• POZİTİF İZ

Ulusal HIV/AIDS Kongresi 2021'deydik

Ulusal HIV/AIDS Kongresi 18-21 Kasım 2021 tarihleri arasında enfeksiyon hekimlerinin ve HIV odağında çalışan Sivil Toplum Kuruluşlarının katılımı ile Antalya’da düzenlendi. 300’e yakın kişinin katılımı ile gerçekleşen kongrede HIV’in bilimsel yönü, araştırma sonuçları, olgu sunumları ile HIV ile yaşayanlara yönelik damgalanma ve ayrımcılıklar da konuşuldu.

Bu yıl kongrede 2 başlık özellikle dikkatimizi çekti. Bunların ilki ‘Belirlenemeyen=Bulaşmayan (B=B)’ bilimsel gerçeğinin artık daha fazla hekim tarafından benimsenmiş ve kabul görmüş olması, diğeri ise, PreP’in koruyucu önlem olarak daha fazla savunulmasıydı. Türkiye’de 4 tabletlik satış formu bulunan PreP’in daha da yaygınlaşacağını ve daha çok sayıda hekim tarafından önerileceğini düşünüyoruz.


4 günlük kongrenin tamamına aktif olarak katılan Pozitif-iz temsilcileri Çiğdem Şimşek ve Önder Bora’dan kısa kısa notlar:


İlk gün kongre başkanı Prof. Dr. Behice Kurtaran ve Kongre Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu’nun yaptığı açılış konuşması ile başladı.


Oturum Başkanı’nın Prof. Dr. Fehmi Tabak olduğu açılış konferansında Prof. Dr. Deniz Gökengin ‘Bir Salgından Diğer Salgına Bakış: HIV’in Geçmişinden COVID’in Bugününe’ sunumunu yaptı. Konuşmasında HIV’in ortaya çıkışı ile yayılımından, Covid‘in ortaya çıkışına ve tüm dünyada salgınların yönetimi konularındaki farklara değindi.


‘HIV Epidemiyolojisinde Son Durum’ başlığında ise oturumu Prof. Dr. Serhat Ünal ve Prof. Dr. İrfan Şencan yönetti. ‘Dünyada HIV Epidemiyolojisi’ sunumunda Dr. Aygen Tümer HIV’in küresel ve bölgesel epidemiyolojisinden ve zaman içinde bölgesel görülme sıklıklarından bahsetti.

Sağlık Bakanlığı Bulaşıcı Hastalıklar Başkanlığı yetkilisi Dr. Emel Özdemir Şahin ise ‘Türkiye’de HIV Epidemiyolojisi’ sunumunda güncel verileri paylaştı. Henüz yayımlanmamış olan son resmi verileri sözel olarak aktardı. Buna göre Ocak-Kasım 2021 tarihleri arasında doğrulanmış tanı sayısının 2.084 kişi olduğunu açıkladı. Covid-19 sebebiyle test sayılarındaki azalmadan kaynaklı verilerin önümüzdeki aylarda artabileceğinden bahsetti.


Enf. Uzm. Dr. Alper Gündüz ise ‘HIV/COVID-19 Koenfeksiyonu’ başlıklı sunumunda Covid-19’un HIV pozitif kişilerde etkileri, risk oranları konularından bahsederken eğer eşlik eden bir başka hastalık yoksa Covid-19 riskinin HIV pozitif kişiler açısından herkesle aynı risk oranında olduğunu belirtti.


YUVARLAK MASA TOPLANTISINDA DA SUNUM YAPTIK


Prof. Dr. Deniz Gökengin ve Prof. Dr. Serhat Ünal‘ın birlikte modore ettiği Yuvarlak Masa Oturumunda ‘STK’larla İşbirliği Neden Önemli?’ başlığı tartışıldı.


Oturumunun ilk parçası olan ‘Hekimler STK’lardan Ne Bekliyor?’ sunumunu Prof. Dr. Deniz Gökengin yaptı. Gökengin, enfeksiyon hekimleri arasında HIV alanında çalışmalar yapan özne dernekleri hakkında bilgi ve görüşlerini içeren anket çalışmasının sonuçlarını paylaştı. Bu sonuçlara göre STK’ların varlığından haberdar olmayan hekimler olduğu gibi, kimi hekimler de dernekleri vasat ve yetersiz buluyor. Öte yandan STK’ların çalışmalarını yakinen takip eden hekimler de bulunmakta ve bir kısım hekimlerin ise STK’ların hekimler ile daha yakın iletişimde olmalarını talep edip sosyal medya tanıtımlarına ağırlık verilmesi yönünde fikirlerini beyan ediyor.

‘STK’lar Hekimlerden Ne bekliyor?’ bölümünde ise Pozitif-iz Derneği‘nden Çiğdem Şimşek, Pozitif Yaşam Derneği’nden Canberk Harmancı ve Kırmızı Kurdele İstanbul Derneği’nden Arda Karapınar sırayla söz aldı. Derneklerini tanıtarak konuşmalarına başlayan aktivistler sunumlarında şu başlıklara değildi;


“HIV alanında damgalama ve ayrımcılık dilde başlamaktadır. Değişimi önce söylemlerimizle yaratmalıyız” diyen Çiğdem Şimşek, yaptığı sunumda HIV’de tıbben kullanılması gereken doğru terminolojik ifadelerinden, şiddetsiz anlatımının öneminden ve HIV ile yaşayanları tanımlarken tercih edilmesi gereken güncel sözcüklerden bahsetti.

Canberk Harmancı ise ayrımcılığın nerelerde görüldüğünden bahsederken, tanışma uygulamasında yaşanan bir ifşa mesajını örnek gösterdi. Bu mesajı yazan kişinin Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisi olduğunu belirterek, hekimlerin öğrencilik yıllarından başlayarak ayrımcılık söylemleri içinde bulunabileceğinden bahsetti.


Oturuma Kırmızı Kurdele İstanbul'u temsilen katılan aktivist Arda Karapınar, evrensel sivil toplum kavramı tartışmaları etrafında Türkiye'de HIV alanında sivil örgütlenmelerin tarihçesini ve STK'ların hekimlerden, hekimlerin STK'lardan gerçekçi beklentilerinin neler olabileceğini anlatmaya çalışırken, en önemli unsurun samimi, yapıcı ve karşılıklı destekleyici bir iletişim dili olduğunun altını çizdi.

Terminoloji sunumumuzdan sonra pek çok hekim kendi slaytlarını anlatırken söylemlerini güncelleyerek konuşma yaptılar. İlgileri ve güzel örnek oldukları için kendilerine sonsuz teşekkür ediyoruz.


KÜRESEL HEDEFLERİN NERESİNDEYİZ?


Kongrenin ikinci günü ‘‘Pandemi 90/90/90 Hedefini Nasıl Etkiledi? Gelecek Nasıl Planlanmalı?’ oturumu ile başladı. Prof. Dr. Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu ve Prof. Dr. Özlem Altuntaş Aydın’ın moderasyonunu yaptığı oturumda Birleşmiş Milletler HIV/AIDS (UNAIDS)’in 90-90-90 Küresel Hedeflerini* belirleyen Tanı – Tedavi ve Uyum basamakları hakkında sunumlar yapıldı.


Tanı başlığında Enf. Uzm. Dr. Mert Kuşkucu, Covid-19 salgını sebebiyle tanı koymakta karşılaşılan zorluklardan bahsetti.


Doç. Dr. Asuman Şengöz İnan ise Tedavi başlığında güncel ilaç seçeneklerinden ve gelecekte olan tedavilerden bahsetti. Ayrıca küresel hedefler doğrultusunda kişilerin tanı aldıktan sonra tedaviye hemen başlatılabildiğini ve kısa sürede de viral baskılanma sağlanabildiğini anlattı. Öncelikle kişinin tedaviye erişebilmesi, sonrasında da tam uyumun öneminden, Covid nedeniyle pek çok ülkede ART (HIV’i baskılayan) tedavilerinde kesintiler olduğundan bahsetti. Alanda yürütülmüş çalışma sonuçlarını paylaşarak sunumu tamamladı.

Enf. Uzm. Dr. Dilek Sevgi Yılmaz Uyum sunumunda kişilerin tedavileri ile aralarında önemli bir ilişki olduğunun altını çizdi. İlaca uyumsuzluklarının başında; - deşifre olma endişesi, - sağlık sistemine güvensizlikler,- istenmeyen etkiler, - sağlık güvencesinin olmaması, - mental rahatsızlıklar, - bağımlılık gibi faktörlerin olduğunu aktardı.


Covid’in herkesi her yerde etkilediğini ve en çok da risk altındaki kişilerin etkilendiğini vurgulayarak devam eden Yılmaz, ‘Küresel hedeflerin dördüncü basamağı olan ‘damgalanma ve ayrımcılık’ tam konuşulmaya başlanacaktı ki Covid pandemisi başladı. Küresel hedeflerin tamamına ulaşmak istiyorsak ayrımcılığı engellememiz şart’ dedi.


PANDEMİDE HIV İLE YAŞAYANLAR NASIL ETKİLENDİ?


Prof. Dr. Volkan Korten ve Prof. Dr. Halis Akalın’ın yönettiği ‘Pandeminin HIV ile Yaşayan Kişilerinin Yaşam Kalitesi Üzerine Etkileri’ oturumunda Doç. Dr. Nefise Öztoprak Çuvalcı ‘HIV Enfeksiyonu ve Yaşam Kalitesi’ sunumu yaptı. Çuvalcı, HIV ile yaşayanların hekimleri ile daha açık iletişim halinde olmak istediklerini söyledi. Ayrıca HIV ile yaşayanların kendileri hakkında daha fazla söz sahibi olmak istediklerini de ekledi. İyilik hali ile tedavi başarısının orantılı olduğunun altını çizdi.

‘Pandemide Komorbidite Yönetimi’ sunumu yapan Prof. Dr. Çiğdem Ataman Hatipoğlu sunumunda; HIV, Covid-19 ve komorbiditelerin (ek hastalıkların) önemi, rehber önerileri ve komorbitide başlıklarından bahsedildi. Mart 2020 de CDC’nin (ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) HIV ile yaşayan kişilerin Covid-19 açısından yüksek risk altında olabilecek grupta olduklarını bildirdi, ek hastalığı olan HIV pozitif kişilerin Covid ile beraber takibi konularına değindi. Ek hastalıkların Covid-19 sonucu ölümlerdeki oranını aktardı. Covid-19 ile beraber çeşitli kronik sağlık durumları olan kişilerin tedavilerini almakta zorlandıklarını söyledi. Sosyal mesafe, kısıtlamalar nedeniyle kişisel izolasyonların sigara ve alkol kullanımında artışa sebep olduğunu ve kilo artışının yaygınlaştığından ve bununla beraber komorbiditelerin ve ölümlerin arttığını belirtti. İlk başta HIV pozitif kişilerin daha yüksek risk altında olabileceği görüşü yaygınken, süreç içinde Covid-19 sıklığının diğer popülasyonla aynı olduğunun gözlemlendiğini belirtti. Komorbiditelerin oluşmasının engellenmesi için sigara bırakılması, kilo kontrolü gibi alınması gereken önlemleri anlattı.


‘Psiko-sosyal Etkiler’ başlığında sunum yapan Prof. Dr. İlkay Karaoğlan Covid-19 nedeniyle kişilerin: Hastalanma ve ölüm korkusu yaşadıklarını, Tedavi gerektiren durumlarda Covid ile enfekte olmaktan korktukları için sağlık kurumlarına başvurmaktan çekindiklerini, Geçim kaynaklarını kaybetmekten, işten çıkarılma korkusu, Covid ile ilişkilendirilip toplum tarafından dışlanma, temaslı olmak nedeniyle karantina altına alınma korkusu, sevdiklerini koruyamama, onlara virüs bulaştırma ve kaybetme korkusu yaşadıklarını, İzolasyon nedeniyle çaresizlik, sıkıntı, yalnız, depresif hissettiklerini bildirdi. Sosyoekonomik zorluklar, Psikososyal sağlığın bozulması ve Metabolik sağlığın bozulmasından bahsetti


GILEAD uydu sempozyumunda ‘HIV Enfeksiyonunda İnflamasyon ve Uzun Dönem Sağlığa Etkisi’ başlığında sunumlar yapıldı. Oturum başkanlığını Serhat Ünal yürüttü.


Prof. Dr. Ali Mert ‘İmmün Aktivasyon ve İnflamasyon Patogenizi’ konulu sunumunda HIV pozitif kişilerde kronik inflamasyon oluşumu, nedenleri ve takibini aktardı. Erken tanının ve CD4 sayısının enflamasyona etkilerinden bahsetti.


‘Günlük Pratikte İmmün Aktivasyon ve İnflamasyon Takibi’ başlıklı sunumunda Doç. Dr. Sabri Atalay, HIV pozitif kişilerde komorbiditederin daha sık olduğundan, HIV negatif kişilere göre daha erken yaşlarda gelişebileceğinden, kronik enflamasyonun komorbiditeleri arttırdığından bahsetti. Kronik enflamasyon için kullanılacak parametrelerin CD4 sayısı, oranı ve HIV RNA olduğunu belirtti. CD4/CD8 oranının enflamasyon takibindeki önemini açıkladı. ART seçiminin enflamasyona etkilerini gösterdi.. Kronik enflamasyon ile komorbidite sıklığını belirtti. Enflamasyon önerileri olarak Stresten uzak yaşam, sigara, alkol ve uyuşturucu madde kullanımından uzak olma, kilo alımını önleme ve egzersiz, Prebiyotik/Probiyotik kullanımı, B3 alımı, Erken ART, düzenli ART, Enflamasyonu ölçmek için yeni parametreler olarak CD4/CD8 oranı takibinin öneminden bahsetti.


Dr. Lisa Sterman ise İngilizce olarak ‘İmmün Aktivasyon ve İnflamasyona Klinik Bakış Açısı’ sunumunu gerçekleştirdi. HIV’in yarattığı immün aktivitenin sebeplerini açıkladı, çeşitli mekanizmaların HIV ve İmmün Aktivasyon üzerindeki etki ve nedenlerini belirtti. Klinik çalışmaları aktardı İmmün aktivasyonla beraber yaşam şekillerinin komorbiditeler üzerindeki etkilerinden bahsetti.


PHARMACTIVE Uydu Sempozyumunda Prof. Dr. Selçuk Kaya başkanlığında Ülkemizde PreP Kullanımı ile İlgili Yeni Gelişmeler konusunda sunumlar gerçekleşti.

Doç. Dr. Birgül Mete ‘Prep Kime, Nasıl, Niçin?’ adlı sunumunu gerçekleştirdi. Sunumuna Fransa’da yapılan bir çalışmadan bahsederek başladı ve buna göre cinsel İlişkiden 2-24 saat önce 2 tablet, ilk dozdan 24 saat sonra 1 tablet, 48 saat sonra 1 tablet, son cinsel ilişkiden 48 sonrasına kadar cinsel aktivite devam ediyorsa günlük tek tablet alınması durumunda etkinliğin %86 olduğunu bildirdi. PreP başlanmasındaki klinik uygunluktan bahsetti.


Prof. Dr. Özlem Altuntaş Aydın ‘PreP Uygulamasında Dikkat Edilmesi Gereken Püf Noktalar’ adlı sunumunda, kullanımdan önce ve kullanım süresince dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çekti, önce ve sonrasında uygulanması gereken testler ve takipten bahsetti.


Prof. Dr. Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu ‘Dünya’da ve Ülkemizde Prep Kullanımı Ne Durumda, Kullanım Önündeki Engeller’ adlı sunumunda Prep kullanımının Dünyada ilk başlangıcı, günümüzde yaklaşık 100 ülkede kullanıldığı, toplamda 1,5 milyon kişiden fazla kişinin kullandığı bilgilerini verdi. Kullanımın önündeki engellere örnek olarak da fiyatının pahalı olması, çoğu ülkede sağlık sistemi tarafından geri ödeme programında olmadığı, erişim zorluğu gibi nedenleri olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Canan Ağalar başkanlığında yapılan Münazarada ‘Pandemi Sırasında HIV ve Diğer Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarda Artış Oldu mu Olmadı mı?’ tartışmasına Prof. Dr. Hüsnü Pullukçu ‘Oldu’, Prof. Dr. Selçuk Kaya ‘Olmadı’ diyerek çeşitli araştırmalar anketler ve deneyimleriyle neden bu şekilde düşündüklerini sundular.


GSK Uydu Sempozyumunda Prof. Dr. Dilara İnan başkanlığında Benjamin Young DTG+3TC ile Pozitif Perspektifler sunumunu gerçekleştirdi.


‘Pandemi Döneminde Zor Olgular’ başlığında Tartışmacılar Prof. Dr. Atahan Çağatay, Prof. Dr. Ali Mert, Prof. Dr. Gülden Ersöz, Uzm. Dr. Arzu Nazlı Zeka, Doç. Dr. Zuhal Yeşilbağ ve Prof. Dr. Meliha Çağla Sönmezer tarafından sunulan olgular üzerine tartıştılar.


GÜNCEL ARV TEDAVİLER


Kongrenin üçüncü gününe geldiğimizde ‘Antiretroviral Tedavi’ konuşarak başladı. Oturum Başkanlarının Prof. Dr. Yaşar Bayındır ve Prof. Dr. Yeşim Taşova olduğu bölümde ‘Rehberler Eşliğinde Güncel ART’ sunumunu Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım yaptı.


ART başlangıcında yeni tanı alan kişilerde araştırılması gerekenler ve yapılması gereken testlerden bahsetti, sonuçlara göre uygun ART seçiminin önemini belirtti. ART başlanmasıyla beraber 6 ayda viral baskılanmasının hedeflerinden ve genel olarak tedavi sonuçlarına değindi.


Doç. Dr. Aslıhan Candevir ise ‘Hızlı Tedavi Başlangıcı’ sunumunda HIV tanısı alan kişilere neden hemen, hatta tanının konduğu gün ART (HIV’i baskılayan tedavi)ye başlanmasına karar verilmesi gerektiğini anlattı. Candevir “Erken ART başlanmadığında kişiler tekrar sağlık kurumuna gelmeyebiliyor. İlk görüşmede tedaviye başlamak hem hastayı sağlık sistemine almak hem de bunun sonucunda hızlı viral baskılanma ile B=B seviyesine gelmesi demek oluyor. İlk görüşmede de hastaya neden hemen tedavi başlandığını, ilaç kullanmanın faydalarını, tedavi almanın ve almamanın oluşturacağı sonuçlarını detaylıca anlatmak da çok önemli” dedi. Hızlı ART kullanımının başarılarına ilişkin yapılmış araştırma sonuçlarını paylaştı.

“Dual Tedaviler” sunumu yapan Doç. Dr. Elif Tükenmez Tigen yeni tedavi yaklaşımlarını literatür verileri ile paylaştı. Günümüzdeki yeni ilaçlarla oluşturulan daha basit rejimlerin (yani içinde iki etken madde olan) üçlü tedaviler kadar işe yarayıp yaramayacağını belirlemek için Dual tedaviler hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Tigen, hangi ilaç kombinasyonları ile dual tedavi yapılabileceğini içeren araştırma sonuçları paylaştı. Bu sonuçlarda, dual tedaviler ile üçlü tedaviler arasında RNA’nın nasıl baskılandığını ve direnç görülüp görülmediğini ölçen veriler de sundu. Dual tedavilerin kılavuzlara girdiğini, ancak kullanım için kurallar olduğunu ekledi.


‘Uzun Etkili Tedaviler’ sunumunda “90’lı yıllarda çoklu ilaç kombinasyonları kullanılıyorken günümüzde tekli dozlara gelindi. ‘Daha iyisi olur mu?’ derken geldi ve rehberlere girdi bile. Çok yakında da uzun salınımlı enjeksiyonlar geliyor.” diyen Doç. Dr. Uluhan Sili, ilk Kanada’da, ardından da FDA tarafından onay alan enjeksiyonların Mart 2021 tarihinden itibaren kullanımda olduğundan, yapılan araştırmaların naif olmayan, gebe olmayan veya planlamayan, ciddi etkileşimli ilaç kullanmayan, düzenli ilaç kullanım alışkanlığı olan hastalar ile yürütüldüğünden bahsetti.


Sili, enjeksiyonların nasıl uygulanacağı (örneğin obez kişilerde kas içine yapılabilmesi için daha uzun iğneler kullanılması), aşıların hangi koşullarda saklanacağı (-4 derecede olması gerektiği gibi) veya hangi sağlık personeli tarafından uygulanması gerektiği gibi başlıklara da değindi.


Sili, ayrıca enjeksiyonu deneyen %88 oranındaki kişide viral baskılanma sağlandığını ekledi. Öte yandan enjeksiyonların uygulama sonrası endikasyonları (yan etkileri) olduğunu, iki ayrı koldan yapılan uygulama sonrasında kas ağrısı yaşandığını bu nedenlerle de eski ilaç kombinasyonuna dönen hastalar olduğunu da belirtti. Konu ile ilgili literatür slaytları paylaştı.


GILEAD Uydu Sempozyumunda Prof. Dr. Halis Akalın’ın oturum başkanlığında ‘HIV Tedavisinde Bir Kilometre Taşı’ konusunda sunumlar yapıldı.


HIZLI TEDAVİYE BAŞLANMASI NEDEN ÖNEMLİ?


‘Hızlı Tedavi Başlangıcı’ Doç. Dr. Figen Sarıgül Yıldırım tarafından sunuldu. Prof. Dr. Hayat Kumbasar Karaosmanoğlu ‘Biktarvy ile Uzun Dönem Tedavi Başarısına Güçlü Destek’ sunumunu gerçekleştirdi.


MSD’nin Uydu Sempozyumu ise Prof. Dr. Fehmi Tabak’ın Oturum başkanlığında gerçekleşti.


Doç. Dr. Ahmet Çağkan İnkaya ‘HIV Tedavisinde Bütünsel Yaklaşım’ sunumu yaptı. HIV ile bağlantılı Kardiyovasküler hastalık mekanizmalarından, ART’nin advers etkilerinden ve geleneksel risk faktörleri arasındaki karmaşık etkileşimden bahsetti. Sigara kullanımının MI riski üzerindeki etkilerini gösteren bir çalışmayı sundu. Kilo yönetiminin HIV ile yaşayan kişilerdeki önemine değindi.


GSK uydu Sempozyumunun başkanlığını Serhat Ünal yürüttü. Prof. Dr. Sıla Akhan ve Öğr. Gör. Çağla Sönmezer ‘HIV’de Yaşamlara Bakış: DTG+3TC ile Güçlü Başlangıç’ sunumlarını yaptılar.


Başkanlığını Prof. Dr. Özlem Kandemir ile Prof. Dr. İlyas Dökmetaş’ın yaptığı ‘HIV ve Komorbiditeler’ oturumunda ‘HIV ve SSS’ sunumunu Prof. Dr. Meliha Meriç Koç yaptı. Koç, olgularda karşılaşılan diğer enfeksiyon ve hastalıklarda hangi yollar izlendiğine ilişkin paylaşımlarda bulundu.


Acıbadem MAA Üni. Maslak Hastanesi’nden Prof. Dr. Serap Gençer ‘HIV ve KVS (Kardiovesküler) sunumu yaptı. Sunumunun başlıkları Epidemiyoloji, Risk faktörleri, Göstergeler, Değerlendirme, Tedavi ve yönetim başlıklarından oluşmaktaydı.


‘HIV ve Endokrin’ konusunu hormonlar ve etkileri ekseninde konuşan Enf.Dr. Esra Zerdali, HIV pozitiflerde ilaç kullanımının metabolizma üzerindeki değişimlerini anlattı. Diyabet ve obezite hakkında yapılan çalışmalardan örnekler sundu. ART’ler ve kemik üzerindeki etkileri ve Osteoporoz risk faktörlerinden bahsetti. Zerdali ‘Kilo alımı, ART başlanması ve RNA baskılanması ile birlikte ilişkilendiriliyor. Bazı ilaçlarda daha fazla görülebiliyor. Bu noktada tedavi değişikliğine gidilmesi yerine, dengeli beslenme ve düzenli egzersiz ile kilonun dengede tutulması bekleniyor.


‘HIV ve Nefroloji’ sunumunda Doç. Dr. Seniha Şenbayrak HIV pozitiflerde böbrek fonksiyonları üzerine konuştu. HIV’in böbreklerde nasıl etki yapabildiğini, ilaçlardan ziyade madde kullanımı ve protein tozlarının yüksek zararlarından söz etti. Konuşmasında HIV ile ilişkili nefropati (HIVAN) ye genişçe yer veren Şenbayrak, oluşma nedenlerinden ve hem akut böbrek hasarı, hem de kronik böbrek hastalığı olan kişilerde tanı ve tedavi yöntemini anlattı. Ayrıca kronik böbrek hastalığı (KBH) olan ve diyalize giren kişilerde ART kullanımına da değindi.


Doç. Dr. Yasemin Çağ ve Doç.Dr. Emine Parlak’ın oturum başkanlıklarında ‘Sözlü Bildirim Oturumları’nın ilk bölümünde 8 sözlü bildirim yapıldı. Sözlü Bildirimlerin ikinci bölümü Öğr. Gör. Sema Ateş ve Dr. Öğr. Gör. Ayşe Seza İnal başkanlığında gerçekleşti, bu bölümde 12 sözlü sunum gerçekleştirildi.


Kongrenin dördüncü günü Prof. Dr. Mustafa Kemal Çelen ve Enf. Uzm. Dr. Aliye Baştuğ başkanlığında ‘Tedavinin Geleceği ve Kür ‘başlığını ile başladı.

Doç. Dr. Ahmet Çağkan ‘İnkaya ‘Tedavinin Geleceğinde Neler Var?’ başlıklı sunumuna HIV’in ilk çıkışından tarihsel örnekler vererek başladı. ‘Bir uçuş görevlisi olan Gaetan Dugas Kongo’ya yaptığı uçuşlar sırasında HIV ile enfekte oldu. O dönem hakkında çok şey yazıldı, söylendi. Adeta bir günah keçisi ilan edildi. Bugünlere geldiğimizde tıp çok değişti, gelişti. Artık HIV’den tamamen kurtulan Timothy Ray Brown ve bebeğine kendi karaciğerinden nakil olan anne gibi örnekleri konuşuyoruz.’ dedi.


Tedavide başarının sağlanması için pek çok bileşenin bir arada olmasının çok önemli olduğuna değinen İnkaya, -multidisipliner yaklaşım - kişisel özellikler ve -farkındalık gerektiğini belirtti. Tedavi yöntemlerinde ise 5 kuraldan bahsetti; hastanın tedavinin içinde yer alabileceği alanlardan, hastanın taleplerinin karşılanmasından, direten bir hekim olmaktan çok hastayı dinleyen, memnuniyetine önem veren yaklaşımların benimsenmesi gerektiği.


‘Biz bu virüsü yeneceğiz’ diyen İnkaya, Pozitif-iz Derneği’nin yayımlamış olduğu ‘“Türkiye’de yaşayan HIV Pozitif Bireylerin 2020 Yılı’nda Maruz Bırakıldıkları Hak İhlalleri Raporu”ndan veri paylaşarak ayrımcılığın ağırlığına değindi.


HIV İÇİN KESİN TEDAVİ NE ZAMAN?


Doç Dr. Birgül Mete ‘Kür Ne zaman? Çalışmalar Ne Aşamada?’ konulu sunumu gerçekleştirdi. Halen çalışmaları devam eden kür çalışmalarının farklarından, özelliklerinden ve HIV tedavisinde nelerin hedef alındığından bahsetti.

‘Moleküler dünya çok geniş’ diyen Mete, ‘Latent Rezervuar nedeniyle henüz tam kür sağlanamıyor. Erkeklerde toksitire daha fazla görülebiliyor. Ancak yürütülen ve umut vaad eden, yüz güldüren pek çok çalışma da var. Bu çalışmalar kombinasyon ilaçlar halinde yürütülüyor.’ dedi.

Elit kontrol (tedavi almadan viral artış yaşamayan) kişiler ve Post Treatment Kontroller (tedavi sonrası kontrolörler) üzerinde yürütülen çalışmaları anlattı. Ayrıca, CHAMP çalışmasını detayların aktardı. Buenos Aires, Berlin ve Londra hastalarının örneklerini vererek Kürde en önemli etken olarak Latent Rezervuarlardan ve bunların Kür de en büyük engel olduğunu belirtti. Temel hedeflerin Viral Rezervuarın rediksyonu ve baskılanması olduğunu, buna bağlı olarak İmmünoterapi ve Gen tedavi çalışmalarından bahsetti. Aşı+İmmünstimülasyon+Antikor kombinasyonu çalışmalarına değindi.


Doç. Dr. Bircan Kayaaslan ve Doç. Dr.Ferit Kuşcu başkanlığında Sözlü Bildirimler Oturumunun üçüncüsü gerçekleştirilerek 5 sözlü sunum yapıldı. Sözlü ve poster sunumlarına www.hivaidskongresi2021.org web sitesinden ‘Bildiri Kitapçığı’ bölümünden ulaşabilirsiniz.


Asistanlar için Olgu Sunumlarının Oturum Başkanları Prof. Dr. Volkan Korten ve Prof. Dr. Dilara İnan oldu.


Enf. Uzm. Dr. Hülya Özkan Özdemir, Ass. Dr. Çiğdem Mermutluoğlu, Enf. Uzm. Dr. Adalet Aypak ve Doç. Dr. Sabri Atalay Olgu sunumları gerçekleştirdiler.


Aranın ardından Kongre Kapanışı gerçekleştirildi.





181 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör