hastası, -Kaliforniya hastası örneklerini vererek kür (tam şifa) çalışmalarına nasıl ışık tutacağını anlattı. Ayrıca bu ‘hasta’ların hepsinin ortak özelliklerinin bir kanser sahibi olmaları ve kemik iliği nakli olduğu bilgisini de ekledi. Dr. Çağkan İnkaya da HIV pozitif olan gebe bir kadının HIV’den arındığı Espetenza Hastası örneğini verdi.


Dr. İlker İnanç Balkan ‘Hücresel Düzeyde İmmünite’ konuşmasında HIV’e spesifik CD8 sitotoksik T hücre yanıtını anlattı. Ayrıca B hücre ve antikor yanıtı ilişkisine yapılan çalışmalar ile değindi.


Dr. Mert ile Dr. Birgül, HIV’in gen yapısı üzerinde, latent hücreleri nasıl aktive ettiğini ve tüm bu süreç içerisinde hangi noktada kür sağlanabileceğini tartıştılar. Kombinasyon tedavilerin işe yaradığı ve immün yanıtın verileceği konuşuldu.

Mete, kür için halihazırda yürütülen çalışmaları özetledi. ‘Şok et ve Öldür - Bloke et ve Kitle’ yaklaşımını paylaştı. Gelen ‘Kür hayal mi?’ sorusuna konuşmacıların ortak cevabı ‘yapılan çok çalışmalar ve yatırımlar var. Bu da umut var demek. Kür mutlaka olacak, bu sadece bir zamanlama meselesi’’ dediler.


YAŞAM TARZI ÖNEMLİ


Dr. Ali Mert'in modere ettiği ‘İnflamasyon, Komorbiditeler, Uzun Dönem Sağlık’ oturumunda Dr. Dilara İnan ‘HIV Ve Kronik İnflamasyon’ sunumunda yaşam tarzı değişikliğinde 3 önemli faktöre değindi. Bunlar; -fiziksel aktivite, - sağlıklı beslenme ve -sigarayı bırakmak idi.


Fiziksel aktivitede: orta düzeyde egzersiz (hızlı yürüyüş), ART kullanan HIV ile yaşayan bireylerde inflamasyonu azaltabilir.


Sağlıklı beslenme: Alkol tüketimi bağırsak bütünlüğünü olumsuz etkileyebilir ve inflamasyonu arttırabilir. Sağlıklı bir yaşam sürmek için yeterli ve dengeli beslenilmeli. Akdeniz beslenme tarzı, kardiyovasküler olaylarda ve inflamasyonlarda azalmayla ilişkilidir.


Sigarayı bırakmak; ART durumundan bağımsız olarak, sigara kullananlarda kullanmayanlara kıyasla önemli inflamasyon bio göstergelerinin dolaşımındaki düzeyleri anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur ve sigarayı bırakmanın ART kullanan HIV ile yaşayan bireylerde kanser riskini azalttığı gösterilmiştir.


Virolojik olarak baskılanmış bireylerde bile düşük düzeyde kronik inflamasyonun persistan şeklinde seyredebileceğini belirten İnan şöyle devam etti. “Kronik inflamasyon, HIV ile yaşayan virolojik olarak baskılanmış bireylerde HIV komorbiditelerde artış, AIDS dışı ciddi hastalıklar ve tüm nedenlere bağlı mortalite ile ilişkilidir. Erken başlanan ART’nin yanı sıra tedaviye uyum inflamasyonu azaltır. Yaşam tarzı faktörleri, HIV dışı komorbidite riskinin ve devam eden inflamasyonun sınırlandırılmasında önemli rol oynar.”


‘Komorbiditeler ve Kaliteli Yaşam’ konuşmasında Dr. Çiğdem Ataman Hatipoğlu; HIV ile yaşayan kişilerde damgalama, yetersiz sosyal destek, düzenli ilaç kullanımına uyumsuzluk ve komorbiditelerin varlığının yaşam kalitesini olumsuz etkilediğine değindi.


Sağlıksız beslenme, sigara ve alkol kullanımı, öte yandan içsel damgalanma gibi içe kapanma durumlarında 50 yaş üstü HIV pozitif kişilerde komorbidite oluşumunun daha olası olduğuna dikkat çekti. Fakat yapılan çalışmalarda planlı egzersizler yaparak fiziksel aktivitenin arttırılması, düzenli diyet uygulanması gibi sağlıklı yaşama yönelen kişilerin, sedanter yaşam tarzını benimseyen kişilerden daha sağlıklı, komorbidite semptomlarından uzak, anksiyete ve depresyon durumlarında büyük ölçüde azalma olduğunun bilimsel çalışmalarının sonuçlarını paylaştı.


Daha kaliteli bir yaşam için doktor kontrollerini aksatmayarak olası komorbiditelerin erken dönemde tanımlanması, gerekli tedbirlerin alınması ve yaşam tarzı değişikliğine gidilmesi gerektiğine değinerek konuşmasını tamamladı.


HIV Tedavisinde Sağlık Dolu Gelecek’ konulu birinci uydu sempozyumunda Dr. Dilara İnan, Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu, Hüsnü Pullukçu konuşmacı oldu.


HIV TESTİ YAYGINLAŞTIRILMALI


İkinci günün, ikinci yarısında Dr. Volkan Korten ve Dr. Deniz Gökengin’in konuşmacı olduğu ikinci uydu sempozyumunda ‘Pandemi Sonrası Türkiye'de HIV Politikaları Ve Aksiyon Önerileri’ konuşuldu. Dr. Deniz Gökengin acil politika önerilerini ve atılması gereken adımların üstüne şu sırayla durdu:

1) Endikatör hastalıklara HIV testi uygulanması

  • HIV testinin, tüberküloza ek olarak HIV’ın Avrupa tarafından derlenen diğer endikatör endikasyonlarda uygulanması

  • Medula sistemine bu endikasyonlar girildiğinde uyarı çıkması

2) Anonim test imkanlarına erişimin kolaylaşması

  • Anonim test merkezlerinin:

  • Pandemi öncesi faaliyet seviyesine getirilmesi

  • Sayılarının arttırılması

  • Coğrafi olarak yaygınlaştırılması (vakaların yoğun olduğu il ve ilçeler)

  • Sivil inisiyatif ile anonim test merkezleri kurulması

  • Mobil test hizmetleri sunulması

3) Sağlık kuruluşlarındaki Covid-19 kaynaklı hasta yükü hafifleyene dek yeni tanı alan ama tedavilerine hemen başlanmayan HIV pozitif bireylere uzaktan danışmanlık verilmesi,

  • HIV tanısı sonrası bireyin uzaktan ve düzenli takip edilmesi

  • Tanıyı doğrulayan veya bireyin sevk edildiği HIV polikliniği

  • Sağlık Bakanlığı’nca oluşturulacak bir danışma hattı

4) Covid 19 pandemisinde yeni bir zirve yaşanması durumunda HIV ve benzeri, düzenli takip gerektiren endikasyonlar için polikliniklerin kesintisiz sürdürülmesi,

  • Sağlık kuruluşlarında ilgili planlama ve düzenleme yapılması

  • HIV enfeksiyonu ve düzenli takip gerektiren diğer durumların polikliniklerin kesintisiz olarak çalışmasının sağlanması

5) Kendin yap testlerinin hayata geçirilmesi

  • Düşük maliyeti kendin-yap test kitlerinin yaygınlaştırılması

  • Kitlerin içine yerleştirecek bilgilendirilme broşürleriyle testi pozitif çıkan bireylerin 7/24 çalışacak danışma hatlarına veya GDTM’ne yönlendirilmesi

6) Korunma yöntemlerine erişimin genişletilmesi.

  • Kondom kullanımın yaygınlaştırılması

  • Antiretroviral tedavide kullanılan ilaçların temas öncesi profilaksi endikasyonuyla kullanımının yaygınlaştırılması,

  • Vajinal halkanın kadınlarda ek bir korunma yöntemi olarak kullanılması

Oturum sonunda Pozitif-iz Derneği temsilcisi Çiğdem Şimşek yürüttükleri ‘HIV Testi ve Tanı Sürecini Kolaylaştırma Projesi’ çıktılarını paylaştı. Teste gelenlerden %10 bandında pozitif sonuç gördüklerini belirtti. HIV testinin özellikle kilit gruplar arasında yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti.


İşe girişlerde istenen HIV testi konusunda da Pozitif-iz Derneği temsilcisi Önder Bora şu sözlerle katkı sağladı: ’Sağlık raporlarında HIV tanısının yazılmaması gerektiğini, sadece enfeksiyon bölümünce çalışmasına engel olmadığı görüşünün yeterli olduğunu söyledi. Yeni tanı alan kişilerin büyük çoğunluğunun cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan daha önce habersiz olup tanıyla beraber bilgilendiğini, Temas Öncesi Profilaksi kullanmaya başlayan kişilerin de profilaksiyle beraber cinsel yolla bulaşabilen enfeksiyonlar hakkında bilgilenecekleri ve daha dikkatli olabilecekleri, rutin kontrollerle herhangi bir enfeksiyonun erken tanısının konabileceğini ekledi.


BELİRLENEMEYEN=BULAŞMAYAN ve KÜRESEL HEDEFLER


‘HIV Enfeksiyonunda En Güncel Kavramlara Bakış’ oturumunu Dr. Meliha Meriç Koç ve Dr. Atahan Çağatay birlikte modere etti.


Dr. Dilek Yıldız Sevgi’nin yaptığı ‘‘B eşittir B’’ sunumunda sırasıyla yıllar içinde yapılan viral yükü baskılanmış kişiler ve partnerleriyle ilgili çalışmaların sonuçlarını paylaştı. Bu çalışmalar arasında en önemlisinin 2014-2018 yılları arasında MSM grupta partner çalışmasının olduğunu söyleyerek sıfır bulaş sonucuna ulaşıldığının altını çizdi.

Tüm bu çalışmaların ışığında ‘B eşittir B’ kavramının kesinliği ve güvenliğinden bahsederek, tüm hekimlerin bunu kabul etmesi ve HIV ile yaşayan hastalarıyla bu bilgiyi paylaşması gerektiğini söyledi.


Kliniklerinde tedavi alan HIV pozitif kişiler arasında yaptıkları bir anket çalışmasından da bahseden Dr. Sevgi, ‘’B eşittir B mesajının sizin için anlamı nedir?’’ sorusuna verilen cevapların şu şekilde olduğunu paylaştı; ►Güven en çok vurgulanan kelime, ►Artık rahat hissediyorum, ►Hiç normale dönemeyeceğim sanmıştım, ►En çok partnerim için mutlu oldum, ►Çocuk sahibi olabilirim, ►Sadece biz biliyoruz, keşke toplum da bilse, ►Her şeyin düzelebileceğine dair umut veriyorum.


Son olarak da sunumunu B eşittir B hakkındaki kesin kanaatlarını paylaşarak sonlardırdı, buna göre, ● Salgının sona erdirmesi hedefini gerçek hale getiriyor, ● B=B yaygın kullanılmalı, ● Kullandığımız dil önemli, ● Kesin ifadeler kullanabiliriz, kanıtlar yeterli, ● Test et, tedavi et

Kondom kullanımı teşvik edilmeli


‘‘95-95-95 Hedefi’’ sunumu ile de Dr. Zuhal Yeşilbağ, 90-90-90 hedefleri, 2020 öncesi epidemiyolojik verilerin neler olduğunu ve bu hedefe ulaşılıp ulaşılmadığını değerlendirdi. Ayrıca Covid-19 pandemisinin etkilerini, mevcut durumu ve yeni 95-95-95 hedeflerini ele aldı. 2020 yılında 500.000 yeni HIV bulaşı yaşandığının altını çizdi. UNAIDS’in 2030 yılına kadar gerçekleştirmeyi planladığı küresel hedeflerini 95-95-95 olarak güncellediğini ve 200.000’in altında yeni HIV bulaşının engellenmesini hedeflediğini belirtti.


HIV bulaşlarına küresel olarak bakıldığında birçok ülkede riskli popülasyonların HIV önleme hizmetlerine ulaşamadığını, TÖP (Temas Öncesi Profilaksi)’den faydalanabilecek kişilerin büyük çoğunluğunun erişemediğini ve kondom kullanımı hedefleri için ulaşılamaz durumda olduğunu belirtti.


2015’den 2020 yılına kadar 3.5 milyon yeni HIV bulaşı yaşandığını da ekledi. 2010 yılından beri yeni HIV enfeksiyonunda %23, AIDS ilişkili ölümlerde de %39 düşüş yaşandığının grafikleri sunuldu.


2019 yılı sonuna gelindiğinde 90-90-90 hedeflerini Avustralya, Botswana, Kamboçya, Eswatini, İrlanda, Namibya, Hollanda, Rwanda, İspanya, İsviçre, Tayland, Uganda, Zambiya ve Zimbabve ülkelerinin tamamladığını paylaştı.


Üçüncü sempozyum olan ‘HIV Tedavisinde Uzun Dönem Tedavi Başarısını Hedeflemek’ oturumunda Dr. Halis Akalın Başkanlık etti. Graeme Moyle ‘HIV Tedavisinde Uzun Dönem Tedavi Başarısı Nasıl Tanımlanmalı Ve Önceliklendirilmeli?’ Sunumunun Ardından Dr. Süda Tekin ‘HIV Tedavisinde Modern Art’nin Uzun Dönem Tedavi Başarısını Sağlamada Rolü’nü anlattı.


Günün geri kalanı, eş zamanlı olarak zor olgu sunumları ile devam etti.


POZİTİF-İZ DERNEĞİ SÖZLÜ SUNUM YAPTI


Pozitif-iz Derneği olarak destek sağladığımız ‘HIV İle Yaşayan Bireylerde Psikolojik Dayanıklılık Ve Yaşam Kalitesi Arasındaki İlişkinin İncelenmesi’ çalışması sözlü sunum olarak kabul aldı.


Sağlık Bilimleri Üniversitesi Dr. Öğr. Üyesi. Hasan Demirci, Psk. Ece Parlak ve Pozitif-iz Derneği üyesi aktivist Çiğdem Şimşek’in birlikte yürüttüğü çalışmasının sözlü sunumunu da Şimşek yaptı.

Etik kurul izni de alınan çalışmada katılımcıların sosyo demografik verileri, çevrim içi ve anonim olarak alındı. Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği-Kısa Formu (WHOQOL-BREF) ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ) kullanıldı.


Yaşam Kalitesinin ve Psikolojik Dayanıklılığın toplam korelasyonu .744 olarak elde edildi. Bulgular HIV ile yaşayan bireylerin psikolojik dayanıklılıklarının düşük olmasının yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini, psikolojik dayanıklılıkla yaşam kalitesinin ilişkili olduğunu gösterdi.

26 Kasım 2022 Cumartesi

ANTİRETROVİRAL TEDAVİLER


Kongresinin üçüncü günü HIV ile yaşayanlar için hayati öneme sahip olan ‘Antiretroviral Tedavi’ detaylıca konuşuldu.


Dr. Mustafa Kemal Çelen ve Dr. İlyas Dökmetaş’ın birlikte yönettiği oturumda Dr. Alper Gündüz ‘Rehberler Eşliğinde Akılcı ART’ sunumunu yaptı Tedavinin Geleceğinde Neler Var? sunumunu da Dr. Figen Kaptan yaptı.


Dr. Alper Gündüz ‘Rehberler Eşliğinde Akılcı ART’ sunumuna Antiretroviral ilaçların ilk ortaya çıkışı ve kullanılmaya başlanmasını zaman çizelgesinde göstererek başladı. İlaçların kullanılmasıyla beraber 1987-2016 yılları arasında Amerika’da ölümlerin azaldığını gösteren çalışmadan bahsetti.


CD4 düzeyleri 500 üzeri olan kişilerde ART başlanmasıyla beraber genel popülasyonda yaşam beklentisi 64 yıl iken HIV ile yaşayan kişilerde bu sürenin 66 yıla çıktığını, yani HIV ile yaşayan kişilerin ömürlerinin HIV negatif kişilere göre daha uzadığını belirtti. Komorbiditelerin varlığı durumunda bu sürenin 55 yıla indiğinin bu sebeple komorbiditelerden korunmanın öneminin altını çizdi.


2012 yılından itibaren yeni nesil ilaçların kullanılmaya başlamasıyla beraber CD4 seviyesine bakılmadan tedaviye başlandığını söyledi. Ne zaman tedaviye başlanmalı sorusunun cevabının 2015 yılından itibaren Test et Tedaviye başla olarak belirlendiğini aktardı. ART’ye erken başlamanın komorbiditelerin ve mortalitenin önüne geçtiğinin altını çizdi.


Tedavinin hedeflerini; Viral yükü maksimum düzeyde ve uzun süreli olarak baskılamak, İmmünolojik fonksiyonları korumak, iyileştirmek, yaşam kalitesini arttırmak ve B eşittir B seviyesine ulaşmak olarak sıraladı. ART lerin temel prensipleri ve ilaç kombinasyonlarından bahsetti.


Gündüz, sunumunu neden kombinasyonlar ve hangi kombinasyonların kullanılması gerektiği, ilaç seçiminde göz önünde bulundurulması gereken faktörleri anlatarak tamamladı.

TEDAVİ GELECEĞİ


Dr. Figen Kaptan ‘Tedavinin Geleceğinde Neler Var?’ başlıklı sunumuna İlaçların kullanılmaya başlandığından günümüze kadar geçen süreçte gelişen ilaç çeşitlilikleri ve tedavi üzerindeki etkilerinden bahsederek başladı.


2021 de Cabotegravir’in onay aldığından ve kas içi enjeksiyon olarak kullanılmaya başladığını söyledi. Uzun etkili Cabotegravir + Rilpivirin etkilerinin denendiği çalışmaların sonucunda önce ayda bir kullanımla viral baskılanma sağlandığını daha sonra 2 ayda bir kullanım için çalışmalar yapıldığını. Bu çalışmalara istinaden FDA’ nın, Ocak 2021’de Ayda 1 enjeksiyonu, Şubat 2022’de 2 ayda bir kullanımı onayladığını anlattı.


Uzun etkili tedavinin kimler için uygun olduğu, kullanım şekli, yan etkileri ve zorluklarından bahsetti Yeni çalışmalarda daha uzun süreli ve az seferlik kullanımlar üzerinde çalışıldığını belirtti.Bunlardan birinin Lenakapavir olduğunu 6 ayda 1 kullanımın FDA tarafından henüz onaylanmadığını ama Avrupa’da bir çok ilaca dirençli kişilerde yılda 2 kez uygulanmasının onaylandığından bahsetti. Ayrıca Islatravir’in oral yolla haftada 1 tablet, TÖP için ise ayda 1 kullanımının başlayacağını belirtti.


Sunumunu tedavinin geleceğinde neler olacağını sıralayarak bitirdi, buna göre bizi yakın gelecekte Uzun Etkili İlaçlar, Haftada bir yada yılda bir gibi daha az doz ilaçlar, Oral kullanım dışında farklı uygulamalar beklemekte.


HIV’in BESLENME İLE İLİŞKİSİ


‘HIV Enfeksiyonu, Mikrobiyota ve Beslenme’ oturumunda Dr. Yeşim Taşova ve Dr. Selçuk Kaya oturum başkanlığını yaptı.


Dr. Hüsrev Diktaş’ın yaptığı ‘HIV’in Bağırsak Mikrobiyotasına Etkisi’ sunumunda -Mikrobiyota nedir? -Ne faydası var? -Bağırsak anatomisi gibi başlıkları ele aldı. Bikrobiyota’nın doğduğumuz andan itibaren başlayıp hayatın sonuna kadar devam ettiğinin bilgisini aktardı. Çocukluktan yaşlılığa kadar döngü içerisinde bulunup, İnsan vücudunda transkripte edilemeyen enzimlerin, transkripte edilmesine ve vücutta besinlerin yapım-yıkımına fayda sağladığına değindi. Koruyucu fonksiyonlarının bulunduğunu da ekleyerek, kolon kanserinden bizi koruduğunu, diğer komorbiditeleri engellediğini, yağların ve yağda emilen vitaminlerin emilimini kolaylaştırmaya da fayda sağladığının altını çizdi. Mikrobiyatanın gelişimini çevresel faktörlerin etkilediğini ve sağlıklı beslenimle desteklenebilir olduğunu aktardı. Sunumunu alanda yapılan birkaç araştırma çalışması sonuçları ile tamamladı.


‘HIV ile Yaşayan Kişilerde Beslenme Nasıl Olmalı? Probiyotikler ve Çeşitli Takviyelerin Yeri Var mı?’ sunumunu yapan Dr. Figen Sarıgül Yıldırım ise, hastaları ile genellikle en önemli basamaklardan biri olan tedaviye uyumu, olası yan etkiler, beslenme ve dikkat etmesi gereken durumları konuştuğunu aktardı. İlaç kullanımının olası kilo arttırımı, yağ oluşumu olabileceğini bu nedenle egzersiz yapmanın son derece önemli olduğunu söyledi. Son dönemlerde toplumlarda hareketin azalması nedeniyle obezite vakaların hızla arttığını da ekledi.

Hastalarının genellikle bağışıklık sisteminin nelerden etkilendiğini sorduğunu ve bağışıklık sisteminin genetik faktörler, hormonal durumlar, aşı geçmişi, çevresel faktörler, stres, sigara, beslenme durumu gibi durumlardan doğrudan etkilendiğini aktardı. Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak için sağlıklı yaşama yönelinip, doktor gözetiminde eksiklik yaşanan vitaminlerin alınması, prebiyotik ve probiyotik kullanımına yönelinebileceğine değindi.


Temiz ve organik gıdaların HIV ile yaşayan kişiler için elzem olduğunu söyleyerek mümkün olduğunca herhangi bir ilaçlama uygulanmayan sebze ve meyveleri tercih edilmesi gerektiğine değindi. Besin-ART etkileşimlerini göz önünde bulundurarak Kalsiyum karbonat, demirli fumarat, bazı ginkgo türleri, bazı sarımsak türleri, sarı kantaron, çinko sülfat gibi etkenlere dikkat etmek gerektiğini ekledi.


HIV pozitif kişilerin bir birim Alkol maruziyeti göz önüne alındığında daha yüksek kan alkol düzeylerine sahip olduğunu bildirmiş, ayda 30’dan fazla (veya günde bir) alkollü içecek tüketen HIV pozitif hastaların, fizyolojik kırılganlık riskinin arttığını öne sürdü. HIV ile yaşayan kişilerde beslenme durumunun hayati önem taşıdığını tekrar hatırlatarak vitamin takviyeleri sunumu ile konuşmasına devam etti. ‘Sağlık yaşadığımız yerde, yemek yaptığımız ve yediğimiz mutfaklarda sağlanır’ diyerek konuşmasını tamamladı.